-
Süper Üyemiz
Yunanistan
YUNANİSTA
Yıl 1991, aylardan Temmuz ve biz yine düştük yollara. Bu defa İstanbul’ dan araba ile yola çıkarak Yunanistan seyahati yapacağız. Sanırım o zamanlar tur şirketlerinden Yunanistan’ a tur yapan yoktu. Hedefimiz tüm Yunanistan’ ı kuzeyden güneye gezdikten sonra, Pire üzerinden Yunan adalarına geçip, adaları dolaşmak ve en yakın adalardan birinden Türkiye’ ye giriş yapmak suretiyle geri dönmekti.

Aile büyüklerinin; ne işiniz var Yunanistan’ da, hem de Türk plakalı araba ile, başka ülkemi kalmadı, tehlikelidir şimdi oralar, ” gitmeyin çocuğum” ısrarlarını duymazdan geldik, iyiki de öyle yapmışız.
Yunanistan ve Yunan adaları gezi planımızı süper güzel geçirdiğimiz bu tatilimiz ile gerçekleştirdik. Aile büyüklerimize hak verdirecek milliyetçi Yunan vatandaşları tarafından kovalandığımız, kovulduğumuz, dolayısıyla tırstığımız bir kaç maceramız (tıklayınız) ! dahil
Sırasıyla Alexandroupolis ( Dedeağaç ), Komotini ( Gümülcine ), Xanthi ( İskeçe ), Kavala, Thessaloniki ( Selanik ), Larissa, Kalambaka ( Meteora ), Lamia, Athens ( Atina ), Pireas ( Pire ) , Korinthos ( Korint Boğazı ) ve Pire üzerinden gemi ile Andros, Tinos, Mykonos, Naxos, Santorini, son olarak Samos adası ve Kuşadasından Türkiye’ ye giriş….

Eğer bir haftalık bir tatil programı yaptıysanız ki bu cumartesi yola çıkış, cumartesi ya da pazar dönüş ( biz genellikle son dakikaya kadar kullanıp pazar akşam döneriz ) şeklinde olduğunda 8 günlük bir program oluyor. Amacınız uzun uzun her şehirde konaklayarak bir tatil yapmaksa Yunanistan’ ı rahatça gezebilirsiniz. Bunun yanısıra Yunanistan’ a en yakın tarafta olan birkaç Yunan adasını gezip, Türkiye’ ye yine adalar yolu ile giriş yapın derim, çünkü ring yapıp adalar üzerinden giriş yapmak, tekrar İpsala üzerinden dönmek zorunda olmamak, çok daha keyifli oluyor.
İpsala’ dan çıktıktan sonraki Selanik dahil ilk beş şehri 2 gün içinde gezebilirsiniz ama esas Yunanistan’ da en görülmeye değer yer bence Meteora bölgesi. Mutlaka görülmeli ve minumum 1 gece Meteora’ da konaklamalısınız, çok etkileyici. Atina, Pire ve Korint Boğazını da görmek için 2 gece 3 gün ayırıp, Pire’ den Mikanos adasına geçebilir ve Yunanistan’ a en yakın 2-3 adayı da bu sayede rahatlıkla gezebilirsiniz.

Biz tercihimizi daha çok Yunan adası görmek yönünde kullandığımızdan, Yunanistan’ ın Mora yarımadası olarak bildiğimiz Peloponnese bölgesini görmedik
DEDEAĞAÇ, GÜMÜLCİNE, İSKEÇE, KAVALA
Evet bir cumartesi sabahı saat 06:00 gibi erken bir saatte, bu sefer 4 kişilik bir kadro ve İstanbul plakalı arabamız ile yine düştük yollara. İstanbul-İpsala 267 km, İpsala gümrüğünden sabah saat 09:00 gibi çıkış yaptık. 43 km sonra Türk sınırına en yakın ilk şehir olan Aleksandroupolis yani Dedeağaç’ a vardık. İşte Yunanistandayız, gümrük vs işlemleri ile uğraşmaz ve sıra beklemezseniz İstanbul’dan yola çıkanlar için söylüyorum, 3-4 saatte Yunanistan’ a girebiliyorsunuz.
Dedeağaç çok eski, küçük bir şehir. Her yanda Osmanlı izleri var. Denize kıyısı olan bu şehir Türkiye’ deki tatil kasabaları benzeri bir liman kenti. Sınırdan çıktıktan yarım saat sonra ulaştığımız bu şehirde Türkiye’ nin dışında olduğunuzu hissetmiyorsunuz. Halkı aynı biz Türklere benziyor. Yol boyunca ibadet için konulmuş haç’ lı küçük dua yerlerini görmesek hala Türkiye’deyiz diyeceğiz, hiç fark yok. Bu ibadet yerleri yol üzerinde kaza geçirenlerip ölenlerin anısına dua amacıyla yapılmış.

Köyler, insanlar, sokaklarda oynayan çocuklar, yollar, pazar yerleri, bakkallar hep aynı. Zaten nüfusun % 25 ‘ e yakını Türk. Dedeağaç’ta çok sayıda otel ve pansiyon, kıyı şeridinde ve limanda ise çok sayıda balık lokantası var.

Dedeağaçtan sonra Komotini (Gümülcine) ve Xanthi (İskeçe)’ den geçtik, geçtik diyorum çünkü ilk gün buralarda konaklamayıp, sadece sokaklarında gezip Kavala’ ya kadar gittik.

Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe, Kavala bu dört şehir de Türk / Osmanlı izleri taşıyan, güzel, temiz, insana sıcak gelen şehirler. Bu ilk 3 şehirde konaklamadığım, uzun soluklu kalmadığım bu sebeple de çok bilgi sahibi olmadığım için fazla birşey yazmak istemiyorum. Tek söyleyebileceğim, hepsinin Türk şehirlerinden pek farklı olmadıkları.

Akşam saatlerine doğru Kavala’ ya ulaştık, Kavala da küçük ve güzel bir sahil şehri.

Dedeağaç, Gümülcine, İskeçe arasında en çok Kavala’ yı beğendim, diğerlerine göre daha bakımlı bir şehir. Sokaklarda dolaşan, parklarda oturan eli tesbihli yaşlı dedeler, Osmanlı tarzı cumbalı evler bize çok tanıdık geliyor. Kavala’ nın sokaklarında gezdikçe insanı hüzünlendiren bir havası var. Şehirde birçok Osmanlı eseri var, ama çoğu harap halde.

Çoğu Karaman bölgesinden gelen pek çok Rum buraya yerleşmiş, Türkçe konuştuğumuzu duyduklarında hemen sevinçle yanaşıp bizimle Türkçe konuşuyorlar. Bu şehirlerde dükkan sahibi esnaf daha çok mübadillerden oluşuyor. Bu sebeple çoğu çok iyi Türkçe biliyor ve sizinle uzun uzun sohbet etmek istiyorlar.
Kavala’ da 1 gece konaklayıp, Kavala kalesini, Mısırlı Mehmet Ali Paşa’ nın konağını ve Osmanlı izlerini taşıyan sokaklarını gezdik.
Ve Sen Yine Denendiğinde..
Ve Kalbin Daraldığında..
Ve Yine Bütün Kapılar Kapandığında.. YARAB! Ne azabına dayanacak halim, Ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur... Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır. Vefasızlığım nisbetinde değil, ihtiyacım nisbetinde lütfuna talibim..."
Ve Yine Ne Yapman Gerektiğini Bilmediğinde..
Uzun Uzun Düşün Ve Hatırla Yaradanını!
Allah Kullarına Kafi Değil mi?(Zumer
Tags for this Thread
Yetkileriniz
- You may not post new threads
- You may not post replies
- You may not post attachments
- You may not edit your posts
Forum Rules