+ Konu Cevaplama Paneli
1 den 4´e kadar. Toplam 4 Sayfa bulundu

Konu: Nefis terbiyesi

  1. #1
    Süper Üyemiz tefekkür is on a distinguished road tefekkür - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    1.850

    Arrow Nefis terbiyesi

    NEFİS TERBİYESİ

    Soru:
    --Nefsi terbiye etmenin ilk yolu nedir?


    --Tasavvufa girmektir. Girmişse, vazifeleri yapmaktır.

    Soru:
    --Nefsi alt etme, terbiye etme yönünde bize bir şeyler söyleyebilir misiniz?


    --Nefsiye terbiye etmenin, alt etmenin iki yolu vardır:
    1. Birinci yolu, nefsin gücünü, kuvvetini azaltmaktır. Oruç tutarsın azalır, az uyursun kuvveti azalır... Çok konuşmazsın, hatalara düşmezsin... İnsanların arasına çok katılmazsın, tenhada durursun, kendi başına durursun, rahat olursun... Bunlara işte kıllet-i taâm, kıllet-i kelâm, kıllet-i menâm, uzlet-i enâm, zikr-i müdâm demişler. Zikre müdâvim olursun. Böyle tedbirlerle, terbiye ile nefsin arzuları kırılır.
    Yâni, arzuları zayıflıyor zaten... Coşkunluğu kalmıyor arzularının... Oruç tuttuğu zaman, az uyuduğu zaman vs. Böyle bir yol vardır.

    2. Bir de zikre kuvvet gidilip, insanın aşkının, şevkinin, muhabbetinin, Allah-u Teâlâ Hazretleri'nin yoluna sevgisinin coşması sûretiyle, günahlara nazar etmeyecek hale gelmesi vardır. Aşk ve muhabbet yolu ile terbiye, zikre devam ederek; o da olabilir.
    Tabii, hepsinin çeşit çeşit incelikleri vardır. Tarikatte halvet vardır. Şeyh efendinin çeşitli tâlimatı vardır.

    Soru:
    --Ben derviş oldum ama, nefsime hakim olamıyorum; ne tavsiye edersiniz?


    --Tabii nefis çok azgındır. Nefsi yenmek, gerçekten zordur. İnsan bunun zorluğunu yenmeğe kalkıştığı zaman anlıyor. Peşinde gittiği zaman anlamıyor da, karşısına çıktığı zaman nefsi yenmenin ne kadar zor olduğu anlaşılıyor. Allah hepimize yardımcı olsun...
    Zor bir iştir. Abdestli olarak, zikir yaparak, tarikattaki vazifeleri yerine getirerek insan kuvvet bulur, Allah'ın yardımına mazhar olur. Onları muntazaman yapması lâzım!..

    Soru:
    --Nefsi uysallaştırmanın yolu nedir?


    --Az yemektir, az konuşmaktır, az uyumaktır, çok zikretmektir.

    Soru:
    --Kitaplarda az yemek tavsiye ediliyor. Fakat, buna riayet ettiğimde, ailemin, çevremin tepkisini çekiyorum. Çok zayıf olduğumu söylüyorlar. Acaba ne yapmalıyım?


    --Peygamber Efendimiz SAS buyuruyor ki: "Kuvvetli müslüman, zayıf müslümandan daha hayırlıdır. Hepsi hayırlıdır ama, o daha hayırlıdır." O halde vücudun zaafa düşmemesi önemli... Zayıfsan gerçekten, verem olacağına, ağzın kokacağına, Allah rızası için yemek ye!.. Yâni kuvvetli olayım da, iyi müslüman olayım diye...
    Yemeğin azaltılması şu sebeptendir: Yemeği çok yediği zaman, insanın nefsi kuvvetlenir. İnsanı haramlara, günahlara sevkeder. Oruçlu olduğu zaman, az yediği zaman nefsi kuvvetlenmez. O bakımdandır. Bunun ölçüsü, vücudun zayıf düşmemesidir.

    Soru:
    --Samîmî müslüman olmak için ne yapmak lâzım?


    --Derviş olmak lâzım. Samîmî müslümanlık yolu o, takvâ yolu o...

    Soru:
    --Şehvet kesilmeden dervişlikte ilerlenilir mi?


    --Şehvet kesilmez, kesilmesi de gerekmez. Çünkü, normal ölçüler içinde Allah öyle yaratmıştır, normaldir. Onun esiri olmak doğru değildir. İnsan evlenecek, evlât yetiştirecek... Hayırlı evlâtlar insanın dünya va ahiretinin sevabının artmasına vesile olur. Ümmet-i Muhammed'in adedi artar... vs. Bunlar normal şeyler...
    İslâm'da fıtrata aykırı bir durum yoktur. İslâm, fıtratı doğru bir yola sevkeder. Yaratılışında insanın bu duygular varsa, bunun meşrû yolu da nikâhtır, evliliktir; bu normaldir. Evlendiği zaman, insanın dini bütünleşiyor. Demek ki, doğrudan doğruya bu duygular insanın mânevî ilerlemesine zarar vermiyor. Aklını başından alır da çok meşgul ederse, tabii ilerletmez o zaman... Onun için de oruç tutmak lâzım, gözünü haramdan sakınmak lâzım ve zikre devam etmek lâzım!..

    Soru:
    --Çok uyuyorum, ne tavsiye edersiniz?


    --İnsanın çok uyuması, yaşıyla ilgili olabilir. Meselâ, çocuklar çok uyurlar, yaşlılar uyumak istedikleri halde uyuyamazlar. Yaşla igili bir meseledir. Sonra delikanlılık çağında büluğ meseleleriyle ilgilidir.
    Bazen yemekle ilgilidir. Çok yemek yediği zaman insan, hemen gözleri mahmurlaşır, yatacak yer aramağa başlar.
    Bazen de uykusuz kaldığı zaman olur. O da normaldir. Olduğu yerde böyle başı yere düşer. Uykuyu normal miktarda uyumak lâzım!..
    Bunun normal şekli ikidir: Bir yatsıdan sonra yatmalı, teheccüd zamanına kadar uyumalı!.. Mümkünse bir de öğleden evvel Efendimiz uyurdu; o uykuyu uyumalı!.. Bu ikisini yaptı mı insan, çakı gibi sıhhatli olur.
    Çok uykuya düşmemek için ikinci şey, çok yemek yememeli!.. Vücuduna lâzım olacak kadar yemeli... Fazla yediği zaman, fazla uyur.
    --Maşaallah bu arkadaşımız pehlivandır, bir oturduğu zaman bir kuzuyu yiyor.
    Tamam, bir kuzuyu yerse, üç gün uyur o... Ona da dikkat etmek lâzım!
    Büluğla ilgilidir dedim; yâni, bazı cinsel meselelerden dolayı da insan uyku durumuna düşebilir. Her şeyde itidale dikkat etmek lâzım geliyor.

    Soru:
    --Teheccüd namazına kalkamıyorum, ne yapayım?


    --Teheccüd namazına kalkmak için, akşam abdestli yatmak lâzım... Yâni abdest alacak, ondan sonra iki rekât , dört rekât namaz kılacak, abdestli yatacak. Akşam yemeğini de az yemek lâzım...
    Dün Tabakatüs Sûfiyye'de okuduk. Evliyâullah, İbrâhim ibn-i Edhem Hazretleri'ne nasihat ediyorlar: "Karnın tokken gece ibadetini yapmayı hiç umma; mümkün olmaz!" diyorlar. Akşam hafif yiyecek ki, gece uykusu hafif olsun, teheccüde kalkabilsin.
    Onun için, akşam yemeklerini sebze olarak, hafif olarak, erken olarak yerseniz; bir de namaz kılıp abdestli yatmağa dikkat ederseniz... Bir de duası vardır:
    (Allahümme eykıznî fî ehabbis sââti ileyke vesta'milnî biehabbil a'mâli yedeyke) diye tavsiye edilen duası vardır; bunu da okuyun. Türkçesi şu ki: "Beni en mübârek zamanda uyandır yâ Rabbi! En sevdiğin ibadeti işlemeğe muvaffak eyle yâ Rabbi!" demek...

    Soru:
    --Sabah namazını, işrak namazını camide kılmak nefsime zor geliyor; ne yapmalıyım?


    --Akşam erken yatsın!.. Hakîkaten zor geliyor. Gece saat ikide yatmışsa bir insan, sabah kurşunlanmış gibi oluyor, yataktan kalkması zor oluyor. Akşam erken yattığı zamanda karnı da acıkıyor, midesi de boşalınca, --aç tavuk rüyasında yem görürmüş-- o zaman erken kalkıyor.
    Akşam yemeğini hafif yerse, akşam erken yatarsa... Sahabe-İ Kirâm akşam erken yatardı. Yatsıdan sonra çok oyalanmaz, hemen yatardı. Az yeyince, yatsıdan sonra hemen yatınca, hele hele böyle kış günlerinde çok rahat kalkarsınız. Teheccüde bile kalkarsınız evvelallah...
    Bir de duası vardır:
    (Allahümme eykıznî fî ehabbis saati ileyke vesta'milnî bi ehabbil a'mâli yedeyke.) "Yâ Rabbi, beni en mübarek zamanlarda kaldır, ibadet yapabileyim! En güzel ibadetleri, sevdiğin ibadetleri yapmayı nasîb eyle yâ Rabbi!.." diye böyle dua eder yatarsınız. Abdestli yatarsınız, kalkarsınız.
    Uykunuzu alarak kalkınca da, işrake de kalırsınız, o hac ve umre sevaplarını da kazanırsınız, rızkınız da bol olur.

    Soru:
    --Caminize geldim, sabah namazını kıldım, yapılan duaları ve faaliyetleri sevdim. Merak ettim, bazı kimseler neden kalkıp gidiyor?


    --Hakikaten sabah namazını camide cemaatle kıldıktan sonra camide oturup zikirle meşgul olmak, Peygamber Efendimizin sünnet-i seniyyesidir ve sevaplıdır. Bir hac ve umre yapmış gibi insan sevap kazanır.
    Şimdi bu ibadetler sevaplıdır amma, bunları yapmıyor diye giden kardeşlerimizi kınamak doğru olmaz. Hastası vardır, işi vardır... Trene yetişecektir, otobüse yetişecektir... Mazereti vardır, ihtiyardır, idrarı sıkışmıştır, midesi bulanıyordur... Böyle bir mazereti olabilir. Ondan dolayı hüsn-ü zan edecek.
    Farz olmayan ibadetler için herhangi bir kimse suçlanırsa, sûizandan dolayı kendisi günaha girer. Bazı insanlar da sevaplarını söylemek ve göstermek istemezler. Çünkü gösterilince, sevabın ecri bir miktar kaybolacağı için göstermek istemezler. Gizli ibadet yaparlar, belli etmezler. Yâni, bir köşeye çekilirler, görünmeden yaparlar.
    Onun için büyüklerimiz demiş ki: "Her gördüğünü Hızır bileceksin, her geceni kadir bileceksin!" Yâni, karşındaki insana hüsnüzan besliyeceksin. Kendisi yaşlı ise, "Bu benden çok yaşadı, benden çok ibadet etti; makamı benden üstün!" diyeceksin. Yaşı senden küçükse, "Bu benden az yaşadı, günahı az işledi; bunun günahı benden daha az!" diyeceksin. Herkese güleç yüzle ve iyi nazarla bakacaksın ve gördün olayları hayra yorumlayacaksın, şerre yorumlamayacaksın; "Elbet bir sebebi vardır." diyeceksin.

    Sonra, bazı insanların geniş sorumlulukları olur. Bir tane işi olmaz bin tane işi olur, bin tarakta bezi olur. Senden fazla ister orada kalıp o sevabı kazanmayı ama, o işi vardır, bu işi vardır... Kafasında binbir tane mesele, problem vardır. Elbette onları da yapması icab ediyordur.
    Sonra Allah'ın sevgili bir kulunun, iyi bir insanın yazdığı kitaba baksan, konuşmasını dinlesen;
    Buldum demez bulanlar,
    Gördüm demez görenler,
    Hakîkate erenler,
    Gizli sırrı açar mı?..

    diyor Üftâde Hazretleri... Bazıları da kendisini göstermemeyi tercih eder, kendini saklar, belli etmez. Melâmet meşrebli olur bazıları... "Halk beni günahkâr zannetsin, pek rağbet etmesin, itibar etmesin, izzet etmesin! Şöhret afettir. Parmakla gösterilmek --Allah korursa korur, korumadığı insanlar için-- bir felâkete sebep olabilir. Mânevî bakımdan bazı sıkıntıları vardır." diye düşünen insanlar olur.

    Onun için hüsnü zan etmek lâzım, hüsnü zan edin!.. Siz ibadetleri yapın; eğer kötü halini tahmin ettiğiniz bir kardeş varsa, ona da dua edin!..
    Kimse kendisini savunmaz, "Ben Allah'ın sevgili kuluyum, velî kuluyum, yüksek kuluyum!.. Şöyleyim, böyleyim..." demez. "Er yarın hak divanında belli olur!" demiş ilâhide... Yarın rûz-i mahşerde, mahkeme-i kübrâda kulun iyiliği belli olacağı için, Allah'ın hiç bir sevgili kulu, "Şöyleyim, böyleyim..." demez. Ne Ebûbekir Sıddîk demiştir, ne Ömerül Fâruk demiştir, ne ötekiler demiştir.
    Ebûbekir Sıddîk diyor ki: Ç"Bütün insanların hepsi cennete girecek, bir tanesi cehenneme girecek sadece!.." deseler, "Acaba o insan ben miyim?" diye korkarım.È diyor. Ebûbekir Sıddîk RA...
    Yâni kimse, "Ben velîyim, ben evliyâullahın yükseklerindenim, gavs-ı azamım, kutbül aktâbım!.." demez. Niye desin?.. Allah'ın verdiği sırrı saklar.
    Onun için hüsnü zan edeceksin sen!.. Eğer aleyhinde bir şey görüyorsan, hakîkaten bir şey varsa; yanına çekersin, söylersin, nasihat edersin veya dua edersin. "Yâ Rabbi, ben bu kardeşimi çok seviyorum, sen bunu hatalardan kurtar!" filân dersin.

    Birisi çocuğuyla beraber itikâfa girmiş ramazanda... Geceleyin kalkmışlar teheccüde... Çocuk bakmış, öteki itikâf arkadaşları yatıyorlar yatakta, bunlar kalkmış teheccüd namazına... Abdesti almışlar. "Baba, ne olurdu bunlar da kalksalardı. Ne güzel gelmişler böyle, camide ibadet etmeleri lâzım, horul horul uyuyorlar. Kalkıp da namaz kılsalardı, bizim gibi teheccüd kılsalardı ne iyi olurdu." deyince; "Ah evlâdım! Keşke sen de kalkmasaydın, uyusaydın da bu lafı söylemeseydin!" demiş babası... Onların yatmasını ayıpladığı için...

    Soru:
    --İstemeyerek her şeye karışıp, konuşuyorum; buna bir çare söyler misiniz?


    --Eskiden baklayı okurmuş şeyh efendiler, müridin ağzına koyarmış. Erimediği için, dualı bakla ağzında dururmuş. Öylece diline hakim olurmuş. Siz de hakim olmağa çalışın!.. Zikirle meşgul edin dilinizi, başka şeye vakit kalmasın. Mümkün olduğu kadar az konuşun. Sorun kendinize: "Bu sözü söylemem lâzım mı?" diye... Pek gerekmiyorsa konuşmayın!..

    Soru:
    --Kalbimize kötü düşüncelerin gelmemesi için ne yapmamız lâzım?


    --Tabii, bu kötü düşünceler ya nefisten gelir, ya şeytandan gelir. Nefsin vesvesesi veya şeytanın vesvesesi olarak gelir. Abdestli olursanız, zikrullahla meşgul olursanız, zikr-i kalbîye müdâvim olursanız onlar gelmez.

    Soru:
    --Kibir nasıl yenilir, nasıl kırılır?


    --Tasavvufî terbiye ile kırılır. Biliyorsunuz; koca kavuklu, cübbeli, sarıklı, itibarlı, izzetli Aziz Mahmud-u Hüdâî, Bursa kadısı olarak Üftâde Hazretlerine gittiği zaman, ona sokaklarda ciğer sattırmış ilkönce... Tasavvufun böyle nefsi terbiye metodları vardır. Onlarla, tasavvuf ilmiyle terbiye olunur. Az yemekle, az konuşmakla, az uyumakla, çok zikretmekle terbiye olur. Ama, bir hocanın nezaretinde olursa, daha iyi olur.
    Kendisinin kusurlarını araştırıp, sorup, görmekle terbiye olur. Başka insanların olgunluklarını görüp, "Bak ben şunlar gibi olamıyorum!" demekle, kendi halini bilmekle terbiye olur.
    Mâdem zihnine böyle bir şey takılmış kardeşimizin, Allah kibirden kurtarsın... Sevdiği, tevâzû ehli, güzel bir kul olmayı nasib eylesin...

    Soru:
    --Gözyaşı dökemiyorum; çâresini izah eder misiniz?


    --Gözyaşı dökmek, kalbin rikkati ile ilgilidir. Duygulanacak, göz yaşı dökecek, ağlayacak. Bunun için de midenin boş olması lâzım!.. Oruç tutar, biraz daha rikkatli olur. Ondan sonra, tefekkürü çok yapmak lâzım!..

    Soru:
    --Yalnız başına kalınca günah işlememek için ne yapmak gerekir?


    --Abdestli olursunuz. Abdestli gezdi mi, Allah'a sığındı mı insan, mümkün olduğu kadar mahfuz olur. Zikr-i kalbîye devam eder, zikirde olursanız, yalnız başınıza günah yapmaktan korunursunuz. Allah-u Teâlâ Hazretlerine sığının, ilticâ edin; yardımcı olsun.
    Ve Sen Yine Denendiğinde..
    Ve Kalbin Daraldığında..
    Ve Yine Bütün Kapılar Kapandığında.. YARAB! Ne azabına dayanacak halim, Ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur... Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır. Vefasızlığım nisbetinde değil, ihtiyacım nisbetinde lütfuna talibim..."
    Ve Yine Ne Yapman Gerektiğini Bilmediğinde..

    Uzun Uzun Düşün Ve Hatırla Yaradanını!

    Allah Kullarına Kafi Değil mi?(Zumer

  2. #2
    Süper Üyemiz okyay is on a distinguished road okyay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.203

    Standart

    Soru:
    --Yalnız başına kalınca günah işlememek için ne yapmak gerekir?


    --Abdestli olursunuz. Abdestli gezdi mi, Allah'a sığındı mı insan, mümkün olduğu kadar mahfuz olur. Zikr-i kalbîye devam eder, zikirde olursanız, yalnız başınıza günah yapmaktan korunursunuz. Allah-u Teâlâ Hazretlerine sığının, ilticâ edin; yardımcı olsun.

    "tefkkür" kardeşime teşekkürler.
    Allah c.c. razı olsun.

  3. #3
    Super Moderator ceylannur is on a distinguished road ceylannur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    33.993

    Standart

    Soru:
    --Gözyaşı dökemiyorum; çâresini izah eder misiniz?

    --Gözyaşı dökmek, kalbin rikkati ile ilgilidir. Duygulanacak, göz yaşı dökecek, ağlayacak. Bunun için de midenin boş olması lâzım!.. Oruç tutar, biraz daha rikkatli olur. Ondan sonra, tefekkürü çok yapmak lâzım!..

    Soru:
    --Yalnız başına kalınca günah işlememek için ne yapmak gerekir?


    --Abdestli olursunuz. Abdestli gezdi mi, Allah'a sığındı mı insan, mümkün olduğu kadar mahfuz olur. Zikr-i kalbîye devam eder, zikirde olursanız, yalnız başınıza günah yapmaktan korunursunuz. Allah-u Teâlâ Hazretlerine sığının, ilticâ edin; yardımcı olsun.

    Sag ol paylasımın için canımmm



    ölümle nişanlıysak neden çeyiz hazırlamıyoruz









  4. #4
    Super Moderator ceylannur is on a distinguished road ceylannur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    33.993

    Standart

    Müminlerin Özellikleri



    1) Bakara 208 / 31 - Ey mü’minler! Hepiniz iç ve dışınızla sebat üzere İslam’ a girin...

    Mü’min;
    a) Hem dış görünüşü ile hem de içyapısı ile İslam’ a girmeli, özel ve sosyal hayatında din ve dünya işi diye bir ayrıma girmemeli.
    b) Geleneklerin veya arzuların değil İslam’ ın gerektirdiği gibi yaşamalıdır.
    c) Hiçbir ferdi veya grubu öne çıkarmadan herkes Kur’an’ ı ve sünneti ölçü alırsa evrensel birlik oluşabilir yoksa birleşmemekte birleşirler.

    2) Maide 105 / 124 - Ey iman edenler! Nefislerinizi düzeltmek üzerinize bir borçtur. Siz düzeltip doğru yolda bulunduktan sonra yolunu şaşıranlar size zarar veremez.

    Nefsini düzeltmek, ihlâslı ve kararlı bir kişilik kazanmak, büyük cihatta bir zaferdir ve her müslümanın görevidir. Eğer tam düzelmişse onu kimse saptıramaz, sapıtıyorsa da zaten tam olarak düzelmemiştir.

    3) Teğabün 16 / 556 - O halde gücünüz yettiğince ALLAH’ a isyandan kaçının, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Her müslüman;
    a) Sürekli Kur’an ve gerekli bilgileri okuma ve olgunlaşma süreciyle,
    b) Kusurları düşünüp tevbeye devamla,
    c) İnfak ederek cimriliği yenmeye çalışmakla,
    d) Sürekli namaz ve ALLAH’ ın yardımı için dua etmekle,
    e) Her an ALLAH’ ın gördüğünü unutmamakla,
    f) Şirkten kaçınmakla nefis terbiyesine devam etmelidir.

    4) Şuara 88 / 370 - O gün ne mal fayda verir ne de evlat. 89) Ancak ALLAH’ a kalbi selim (temiz kalp) ile gelenler (o gün fayda bulurlar).

    Unutulmamalı ki;
    a) Mal ve evlat sorgulanmaya,
    b) Tertemiz bir kalp ise kurtuluşa götürecektir.

    5) Ala 14 – 15 / 591 - (Şirk, günah ve cimrilikten) temizlenen, Rabbinin adını anıp da ona (kulluk eden) namaz kılan kuşkusuz kurtuluşa ermiştir.

    Kurtuluş yoluna girenler;
    a) Günahlarına tevbe edenler,
    b) Günahlardan sakınmayı sürdürenler,
    c) Şirke karşı uyanık duranlar,
    d) Daima kalben ALLAH ile olanlar,
    e) Namazla iyiliği emretmeyi ve kötülüğü engellemeyi beraber yapanlar.

    6) Araf 200 / 175 - Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen ALLAH’ a sığın çünkü o işitendir, bilendir 201) Takvaya erenler var ya onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (ALLAH’ ın emir ve yasaklarını, azabını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.

    Şeytan her ne zaman kötülüğe çağırırsa veya kalbe vesvese verirse;
    a) Bu uyarıyı bilenler hemen ALLAH’ ı ve azabını düşünür, hemen ALLAH’ a sığınarak bu vesveseden kurtulmaya çalışır.
    b) Çünkü bu çağrıyı en iyi işiten, bilen şeytana ve kalplere hükmeden yalnız ALLAH’ tır.

    7) Naziat 40 - 41 / 583 - Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için ise şüphesiz cennet yegâne barınaktır.

    ALLAH’ ın hesabından ve azabından korkarak kötü arzulardan uzaklaşanın gideceği yer cennettir.

    8) Rad 28 / 251 - Bilesiniz ki kalpler ancak ALLAH’ ı anmakla (emir yasağına uymakla) yatışır ve huzur bulur. 29- İman edip, iyi işler yapanlara ne mutlu, varılacak güzel yurtlar da onlar içindir.

    ALLAH kalpleri ancak;
    a) Kendini anmakla,
    b) Emirlerine uymakla,
    c) Yasaklarından kaçmakla huzur bulacak şekilde yaratmıştır.
    d) Çünkü günahlar yorucudur ve cehennem yolculuğu da çok masraflıdır. Buna karşı cennet yolculuğu ise çok sadedir.

    9) Kasas 83 / 394 - İşte ahiret yurdu; biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimselere veririz, en güzel akıbet takva sahiplerinindir.

    ALLAH cennetini;
    a) Sahip oldukları mal, makam ve evlatla böbürlenmeyenlere,
    b) İnsanlar arasında kötülüğün ve bozgunculuğun yayılmasını istemeyenlere,
    c) Gizli ve açık günahlardan sakınanlara vereceğini vaat etmiştir.

    10) Fecr 27 – 28 – 29 – 30 / 593 - Ey huzura kavuşmuş insan! Sen ondan hoşnut, o da senden hoşnut olarak Rabbine dön, (seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir (buyuracak).

    ALLAH’ a iman, ibadet ve nefis terbiyesi sonunda tam bir tevekkülle huzura kavuşmuş olanların ALLAH’ tan hoşnut ALLAH’ ın da onlardan hoşnut olduğu iyi kullarla beraber cennete girecekleri müjdelenmektedir.

    11) R. Salihin C 3- S 204- No 154 ( Tirmizi ) Ukbe b. Âmr (r.a)’ den; “ Ya Resulullah (esas) kurtuluş nedir? ” dedim. ALLAH Resulü buyurdular ki: Dilinin sana zarar vereceği şeylerden alıkonması, evinin (geçimi, maddi ve manevi eğitimi) ile meşgul olman ve günahlarına ağlamandır.

    H. Ş. göre kurtulacak olanlar;
    a) Dilin afetlerinden kaçınanlar,
    b) Helal kazançla evini geçindirmeye çalışanlar,
    c) Günahları için gözyaşı dökenler.

    12) R. Salihin C 3- S 206- No 1524 ( Müslim ) Ebu Hureyre (r.a)’ den Peygamber (sav) şöyle buyurdu: Gıybet nedir bilir misiniz? Ashap: ALLAH ve Resulü daha iyi bilir, dediler. ALLAH Resulü: Gıybet, senin müslüman kardeşini hoşlanmayacağı bir sözle anmandır buyurdu. Kendisine şayet söylenen şey, o kardeşimde varsa durum nedir, diye sorulduğunda, ALLAH Resulü: Eğer dediğin sıfat kardeşinde varsa bu gıybet olur, yok eğer hakkında söylediğin sıfat onda yoksa kendisine iftira etmiş olursun, buyurdu.

    H. Ş. göre;
    a) Müslüman hem kendini, hem de bir başkasını gözden düşüren gıybetten kaçınmalı,

    b) Konuşurken gıybeti yapılan bizi dinliyormuş gibi düşünerek konuşmalı,

    c) Çünkü anlatılan olay doğruysa gıybet, yanlışsa iftira olur.

    Not: Gıybet uyuyan bir insanın üzerini açmaya benzer ki bu da çok ayıp bir harekettir. Ayrıca gıybet ısırdıkça zevk alan köpeksi ve yılansı bir yaklaşımdır. Kendisi gıybetten (bal yer gibi) zevk alırken karşıyı da sürekli incitmektedir. Kalbi kirletmemek yani nefis terbiyesi için gıybet ve benzerlerinden kaçınmalıdır.

    13) T. Muhammediye S 320 ( Ebu Şeyh ) Enes bin Malik (r.a)’ den Peygamber (sav) şöyle buyurdu: Hayâ perdesini atanın (mevcut hayâsızlığını anlatmak) bir gıybet sayılmaz.

    Not: Bu açıklama rencide etmek için değil bu tür insanların tehlikesine karşı uyanık ve tedbirli olmak içindir.

    14) T. Muhammediye S 446 ( İbnu Ebi Dünya ) Aişe (r.anha)’ dan yaptığı rivayette Hz. Aişe diyor ki: Bu ümmet içinde peygamberinden sonra ilk meydana gelen yenilik devamlı tok bulunmaktır. Çünkü milletin karınları doyunca bedenleri yağlanır, kalpleri zayıflar ve şehvetleri galip gelir.

    Not: Sürekli tok karınlı ve yağlı olmak nefis terbiyesine zıt düştüğü için iradeyi güçlendirmek ve nefse hâkim olmak zordur. Başarılı olmak için nefsin isteklerini kontrole almalıdır.

    NEFİS TERBİYESİ YÖNÜNDEN MÜMİNİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR? SORUSUNA
    BU AYETLER VE HADİSLER IŞIĞINDA CEVAPLAR

    1) Kalben ve tüm davranışları ile İslam’ a girer,

    2) Nefsini düzeltmenin bir görev olduğunu bilir,

    3) Nefsini tam düzeltince kimsenin kendisini saptıramayacağının bilincindedir,

    4) Gücü yettiğince isyandan kaçınarak itaat eder,

    5) Nefsini cimrilikten temizlemek için infak eder,

    6) Mahşere mal ve evlatla değil temizlenmiş kalple gelenlerin kurtulacağını bilir,

    7) Şirkten ve günahlardan temizlenip Rabbini anıp da namaz kılanın kurtulacağını bilir,

    8) Şeytanın vesvesesi gelince hemen ALLAH’ a sığınır,

    9) Vesvese geldiğinde ALLAH’ ı ve azabını hatırlayarak o vesveseyi aşar,

    10) ALLAH’ ın azabından korkarak nefsini kötü arzulardan uzaklaştırır,

    11) Kalbinin haramlardan kaçmakla, helalleri yaşamakla ve ALLAH’ ı anmakla huzur bulacağını bilir,

    12) Yaşamında böbürlenmekten ve bozgunculuk yapmaktan kaçınır,

    13) ALLAH’ ın nefis terbiyesi ile huzura ermiş kullarına o gün “ Gir seçkin kullarım arasına, gir cennetime “ diye hitap edeceğini bilir ve bu kullar arasına girmek için nefsini terbiye etmeye çalışır,
    14) H. Ş. göre kurtulacak olanlar dilin afetlerinden kaçınanlar, helal kazançla evini geçindirmeye çalışanlar, günahları için gözyaşı dökenler,

    15) H. Ş. göre müslüman hem kendini, hem de bir başkasını gözden düşüren gıybetten kaçınmalı, konuşurken gıybeti yapılan bizi dinliyormuş gibi düşünerek konuşmalı, çünkü anlatılan olay doğruysa gıybet, yanlışsa iftira olur,

    16) Ayrıca hayâ perdesini atanın mevcut hayâsızlığını anlatmak bir gıybet sayılmaz,

    17) Sürekli tok karınlı olmak nefis terbiyesine zıt düştüğü için iradeyi güçlendirmek ve nefse hâkim olmada başarılı olmak için nefsin isteklerini kontrole almalıdır.

    Kaynak: | VAHYİN IŞIĞINDA REHBERLİK



    ölümle nişanlıysak neden çeyiz hazırlamıyoruz









+ Konu Cevaplama Paneli

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147