-
Süper Üyemiz
(Ey Habibim, seni seven beni sever, sana kavuşan bana kavuşur)
(Ey Habibim, seni seven beni sever, sana kavuşan bana kavuşur)
Oyna ya Bilal!
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Ehl-i sünnet vel-cemaat itikadındaki bir Müslüman, bu yolun büyüklerini tanıyan, seven, onların yolunda olan bir Müslüman, dünyanın en nasipli, en şerefli, en zengin insanıdır; çünkü bunlar gibi binlerce engel arasında, Peygamber efendimize ulaştıran, Ona kavuşturan yolu bulmuştur. Bu insan, Bilal-i Habeşi gibi oynasa yeridir. Bir gün mescitte Bilal-i Habeşi hazretleri oynuyordu. Hazret-i Ömer, (Ya Bilal, burası mescid, ne yapıyorsun, burada oynanır mı?) dedi. Bilal-i Habeşi hazretleri, Resulullahı göstererek, (Buranın sahibi var, sen çık aradan) dedi. Hazret-i Ömer, taaccüp edip, (Ya Resulallah, Bilal mescidin içinde oynuyor) dedi. Peygamber efendimiz onu çağırarak, (Ya Bilal, bu ne hâl, niye oynuyorsun?) diye sordular. (Anam babam sana feda olsun ya Resulallah) dedi, (Bu benim Allahü teâlâya özel teşekkürüm. Allahü teâlâ, her şeyi senin için yarattı, sana her şeyi verdi, sadece bir şeyi vermedi. İşte bu sebepten sevincimden oynuyorum) dedi. Peygamber efendimiz tebessüm buyurup, (O sebep nedir ki ya Bilal, seni sevinçten oynatıyor?) diye sordular. (Anam babam sana feda olsun ya Resulallah, Cenab-ı Hak sana, hidayet verme yetkisi vermedi dedi. Kalbe iman bahşetmeyi sana bıraksaydı, sen önce yakınlarını, bildiklerini, tanıdıklarını hidayete erdirirdin, bu garip Bilal, tâ Habeşistan’da nasıl Müslüman olurdu, onun için oynuyorum) dedi. Peygamber efendimiz yine tebessüm edip, (Oyna ya Bilal!) buyurdular.
Resulullaha kavuşmak, Allahü teâlânın rızasına kavuşmak demektir. Allahü teâlâ, (Ey Habibim, seni seven beni sever, sana kavuşan bana kavuşur) buyuruyor. Allahü teâlâ kendisine kavuşturacak, Cennete girilecek her kapıyı kapatmış, sadece tek kapıyı açık bırakmıştır. Bu tek kapı, Resulullahın mübarek kalbidir. Peygamberler dâhil herkes, bu kapıdan geçmedikçe Allahü teâlâya kavuşamaz. Müslüman olarak, dünya ve ahiret saadetine kavuşmak için çok engel var.
1- İlki içimizdedir, o da nefsimizdir. Allahü teâlâ, (Nefs, bana karşı dikilmiş bir düşmandır) buyuruyor. Nefsten kurtulmak için onu tanımak, bilmek lazımdır. (Nefsini bilen Rabbini bilir.) Nefsi bilmeden kurtulmak mümkün olmaz. Nefsi bilmek için, İslam Ahlakı kitabını okumalıdır.
2- Şeytandır. Şeytan, kibri yüzünden Cennetten kovulmuştur.
3- Bu ikisinden daha tehlikeli, daha kötüdür. O da, kötü arkadaştır. Uygun olmayan kitap, dergi, gazete, radyo, tv hepsi kötü arkadaştır.
4- Kötü din adamlarıdır. Bunlar, Allahü teâlâya giden yolu kesen eşkıyalara benzetilmiştir. Bir de nâkıslar var. Nâkıstan kâmil çıkmaz, eksik olandan tam meydana gelmez. Abdest yok, namaz yok, cilt cilt kitap veya tefsir yazıyorlar. İşte binlerce, yüz binlerce böyle nâkıs eşkıya var.
Konu dutkmd tarafından (11-07-2009 Saat 09:29 ) değiştirilmiştir.
Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
"Oğlum sana üç öğüt vereyim!
1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"
-
Editör
(Anam babam sana feda olsun ya Resulallah, Cenab-ı Hak sana, hidayet verme yetkisi vermedi dedi. Kalbe iman bahşetmeyi sana bıraksaydı, sen önce yakınlarını, bildiklerini, tanıdıklarını hidayete erdirirdin, bu garip Bilal, tâ Habeşistan’da nasıl Müslüman olurdu, onun için oynuyorum)
harika bir tespit Allah razı olsun çok önemli bir paylaşımdı...
Tags for this Thread
Yetkileriniz
- You may not post new threads
- You may not post replies
- You may not post attachments
- You may not edit your posts
Forum Rules