+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 4 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci ... 2 3 4
31 den 40´e kadar. Toplam 40 Sayfa bulundu

Konu: OSMAN ÜNLÜ Hoca'dan Suallere verilen cevablar

  1. #31
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart 728

    Huzur Pınarı'nın bir hizmetidir

    1- Arabalara, (Allah korusun) diye yazmak, Besmele yazmak uygun mudur?



    2- Evde sadaka kutusu gibi bir şey yaptım. Orada para biriktirip sonra fakirlere dağıtıyorum. Bunun dînen mahzuru olur mu?



    3- Kadın olsun, erkek olsun pijamayla namaz kılabilir mi?



    4- Komşunun sigara içeceğini biliyoruz. Ödünç para istiyor. Verelim mi?



    5- Şafii mezhebini taklid ediyorum. Seferde cem etme durumunda nasıl hareket edebilirim?



    6- Bütün sualler ve cevabları



    7- Günün ilâhisi





    Ebû Bekr Verrak “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, "Tamahın babası, takdir edilen rızk konusunda şübheye düşmek, sanatı aşağılanıp horlanmak, kazancı da mahrûmiyyetdir."



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  2. #32
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart 729

    Huzur Pınarı'nın bir hizmetidir




    1- Mevlid kandili ile ilgili bilgi verir misiniz? Ne zaman başlar ne zaman biter? Bu gece neler yapmalıyız?

    Mevlid, doğum zamanı demekdir. Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” dünyayı şereflendirdiği güne verilen isimdir. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” Rebî’ul-evvel ayının onikinci gecesi, pazartesi günü sabaha karşı, Mekke-i mükerremede dünyayı şereflendirmişlerdir. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” hayattayken bizzat kendileri de, bu geceyi, doğum günlerinde olanları Eshâbına anlatırdı. Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân” efendilerimiz de, daha sonra bu yaptıklarını ve anlattıklarını kendilerinden sonraki nesillere anlatmışlardır. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” dünyayı şereflendirdiği için sevinenleri Allahü teâlâ afv eder. Hatta misâl veriliyor, Peygamber efendimizin amcalarından Ebû Lehebe, "Kardeşin Adüllahın oğlu dünyaya geldi" denilince, sevincinden câriyesi Süveybeye emzir diye emr veriyor. Ebû Leheb öldükten sonra rüyâda görülüyor. Ne hâldesin? diye sorulunca, "Hep azâb içerisindeyim ama senede bir gün ( Rebî’ul-evvel ayının onikinci gecesi) azâbım hafifletiliyor. Parmağımın arasından serin bir su çıkıyor, onu içiyor ve rahatlıyorum." Îmân etmediği, inanmadığı hâlde, Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” dünyayı şereflendirdi diye, o sevinmesi bereketi ile senede bir defa Allahü teâlâ azâbını hafifletiyor. Ya Ona îmân eden, Onun yolunda giden, O doğduğu için sevinenleri, bunun için hediye verenleri, bu güne kıymet ve değer verenleri, sevindiğini belli edenleri afv etmez mi Allahü teâlâ? Elbette ki afv eder.

    Bu gece, Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” doğum günü olması sebebi ile hiç olmazsa Peygamber efendimizin hayatını okumalıdır. (Şevâhid-ün-Nübüvve) kitâbının diğerlerinden faklı bir anlatımı vardır. Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” güzel hâllerini gördükçe, Peygamber efendimizi daha iyi tanıma, tanıdıkça da daha çok sevme imkânına kavuşuyoruz. O hâlleri okudukça sevgi ve muhabbet artar. Sevgi ve muhabbet artınca itâat de artar. Hatta bu sevgi çok yükselirse, sevdiğinde fâni olur.

    Mevlid gecesi bugün öğleden sonra başlıyor ve imsağa kadar devam ediyor. Gündüzü de yarın imsakla başlıyor ve güneş batana kadar devam ediyor. Oruç tutmak emr değildir, ama tutmanın da bir mahzuru yoktur.

    Bu gece, Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” hayatını okuduğumuz gibi, ayrıca tesbîhatda bulunuruz, salevât-ı şerîfe okuruz, Kur'an-ı kerim okuruz ve hediye ederiz. Namaz kılma imkânımız varsa da kaza namazı kılarız. Sevindiğimizi belli ederiz. Tebrîklerde bulunuruz. (Büyükleri, yakınları arar ve birbirimize Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimizin dünyayı şereflendirdiği gece olduğunu müjdeleriz). Böylece gecemizi değerlendirir ve kıymetlendiririz.







    Ferîdüddîn Genc-i Şeker “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, "Düşman ne kadar emîn ve incitmesiz görünse de, ısırmasından kendini emîn tutma!"



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  3. #33
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart 731

    Huzur Pınarı'nın bir hizmetidir

    1- Almanyadan çinko tabutla gelen bir cenâzeyi burada gömdüler. Bu tabutla gömmek uygun mudur?

    Uygun değildir. Toprak kaygandır, nemlidir, rutûbetlidir, yağmur yağmıştır..., böyle durumlarda tabutla gömülür. Ama çinko tabutla değil. Rendelenmemiş, çivi kullanılmayan (çivi ziynettir) tahta tabutla defnedilebilir. Tabutta tahta çivi kullanılabilir veya birbirine geçmeli de olabilir. Bununla defnedilince de, tabut içerisine toprak konur.




    2- Anlaşmalı olarak boşandık. Nikâh akdimize bir zararı olmuş mudur?

    Nikâh akdinin şakası da ciddidir, ciddisi de ciddidir. Mahkemeye intikâl edince, hakim erkeğe sorduğunda, (kabul ettim) deyince bir bağ kopar. Diğer iki bağla, tekrar tecdîd-i nikâh yapmak sûretiyle evliliğe devam edilebilir. Ama bu üç defa tekrar ettirilmişse, üçü de gitmiştir ve dînî nikâh akdi de kalmamıştır.




    3- Ebû Tâlibin kâfir olarak öldüğü yazılı. Bu konuda bilgi verir misiniz?

    Doğru, ölürken öyle idi. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” Medîne-i münevvereye hicret ettikleri zaman, Ebû Tâlib diriltildi ve îmân ni'metine kavuştu. Bununla ilgili hadîs-i şerîf de, İbni Hâcer-i Mekkî hazretlerinin (Ni’met-i kübrâ) kitâbında yazılıdır.



    4- Uşra inanılmıyor. Bu konuda neler söylersiniz?

    Anlatılmıyor. Câmilerde anlatılmış olsa... Nefsine düşkün olanlar da, (ben ilaç veriyorum, sürüyorum da...) demeye başlıyor. Allahü teâlâ yağmur göndermese, toprakla o tohum neşvü nümâ bulmamış olsa, eline hiçbir şey geçmez. Onda birini vermek gerekir. Bu inkâr edilirse, îmân gider.




    5- Üç-beş kişiye de hoparlör kullanıyorlar. Bu konuda bilgi verir misiniz?

    Burada hoca efendilerin de çok uyanık olması lâzımdır. Zaten kullanmak bid'at. Kalkıp da üç kişiye hoparlör kullanılır mı? Akıllı bir kimse bunu yapmaz.




    6- Bütün sualler ve cevabları



    7- Günün ilâhisi






    Yahyâ bin Muâz-ı Râzî “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, “Bir müslümanı medh edemiyorsan, bâri kötüleme. Faydalı olamıyorsan bâri zararlı olma, sevindiremiyorsan hiç olmazsa üzme."



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  4. #34
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart 730


    Huzur Pınarı'nın bir hizmetidir
    1- Bizim burada düğünlerin hepsi çalgılı. Ne yapacağız?

    Allahü teâlânın hatırını gözeteceğiz. Allahü teâlânın hatırını gözetmeden yapılan işler uygun değil. Yani ne yapıp yapıp dünya işlerini bahane ederek gitmemeli. Ne söylerlerse söylesinler, o bizim için önemli değil efendim.



    2- Çocukken hayvanlara eziyyet ettiğimiz falan oldu. Ne yapacağız?

    Tevbe, istiğfâr edeceğiz, bundan sonra daha dikkatli davranacağız.



    3- Kadın kocasından izinsiz bir yere çıkamaz mı?

    Evlilik zuhûr edince, ne erkek benim dediğim olur diyebilir, ne de kadın benim dediğim olur diyebilir. Çünkü ikisi de Allahü teâlânın ayrı ayrı kuludur. Evlenirken, evlendiği hanım onun hizmetçisi değil, kölesi de değil. Kadın, beyinden izinsiz olarak komşularla olsun veya diğerleriyle olsun görüşmesi caiz değildir. Ama komşular sâlihse erkeğin ona izin vermesi gerekir. Yoksa, (Efendim ben izin vermiyorum, benim dediğim olacak falan...) bir müddet sonra ne olur, sinir hastası olur, patlar ondan sonra da adam, çok afedersin de, sap gibi ortada kalır. Neticesi bu yani. Benim dediğim değil, Allahü teâlânın dediği.



    4- Namaz kılmayan beyimize karşı ne yapacağız?

    Duâ edeceğiz, çünkü kadın kocasından mes'ûl değil. Ama erkek hanımından mes'ûl. Dolayısıyla duâ etmeye devam edeceksiniz. Duâ ederken de, Yâ Rabbî! Dînini bilen, seven kimselerle arkadaş eyle! Hidâyet nasib et! Diye duâ edeceksiniz.



    5- Bütün sualler ve cevabları





    Süfyân-ı Sevrî “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki; "Dünyâya rağbet etmemeye sarılırsan, Allahü teâlâ sana çok şeyler ihsân eder. Verâya şüphelilerden sakınmağa yapışırsan, hesâbın kolay olur. Seni şüpheye düşüren şeyleri bırakıp, şüpheye düşürmeyen şeylere sarılırsan günaha düşmekten kurtulursun."



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  5. #35
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart 732

    Huzur Pınarı'nın bir hizmetidir
    1- Alkolsüz mendil veya deodorant kullanılabilir mi?

    Alkolsüz olunca hiçbir problem yoktur. Hatta içerisinde alkol bulunan mendil veya deodarant da kullanılabilir. Ama zarûret, ihtiyaç yoksa kullanmamalıdır. Çünki birinci kavle göre necsdir. İkinci kavle göre temiz kabul ediliyor. Zarûret olmadan bu birinci kavli tercih etmelidir.





    2- Dua kitabı abdestsiz tutulabilir mi?

    Hanefi mezhebine göre âyet-i kerîme çoğunlukta ise, bu şekilde olanları abdestsiz tutmamalıdır. Çoğunluk itibâriyle açıklamalar varsa tutulabilir. Ama âyet-i kerîme olunca abdestsiz tutmamak daha iyidir. Zarûri bir şey olursa o ruhsat kullanılarak tutulabilir. Hanefi mezhebinde tefsîr kitâbları mushaf gibidir. Yani Kur'an-ı kerime gösterilen edeb ona da gösterilmelidir. Şafii mezhebinde ise, âyet-i kerîme fazla ise mushaf gibidir. Açıklama fazla ise diğer din kitâbları gibidir. Din kitâblarını da abdestli tutmak elbette ki daha iyi olur.




    3- Evde ezân duymuyoruz. Kendimiz okuyalım mı?

    Zaten evde duymuş olsak bile, hoparlörle okunan ezân sünnet-i seniyyeye uygun okunan ezân değildir. Dolayısıyla kitâblarda bildirilen ezân-ı muhammedi değil, buyruluyor. Bu sebebden dolayı, eğer bulunduğumuz yerde hoparlörsüz okunan bir yer varsa o kâfi gelir. Ama hepsi böyle ise, evde namaz kılarken bile ezân okunur.




    4- Evlatlık alınabilir mi?

    Kız çocuk büyüdüğü zaman evin erkeğine, erkek çocuk büyüdüğü zaman da evin hanımına yabancıdır. Ama şöyle alınabilir, meselâ erkek, kendi kız veya erkek kardeşlerinin kızını evlâdlık olarak alırsa, zaten kendi yeğeni olduğu için büyüdüğü zaman problem olmaz.




    5- Maliki mezhebini taklid ediyoruz. Eşler arasında neler abdesti bozar?

    Kadın, kocasına eli değdiği zaman veya erkek hanımına eli değdiği zaman şafii'de bozar. Maliki mezhebinde bozmaz. Ancak şehvetle değerse bozar.








    Ebû Abdüllah el-Mukrî “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki,"Fütüvvet; kızdığı kimseye karşı güzel huylu olmak, hoşlanmadığı kimseye ihsân etmek, kalbinin nefret ettiği kimse ile hüsn-i sohbette, güzel sohbette bulunmaktır."



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  6. #36
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart 734


    Huzur Pınarı'nın bir hizmetidir
    1- Bankanın verdiği promosyonu alabilir miyiz?

    Alınabilir, bu hediyedir.





    2- Bir genç kız muayyen günündeyken, dînî nikâh akdi yapılsa bir mahzuru olur mu?

    Hayır, mahzuru olmaz. Hatta erkek de kadın da cünüb olsa, o anda dînî nikâh akdi yapılabilir. Dînî nikâh akdine, abdestli olup olmamanın bir mahzuru söz konusu değildir. Ama hayrlı işlerde abdestli olmak elbette ki daha iyidir. Alış-veriş de bir akiddir. Bu akidde nasıl abdestli olma şartı aranmamış ise, bu nikâh akdinde de aranmamıştır. Her zaman abdestli bulunup, işlerimizin hepsini abdestli yapsak, elbette aliyyül alâ olur.



    3- Evlenirken genç kız, (Mehr olarak beni hacca götür) derse, caiz midir?

    Caizdir, olabilir.



    4- Kedi beslemek caiz midir?

    Caizdir. Hatta (Kedi sevgisi îmândandır) diye hadîs-i şerîf var. Kedi necs değildir. Ama sağlık açısından tüyleri zarar verebilir.



    5- Kefen makasla kesilir mi?

    Makasla kesilmesinin, bıçakla yırtılmasının mahzuru söz konusu değildir.




    Ebû Bekr Verrâk “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, "İhlâs sâhibi mi olmak istiyorsun, önce baş olma sevgisini kalbinden at. Sonra kendini kimseden üstün görme."



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  7. #37
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart 733

    Huzur Pınarı'nın bir hizmetidir
    1- Akîka nedir?

    Allahü teâlâ bir çocuk ihsân etmiştir. Bu ni'mete teşekkürdür, şükrdür. Erkek çocuk için iki tane, kız çocuk için bir tane kesilir. Bu kesilen hayvanın etinden zengin fakir herkes yiyebilir. Çocuğu kaza ve belâlardan, hastalıklardan korur. Peygamber efendimizin “aleyhissalâtü vesselâm” sünnet-i seniyyesi yerine getirilmiş olur.





    2- Câmi tahtasına hadîs-i şerîfleri abdestsiz yazabilir miyim?

    Zaten meâlleri yazılıyor. Yazılabilir, mahzuru olmaz.




    3- Este’îzü billah ne demektir?

    E'ûzü Besmelenin kısatılmış şeklidir. Âyet-i kerîme metnini okumadan önce söylemek caizdir.




    4- Gusül abdesti alırken dua okunur mu?

    Evet, okunur. Abdestde bildirilenler gusülde de okunur. Kitâblarda guslün sünneti ile abdestin sünneti aynı diye geçiyor.




    5- Hacamat ne demektir?

    Kan aldırmak demektir. Peygamber efendimiz “aleyhissalâtü vesselâm” yaptırmış ve tavsiye de etmişlerdir. Kamerî ayın 17, 19 21'inde hacamat olmak tavsiye edilmektedir.






    Bişr-i Hâfî “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, "Dünyâ ve âhirette elem ve kederlerden kurtumak istiyenler, kötü ahlâk sâhipleriyle görüşmemelidir."



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  8. #38
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart 736

    Huzur Pınarı'nın bir hizmetidir
    1- Geçmiş zekât borçlarımızın altınla devrini yaptıktan sonra, bunların bedellerini verecek miyim?

    Ödemezsek tahrîmen mekrûh, yani haram olur. Bunların bedelleri üsûl ve fürû’ nun dışındakilere verilebilir. Altınla devir yapıldığı için, bedelleri kâğıt para, yiyecek, giyecek olarak da verilebilir.



    2- Kaza namazı borcum var ne yapacağım?

    Beş vakit namazdan sabah namazının sünneti hariç diğer dört vaktin sünnetlerini kılarken kazaya niyyet edeceğiz ve boş zamanlarımızda da kaza kılmak sûretiyle bir an önce bu borçtan kurtulmamız lâzımdır.



    3- Sabah namazını imsâk vaktinden sonra kılsak, ezânın okunmasını beklemesek olur mu?

    Şart değildir. Türkiye takviminde yazılı imsâk vaktinden 15 dakika sonra her bölgede sabah namazının vakti giriyor. Ezân okunmasa da sabah namazını bu takvimde yazılı olan imsâktan 15, biraz ihtiyatlı olsun diye 20 dakika sonra kılabiliriz.



    4- Taksitli borcu olanla devir yapılabilir mi?

    Taksitli borç olduğuna göre maaşlıdır, yani bu borçları karşılayacak geliri vardır. Dolayısıyla bu kimse iskata oturabilir, bununla devir de yapılabilir. Çünkü borcu acil değildir. Ama ödünç para alan bir kimsenin eline para geçtiği zaman ödemesi farz olduğu için, hediye etmesi caiz olmadığı için bu kimse iskata oturamaz.




    5- Yedi aylık çocuğum var, buna nasıl yetiştirebiliriz?

    Çocuğun yanında sık sık Allah lafzını telaffuz etmek gerekir.



    Mâlik bin Dînâr “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, "Bahar yağmurları yeryüzünü yeşillendirdiği gibi, Kur'ân-ı kerîm de kalbin yağmurudur ve onu canlandırır."



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  9. #39
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart 735


    Huzur Pınarı'nın bir hizmetidir
    1- Bir işimin olması için uğraşıyoruz ama bir sürü engel çıkıyor. Bu onun hayırsız olduğundan mıdır?

    Hayır. Bazı işler zor elde edilir. Meselâ ilm öğrenmekde engel daha çoktur. Hatta, (Gurer Dürer) kitâbının önsözünde, (Her hayrlı işe bir mâni' çıkar, ilme ise mâni'ler çıkar) diyor.



    2- Diş dolgusu gusle mâni midir?

    Diş dolgusu hanefi ve hanbeli mezhebinde gusle mânidir. Taklid etmek sûretiyle cenâbetlikten kurtulabiliriz. Çünkü henefi ve hanbeli mezhebinde, gusül abdesti alırken ağzın içerisini yıkamak aynen yüzü yıkamak gibi farzdır. Farz olunca eğer yıkanmazsa cenâbetlikten kurtulamıyoruz. Diş doldurulunca veya kaplatılınca iğne ucu kadar yerden daha fazlası yıkanmıyor. Yıkanmayınca da gusül olmuyor, namaz ve abdestte de olmuyor. Yani abdeste bağlı olan hiçbirşey olmuyor. Hanefi mezhebinde olan dişini doldurtur veya kaplatırsa, ilk gusül abdesti alması gerektiği zaman maliki mezhebini taklid etmeye başlar.



    3- Ehl-i sünnet değildir diye akrabalarımızla ilişkimizi kestik. Doğru mu yaptık?

    Yanlış yapmışınız. Kâfir komşunun bile hakkı vardır. Rolantiye almak ayrı bir mesele, ilişkiyi kesmek ayrı bir meseledir. Belli ölçüler içerisinde münâsebet yine devam etmelidir.



    4- Ölenin arkasından bağırarak ağlamak günâh olur mu?

    Tabii. Bağırarak, feryâd ederek, isyân ederek ağlamak çok büyük günâhdır ve ölene de ızdırab verir. Allahü teâlâya da isyân olduğu için günâh olur.





    Ebû Bekr Verrâk “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, "Çok defâ Allah rızâsı için iki rekat namaz kılar, selâmdan sonra O'na lâyık ibâdet yapamadığım için kendimi hırsızlıktan tövbe eden biri gibi suçlu hissederim."



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  10. #40
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart 737


    Huzur Pınarı'nın bir hizmetidir
    İslam ve Toplum
    1- Küçükken gökyüzüne batığımda, hâşâ Allahü teâlâyı gökyüzünün arkasında hayal ederdim. Böyle düşündüğüm için küfür işledim mi?

    Hayır. Çocukken insanın hâtırına bu şekilde gelebilir. Zaten o zaman mükellef değildiniz. Bunun mahzuru olmaz.



    2- Maliki mezhebini taklid ediyorum. Malikiye uymayı namazda hâtırladım ve içimden geçirip devam ettim. Olur mu?

    Namazı kıldıktan veya abdest aldıktan sonra hâtırlanırsa, bu abdesti malikiye göre aldım, bu namazı malikiye göre kıldım diyebilirsiniz.



    3- Namaza niyet ederken, olmadı diyerek defalarca tekbir getiriyorum. Bunun için ne yapmalıyım?

    Vesvese bir hastalıktır. Bazılarında bu temizlikte çıkar, bazılarında kendisini insanlar hakkında sû-i zan şeklinde gösterir. Acilen doktora gitmeniz lâzımdır. Niyetim oldu, diyeceksiniz ve geriye dönmeyeceksiniz. Vesvese, dînin o konudaki emrlerinin iyi anlaşılmamasından kaynaklanır. Bu arada istiğfar ve lâ havle... de okursanız kısa sürede kurtulursunuz.



    4- Sağlam göze toz, kirpik kaçınca gözde sulanma oluyor. Bu abdesti bozar mı?

    Bozmaz. Abdesti bozabilmesi için gözden hastalık, ağrı sebebi ile göz yaşı gelmesi lâzımdır. Maliki ve şafii mezhebinde abdesti bu da bozmuyor.



    5- Yemin keffareti için on tane dînî kitâbı, on fakire peyderpey versem olur mu?

    Ayrı ayrı zamanlarda verseniz de olur. Meselâ (Hakîkat Kitâbevi)nin oniki takımlık bir seti var. Bir set alınır ve (İngiliz câsûsunun i’tirâfları) ve (Nemâz kitâbı) setten çekilir. Çünkü onların fiyatları daha düşüktür. Geriye kalan on kitâb, belirlenen bir fakire birinci gün birini, ikinci gün birini..., olmak üzere on kitâb ona verilebilir. Ara verilerek de verilebilir. Böylece hem yemîn keffâreti yerine getirilmiş olur, hem de bir müslümanın eline böyle kıymetli kitâbların geçmesine vesîle olunur ve dîn-i islâma hizmet edilmiş olunur.




    Mâlik bin Dînâr “rahmetullahi teâlâ aleyh” buyuruyorlar ki, "Üç şey gönlü öldürür: Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak."







    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 4 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci ... 2 3 4

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147