+ Konu Cevaplama Paneli
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: Emr-i maruf aşkı, Allahü tealanın sevdiği kullarının kalbindeki hususî bir haldir.

  1. #1
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Emr-i maruf aşkı, Allahü tealanın sevdiği kullarının kalbindeki hususî bir haldir.

    Emr-i maruf aşkı, Allahü tealanın sevdiği kullarının kalbindeki hususî bir haldir.
    Rabbimizin karşılıksız ihsân etdiği, îmân ni'metine şükr edebilmemiz elbette lazımdır.


    Mübarek Cumanızı tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirhâm ederiz efendim




    İnsan ihsânın kulcağızıdır. Herkes kimden iyilik görürse onu sevmeğe başlar. Herhangi bir insana bir iyilik etmek, gökten lamba olarak yere inse, bu iyilikten hasıl olan nur o kadar parlaktır ki; güneş onun yanında çok sönük kalır. Hele bu hizmet ile bir insanın hidayetine sebeb olunursa kıymeti hiç ölçülemez.

    Allahü teâlâ’ nın aziz ettiğini kimse zelîl edemez, Allahü teâlâ’ nın zelil ettiğini kimse aziz edemez..


    Büyüklerimiz buyuruyor ki; Allahü teala bir kuluna iki şeyi vermişse, ona herşeyi vermiştir, tam vermiştir. Onun bir başka şey istemeye hakkı yoktur. Birincisi Ehl-i sünnet itikadı, ikincisi Allahü tealanın sevgili bir kulunu tanımaktır... o halde bunun şükrünü iyi yapmak lazımdır ki elimizden gitmesin.

    Ayet-i kerimede mealen buyuruluyorki; Kim Allah içinse Allahda onun içindir. Allahü tealanın rızasını düşünerek haraket edenleri, insanlar neder diyerek Allahü tealanın rızasından vazgeçmeyenleri, insanların kızacakları işlerde Allahü tealanın rızasına uyanları Allahü teala himayesine alır. İnsanların rızasını gözetip, Rabbimizin rızasına uymayanların, Allahü tealanın gadab edeceği işlerde insanların rızasına uyanların işini insanlara bırakır.


    Îmân ni'metinin şükrünü yapabilmek için, sahip olduğumuz îmân cevherini herkese anlatmak, duyurmak lâzımdır. İnsanlar ebedî ateşde yanmasın düşüncesinde olmak lâzımdır. Emr-i ma'rûf da bu demekdir.

    İmamı Rabbani hazretleri buyuruyor ki; "Va’zların özü ve nasîhatların kıymetlisi, Allah adamları ile buluşmak, onlarla birlikde bulunmakdır. Allah adamı olmak ve islâmiyyete yapışmak da, müslimânların çeşidli fırkaları arasında, kurtuluş fırkası olduğu müjdelenmiş olan, Ehl-i sünnet vel-cemâ’atin doğru yoluna sarılmağa bağlıdır. Bu büyüklerin yolunda gitmedikçe kurtuluş olamaz. Bunların anladıklarına tâbi’ olmadıkça, se’âdete kavuşulamaz.

    Dinimizin yayılması, tanınması için fevkalade gayret etmeliyiz. Zira büyüklerimiz buyuruyor ki; "Bir beldede emr-i mâruf yapılıyorsa oraya umûmi bela gelmez". Îmânı tam olan bir müslüman emr-i maruf yapmadan duramaz, çünki hiçbir canlının yanmasına dayanamaz... eğer bir insan ben kurtulayım da başkası ne olursa olsun diyorsa, imanında noksanlık vardır. Her kabdan içindeki dışarıya sızar, herkes yanında ne varsa onu ikram eder..

    İnsanlar ebedî ateşde yanmasın diye uğraşmak aşkı, Allahü tealanın sevdiği kullarının kalbindeki hususî bir haldir, kime verilirse çok şükretmesi lazımdır. Rabbimizin karşılıksız ihsân etdiği, îmân ni'metine şükr edebilmemiz elbette lazımdır.

    Îmânın temeli ve en mühim alameti, hubb-i fillah ve buğd-i fillahdır. Yani, Allahü tealanın sevdiklerini yalnız Allahü tealanın rızası için sevmek ve Allahü tealanın sevmediklerini de yalnız Allahü tealanın rızası için sevmemekdir. Çünki Hadis-i şerif'te, dünyada birbirini sevenler, ahirette de beraber olacaktır buyuruluyor. Allahü tealanın sevgili kullarını sevenler, son nefeste imanla ölürler. Ve mahşer yerinde de sevdiklerinin yanında haşr olup, ahiret hayatında da beraber bulunurlar. Bunun için de, kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini iyi öğrenmemiz lazımdır... Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir. Ahiretde bize, sen kimsin demezler, dünyada iken kiminle idin derler. Ahiretde nerede ve kiminle olmak istiyorsak bunu dünyada iken seçmemiz lazımdır. İmanın korunması, ancak imanını koruyanlarla beraber olmakla mümkündür. İyi insanlar ile beraber olmak, kurtulmaya alamettir.

    Bu imanın korunması ancak imanını koruyanlarla beraber olmakla mümkündür. Kötü ahlakta bulaşıcıdır, iyi ahlakta bulaşıcıdır. Onun için iyi insanlar ile beraber olmak, kurtulmaya alamettir. Ahir zamandaki insanların en büyük sıkıntısı imanını korumaktır.

    Dünyânın neresinde olursa olsun, her insana önce lâzım olan şey, dînini, îmânını öğrenmekdir. Din, eskiden islâm âlimlerinden kolayca öğrenilirdi. Şimdi, âhir zemân olduğu için, hiçbiryerde hakîkî din âlimi kalmadı gibi. Şimdi dîni, îmânı doğru olarak öğrenmek için tek çâre, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını okumakdır. Bu kitâbları bulmak, Allahü teâlânın büyük bir ihsânıdır.

    Peygamber efendimiz ‘sallallahü aleyhi ve sellem’ hazreti Aliye, "Ya Ali, müslümanın iki alameti vardır. Birincisi; cömert olmak, ikincisi; güler yüzlü olmak. Kafirin de iki alameti vardır. Hasis olmak ve çatık kaşlı olmak", buyurmuşlar. Cömert olmak, dünyaya düşkün olmamakdır ki dinimizin şiarındandır. Dinimize hizmet edecek kişi, güleryüzlü olmağa mecbur ve mahkûmdur.

    Resulullah efendimiz (aleyhisselatü vesselam), buyurdular ki; "Dünya, uykudaki bir kimsenin rüyasıdır. İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar. Ahiret ebedî hayattır. Cennet dünyanın karşılığıdır"... dünyayı terk edene, bırakana oranın ebedi nimeti verilecektir. Yani dünyayı sahiplenmeyen, dünya malını sahiplenmeyen, onun bir karanlık olduğuna, emanet olduğuna iman eden için Allahü teala kalıcı olanı verecektir. Cehennem de dünyanın karşılığıdır, dünyayı isteyip, ahireti unutana verilir, oradan ebediyen ayrılamaz. Bu bir tercih meselesidir. Ahireti tercih edene Allahü teala cenneti verecektir, dünyayı tercih edene cehennemi verecektir. Resullullah efendimize, bugünün en hayırlısı kimdir denildiğinde; "Dünyada Allaha itaat eden ve ömrünü o yönde bitirendir" buyurdu. Yine buyuruluyorki, "Eğer bir şey mutlaka olacaksa siz onu olmuş bilin".

    Allahü teala müminlere çok kıymet vermiş, muhatab kabul etmiş, kulum demiş. .. bundan daha büyük şeref olurmu... Kim dine sahip çıkarsa, Din ona sahip çıkar.

    Aynaya baktığınız zaman kendinizi görürsünüz. Siz o aynanın neresindesiniz? İçindemisiniz, dışındamısınız? Aynanın içinde deseniz yalan olur, içinde değilsiniz. Yok deseniz olmaz, bakınca görüyorsunuz. Görülen kendinizmisiniz, o görüntü nedir?. Bir ipe taş bağlayın ve hızlıca çevirin, taş dönerken bir daire göreceksiniz. Bu nokta-i cevvale denilen daire varmıdır yokmudur. Var deseniz taş çevirilmeyince daire yok oluyor. Yok deseniz taş çevrilince daire görülüyor. Fakat aslında daire yok. Bu görülen daire nedir, nerededir?. İmam-ı Rabbani Hazretleri buyuruyor ki; bunların her ikisi de aslında olmayıp bizim hayalimizde oluşan vehimdir, görüntülerdir. İşte dünya da hakikatde bulunmayıp yok olacak bir görüntüdür. Dünya hayatı, hayaldir. Hakikat ise ahiret hayatıdır. Dünya hayatı, hakikat olan ahiret hayatının aynadaki görüntüsü gibidir. Nasıl, aynada ki görüntü bir müdded durur ve karşısında ki hakikat çekilince görüntü kaybolursa, taş çevrilmeyince daire görüntüsü kaybolursa, dünya da, bir gün kaybolacak görüntüdür. Vehmin arkasından koşan hayalperest dir. Hayalin ideali olmaz. İnsanın ideali, hayalhane olan bu dünya olmamalıdır..

    Asıl olmadan, görüntü olmaz. Aynanın karşısında cisim varsa görüntü vardır. Cisim yoksa, görüntü de yoktur. Asıl (hakikat) ahiretdir, görüntü ise dünyadır. Ahiretteki asıl, cennette ise, bunun dünyadaki görüntüsü, izdüşümü belli yerlerdedir. Cehennemde ise, görüntü kötü yerlerde görülür. Dünyadaki görüntü, ahiretteki aslın, hakikatin alametidir. Onun için, iyiler iyileri, kötüler kötüleri bulur. Ne yapıp yapıp, iyilerle beraber olmağa çalışmalıdır.

    Büyüklerimiz buyuruyorki; HAYAT HAYALDİR.

    Allahü tealaya emanet olunuz efendim.

    Huzurpınarı (ve kaizenonline.net ) ailesinin muhterem üyelerinin, Cuma gününü tebrik ederiz,
    müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.

    ali zeki osmanağaoğlu
    kırmızı ile yazılan yazı tarafımdan ilave edilmiştir.


    Bir zamanlar Ehli Sünnetin Şerefli bayrağını

    Hiç yılmadan samimiyetle azimle taşıyan

    Anadolu'yu saran sinsi küfür kancalarını

    Müminlerin kalplerinden bir bir söküp atan

    Seyyid Abdulhakimdi o en nurlu soydandı

    Müminlere hakiki dost kafirlere düşmandı

    Mütevaziydi,konuşmazdı hiç kendi aklından

    Ben dediği işitilmedi naklederdi her zaman

    Öyle bir veliydi ki o secdeye vardığı an

    Nurlar saçılırdı arşa Kaşgari Dergahından

    Bugün her kim sahipse ilim amel ihlasa

    Ve kimin kalbinde bu yola muhabbet varsa

    Borçludur onun orada yaptığı büyük irşada

    Borçludur nurlu dergahında yetişen aşıklara

    O halde; evde ,işte sohbette dualarımızda

    Rahmetle analım daima Seyyid Abdulhakimi

    Ve onu bize tanıtan , dünyayı nurladıran

    Ehli Sünneti cihana yayan, mürşidimizi

    Kutbi İrşad Hüseyin bin Said İstanbuli'yi


    huzurpınarı
    Konu dutkmd tarafından (23-01-2009 Saat 10:29 ) değiştirilmiştir.



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  2. #2
    Super Moderator ceylannur is on a distinguished road ceylannur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    33.993

    Standart

    Bir zamanlar Ehli Sünnetin Şerefli bayrağını

    Hiç yılmadan samimiyetle azimle taşıyan


    Anadolu'yu saran sinsi küfür kancalarını

    Müminlerin kalplerinden bir bir söküp atan

    Seyyid Abdulhakimdi o en nurlu soydandı

    Müminlere hakiki dost kafirlere düşmandı

    Mütevaziydi,konuşmazdı hiç kendi aklından

    Ben dediği işitilmedi naklederdi her zaman

    Öyle bir veliydi ki o secdeye vardığı an

    Nurlar saçılırdı arşa Kaşgari Dergahından

    Bugün her kim sahipse ilim amel ihlasa

    Ve kimin kalbinde bu yola muhabbet varsa

    Borçludur onun orada yaptığı büyük irşada

    Borçludur nurlu dergahında yetişen aşıklara

    O halde; evde ,işte sohbette dualarımızda

    Rahmetle analım daima Seyyid Abdulhakimi

    Ve onu bize tanıtan , dünyayı nurladıran

    Ehli Sünneti cihana yayan, mürşidimizi

    Kutbi İrşad Hüseyin bin Said İstanbuli'yi


    sag ol allah cc razı olsunnn



    ölümle nişanlıysak neden çeyiz hazırlamıyoruz









+ Konu Cevaplama Paneli

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147