Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:
"Onlar, Allah'ı gerektiği gibi takdir edemediler. Halbuki, kıyamet günü yeryüzü tamamen onun tasarrufundadır. Gökler de O'nun elinde durulmuştur. Allah onların ortak koştuklarından münezzeh ve çok yücedir." (Zümer: 39/67)
İbni Mes'ud (r.a.) diyor ki:
"Hahamlardan biri, Rasulullah (s.a.v.)'a gelerek:
"Ey Muhammed! Biz Allah'ın gökleri bir parmak üzerinde, yerleri bir parmak üzerinde, suyu bir parmak üzerinde, toprağı bir parmak üzerinde, diğer varlıkları da bir parmak üzerinde kılacağına, sonra hepsine:
"Hakim benim" diyeceğine dair malumata rastlıyoruz."
Rasulullah (s.a.v.) hahamın bu sözlerine o kadar tebessüm etti ki, mübarek dişleri göründü ve Zümer: 39/67 ayetini okudu:
Aynı hadiseyi Müslim şu farkla rivayet eder:
"...Dağları ve ağaçları da bir parmak üzerinde kılacak, sonra hepsini sarsarak diyecek ki: "Hakim benim, Allah benim."
Buhari'deki rivayette de:
"...Gökleri bir parmak üzerinde kılacak, suyu ve toprağı da bir parmak üzerinde kılacak, sair mahlukatı da bir parmak üzerinde kılacak ..." (Buhari Tevhid: 19, 36, Tefsir: 39/2, Müslim Munafikun: 19-22, Tirmizi Tefsir: 39, Ahmed: 1/457.)
İbni Ömer (r.a.)'den Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
"Kıyamet günü Allah-u Teala gökleri dürüp, sağ kabzasına alır ve: "Hakim benim! Nerede azgınlar? Nerede gururlananlar?" der. Sonra, yedi kat yeri dürüp, sol kabzasına alır ve: "Hakim benim! Nerede azgınlar? Nerede gururlananlar?" der." (Müslim Munafikun: 24, Ebu Davud Sünnet: 19, İbn Mace Mukaddime: 13, Zühd: 33, Ahmed: 3/72.)
İbn Abbas (r.a.) diyor ki:
"Yedi kat gökler ve yedi kat yerler, Allah'ın kabzasında ancak sizin avucunuzdaki bir hardal tanesi gibidir."
İbni Cerir (r.a.)'den Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
"Kürsi'nin azameti yanında yedi kat gök, bir tepsinin içine atılmış yedi adet demir para gibidir."
İbni Cerir, Ebu Zerr (r.a.)'in de Rasululah (s.a.v.)'dan şu hadisi işittiğini bildiriyor:
"Arş'ın azameti yanında Kürsi, büyük bir arazinin ortasına atılmış ufak bir demir halka gibidir."
"Kürsiye nisbetle yedi kat gök de büyük bir arazinin ortasına atılmış ufak bir demir halka gibidir." (Beyhaki-Esma ve's-sıfat)
İbn Mes'ud diyor ki:
"Arzın; gökyüzü ile onu takip eden öteki gök katı arasında beş yüz yıllık mesafe vardır. Diğer her gök katı arasındaki mesafe de beşyüz yıldır. Yedinci gök ile Kürsi arasında beş yüz yıl mesafe vardır. Kürsi ile su arasında beşyüz yıl vardır. Arş bu suyun üzerinde kuruludur. Allah-u Teala Arş'tadır. Yaptığınız işlerden hiçbiri O'na gizli kalmaz."
İmam Zehebi hadisin farklı rivayet yollarının da olduğunu bildiriyor.
Abbas b. Abdulmuttalib'den Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Gök ile yer arasındaki mesafe ne kadardır biliyor musunuz?"
"Allah ve Rasulü daha iyi bilir." dedik. Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:
"İkisinin arasında beşyüz yıllık mesafe vardır. Her gök ile diğer gök katı arasında beşyüz yıllık mesafe vardır. Her gök katının kalınlığı da beşyüz yıllık mesafe kadardır. Yedinci kat gök ile, arş arasında bir derya vardır. Bu deryanın kalınlığı, tabanı ile yüzeyi arasındaki mesafe, gök ile arz arasındaki mesafe kadardır. Allah-u Teala bunların üzerindedir ve Ademoğullarının hiç bir işi O'na gizli kalmaz." (Buhari Tevhid: 22, Ebu Davud Sünnet: 18, Nesai Salat: 1, Tirmizi Tefsir: 33/16, 57, Daavat: 90, İbn Mace Mukaddime: 13, Dua: 15, Ahmed: 5/135, 279.)