+ Konu Cevaplama Paneli
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: Dünyanın Yaşanmış En Büyük Aşk Hikayesi

  1. #1
    Süper Üyemiz tefekkür is on a distinguished road tefekkür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    1.850

    Arrow Dünyanın Yaşanmış En Büyük Aşk Hikayesi

    Dünyanın,Yaşanmış En Büyük Aşk Hikayesi



    Ne Leyla .
    Ne .Mecnun,
    Ne Ferhat, ne Romeo vs. vs.
    En güzel aşk hikayesi
    Efendimiz s.a.v. ile
    Hatice Validemiz’in hikayesidir..
    Sanır mısınız ki Leyla ile Mecnun evlenseydi,
    ya da digerleri. .
    Aşklar dillere destan olur, günümüze kadar ulaşırdı?
    Hayır tabii ki! Belki bir kaç sene sonra bitecekti..
    Yaşanmadığından, kavuşulmadığından hep bunlar
    Ama siz bir bakın efendimizle,
    Hatice Validemiz’in aşkına ALLAH .için!
    Bu, yaşanmış hem de uzun yıllar boyu yaşanmış bir aşk..
    Şimdi gönül penceresinden,
    Efendimizden sonra insanlığın en yücesi, mübarek annemizi seyretmeye çalışalım:
    Efendimiz 24 yaşında idi.
    Hatice annemiz ise, 39 yaşında dul, nâzenin bir hanımefendi idi.
    Aynı zamanda Efendimizin akrabası idi. Merhamet dolu kalbi kadar derin bir güzelliğe sahipti. Fizik çizgileri ardında bakışlarındaki mânâ dolu güzellik hemen fark edilirdi. Yüzlerce evlenme teklifini:
    — Evlenmeyi kesinlikle düşünmüyorum, beyanı ile reddediyordu.
    Herkes ona hayrandı.
    Fakat kimse onun gönül kalesi önünde hayranlıktan öte geçemiyordu.
    Efendimiz, kısa bir sürede Hatice annemizin itimad ve takdirini kazandı.
    Hatice annemizin tüm dünya güzelliklerine kapalı olan gönlünü
    Efendimizin aşkı ile dolduruverdi.
    Fahr-i Kâinat Efendimiz, Şam'a kervanları götürünce,
    Hatice annemiz dama çıkar, o gelene kadar hasret şarkıları okurdu.
    Mânâ ilimlerinde Allah'ın çok sevdiği üç beste nakledilir.
    Bunlardan biri, Şeyma annemizin Efendimize bestelediği
    Muhammed kasidesi, ikincisi Hicret'te Efendimiz beklenirken,
    Medineliler'in söylediği ünlü Hicret şarkısıdır.
    Bu besteler, yüzyıllar sonra mânâ ehlinin zaman perdesinden yakalayıp
    bize naklettiği ve öğrettiği şarkılardır.
    Üçüncü beste ise, Hatice annemizin Efendimize sunduğu hasret şarkısıdır ki,
    Allah'ın gayp âleminde gözlenmiş, Efendimizden başkası onu dinleyip duymamıştır.
    Ve birgün Hatice annemizin yüreği bu sevdaya dayanamadı. Efendimizi,
    Hz. Ebû Talib'den istemeye karar verdi.
    Hz. Hatice annemiz, arkadaşı Münye kızı Nefise'ye durumu açınca, Nefise:
    — Aman ya Hatice, bu tarz bir evlenme teklifi ne Arap âleminde, ne de dünyada görülmüş olay değildir, elâlem bize ne der? diye mani olmak istedi.
    Fakat güzeller güzeli, nazlılar nazlısı Hatice annemiz:
    — Herkes ne derse desin, benim bu aşka tahammülüm kalmadı, buyurdu.
    Tüm mânâ ilmine altın çivilerle bir yeni mânevi yasa böylece yazılmış oldu. Mânâ ilimlerinin temeline geçen bu kural aynen şöyle ifade edilmektedir:
    «Allah ve O'nun sevgilisi Fahr-i Kâinat adına yapılacak fedakârlıklarda sınır yoktur. Hele çevrenin yargılarından çekinmek kesinlikle yasaktır.
    Formül: elâlem ne derse desin, yasasıdır.»
    Allah, Hz. Hatice'nin sevgisine uygun bu davranışını öyle sevdi ki, yeryüzünün en mutlu ve muhteşem yuvasını takdir edip kurdu. Böylece Kâinatın Fahr-i Ebedîsi,
    Hatice annemizle evlendi.
    Bu olay İslâm Dîni'nin temel dayanaklarının en önemli temelini teşkil etti.
    Yeryüzünün en şerefli siyasi ve sosyal hareketi olan
    İslâmiyet böylece bir yandan büyük bir maddi dayanağa sahip olurken, daha önemlisi
    Hatice annemizin
    Efendimiz üzerindeki akıl almaz ihtimam ve şefkati ile güçlendi.
    Hatice annemiz Efendimize karşı öylesine sevda dolu bir duygu beslerdi ki:
    Fahr-i Kâinat Efendimiz dîni telkin için Mekke sokaklarına çıktığı zaman,
    Hatice annemiz de:
    — O güneşte dolaşırken ben gölgede oturamam, diyerek evin avlusuna çıkardı.
    Efendimizin her soluduğu nefesi izleyerek âdeta
    o nefeste var olmak isterdi.
    Eliyle hazırladığı yemeklerde büyük îtina gösterir,
    her şeyin en güzelini ona sunmak için çırpınır dururdu.
    Fakat daha önemlisi Efendimizin kalbi ile olan âhengi idi.
    Hatice annemiz,
    Fahr-i Kâinat Efendimizin en ufak bir üzüntüsünü anında hisseder,
    bir yandan onu gidermek için çaba sarf ederken, bir yandan da
    gönül güzelliği ile o üzüntüyü yok ederdi. ..
    Yine ilk vahiy geldiğinde
    O’na nasıl destek olduğuna, yüreğini,malını,canını nasıl
    serdiğine bakın..
    Ve Efendimiz’in yüreğindeki Hatice Validemizin yerini düşünün,
    cok hadislerde geçer
    Fahr-i Kâinat Efendimiz, Kur'ân'ın gelişine mukaddem günlerde
    Nur Mağarası'nda murakabeye çekildiği zaman;
    Hatice Validemiz’e bakın; Her gün O en sevgili’ye yiyecek taşıyor!
    Her gün gidiyor ve O’nunla biraz oturuyor..
    sonra dönüp gidiyormuş gibi uzaklaşırdı.
    Kısa bir süre sonra dönüp bir taşın ardına gizlenerek saatlerce
    Efendimizi beklerdi. Buradaki incelik,
    Efendimizi, hiç rahatsız etmeden, onun muhteşem
    huzurunu bozmadan Efendimizi koruma zevki idi.
    Ve Yaşı 55 civarı idi
    Hira Magarasını bilir misiniz siz?
    Ne kadar yüksektir çıkması ne kadar zordur?
    heleki o zamanın şartlarında
    Bugün gençler bile çıkarken ter içinde kalırlar, çok yorulurlar..
    Yine bakınız ki o asil hanıma, Hatice Validemiz’e
    Efendimiz’den daha yaşlı oldugu için
    O’na üstüne evlenmesini bile teklif ediyor!
    Düşünebiliyor musunuz?
    O’nu öylesine seviyor ki, sadece
    O’nu mutlu edeceğini düşündüğü için
    “Evlen” diyor!Ama O, reddediyor, asla O’nu incitmek istemiyor.
    Hanım’a bakın!
    Vesevgisine..

    Mekkefethinin ilk günü, o karışıklık, o heyecan esnasında
    Efendimiz yaslı bir hanımla karşılasıyor,
    O’nun yanına gelmesini önlemek isteyenlere
    “Bırakın” diyor gelsin..
    Sırtından abayasını çıkarıp, hanımın altına seriyor ve birlikte oturup
    1 saat kadar sohbet ediyorlar.
    Aise Validemiz merak ediyor ve sonrasında;
    “Kimdi o? Neler konuştunuz?” soruyor
    Cevaba bakar mısınız;
    ” O, Hatice’nin arkadaşı idi, eski günleri yad ettik”
    Hatice Validemiz vefat etmiş, aradan yıllar geçmiş,
    vefayı, sevgiyi, özlemi görüyor musunuz?
    Ve üstelik o kargaşada
    .Yine Validemiz’in vefatından çok uzun yıllar sonra
    kız kardesi Hale Efendimiz’in evine gelir ve kapıyı çalar..
    Öylesine heyecanlanır ki O, kapıya koşar, eli ayağı dolaşır
    “Neden” derler..“Hatice’nin calışı bu” buyururlar.
    .Ve “Sanırım Hale’dir gelen”derler..
    Hz. Hatice annemizden söze başladıktan sonra
    satırların sınırına bağlı kalmak gerçekten çok zor .
    Ne çare ki,
    Hatice annemizin Efendimiz üzerindeki şefkat ve ihtimamına
    örnekler vermemize sayfamız sınırlı kelimeler kifayetsiz kaldı
    inşallah sizlerinde bu konuda araştırma yapmanıza vesile olur
    En güzel Aşk hikayesi
    budur!
    Yasanmış ama eskimemis,
    yepyenidir..
    Bizlerin muhterem Validemiz’den alacağı cok dersler var..
    O’na, ve Onlar’a benzeyenlere selam olsun..

    Öyle Dostlar edinin ki
    Ölüm döşeğinde başucunuzda olsun,
    Sizi bir taraftan
    Yolcu edip,
    DİĞER TARAFTA KARŞILASIN
    Ve Sen Yine Denendiğinde..
    Ve Kalbin Daraldığında..
    Ve Yine Bütün Kapılar Kapandığında.. YARAB! Ne azabına dayanacak halim, Ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur... Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır. Vefasızlığım nisbetinde değil, ihtiyacım nisbetinde lütfuna talibim..."
    Ve Yine Ne Yapman Gerektiğini Bilmediğinde..

    Uzun Uzun Düşün Ve Hatırla Yaradanını!

    Allah Kullarına Kafi Değil mi?(Zumer

  2. #2
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    başka bir şey denemiyeceği için mükemmelden de öte.
    sonsuz güzellikler dileklerimle.



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



+ Konu Cevaplama Paneli

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147