ALLAHI SEVMENİN YOLU

Hüseyin Hilmi Işık Efendi buyuruyor ki:

İbâdetlerin ve dünya işlerinin faydalı, mübârek olması, yalnız Allah için yapmakla, yalnız Allah için kazanmakla ve yalnız Allah için vermekle, kısacası, İhlâs sahibi olmakla olur. İhlâs; yalnız Allahü teâlâyı sevmek ve yalnız Allah için sevmektir. İnsan, sevdiğini çok hatırlar. Kalb hep O’nu zikreder, yani anar.
Allahü teâlâyı çok sevenin, O’nu çok hatırlaması, kalbinin hep O’nu zikretmesi lâzımdır. Bunun içindir ki, Kur’ân-ı kerîmde; “Allahü teâlâyı çok zikrediniz!” buyuruluyor.
Künûz-üd dekâik kitabındaki Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Dereceleri en yüksek olanlar, Allahı zikredenlerdir.”
“Allah sevgisinin alâmeti, O’nu zikretmeyi sevmektir.”
“Birini çok seven, onu çok zikreder.”
“Allahı çok zikreden, nifaktan kurtulur.”
“Allahü teâlâ, çok zikredeni çok sever.”
Allahü teâlâyı çok zikredebilmek yollarını tasavvuf âlimleri bildirmişlerdir. Bu yollardan en kolayı, bir Mürşid-i kâmil bulup, onu severek, ona edepli olarak, onun kalbinden feyz almaktır. Mürşid-i kâmil; kendinden önceki bir mürşid-i kâmilden feyz alarak onun gibi feyz verebilecek bir kuvvete kavuşan İslâm âlimi demektir. Bu kuvvete kavuştuğu, mürşidi tarafından kendisine yazılı olarak bildirilir. Mürşidlerin birbirlerinden feyz almaları, bir zincirin halkaları gibi eklenerek, Resûlullahtan “sallallahü aleyhi ve sellem” zamanımıza kadar gelmiştir. Yani, bir mürşid-i kâmil Resûlullahtan başlayarak, mürşidleri vâsıtası ile kendi kalbine kadar akmakta olan feyzleri, hâlleri, bereketleri, başkalarının kalblerine akıtmaktadır.Mürşidin ve feyz almak isteyen mürîdin, salih Müslüman olmaları lâzımdır. Ehl-i sünnet itikâdında olmayan, meselâ Eshâb-ı kirâmdan herhangi birine dil uzatan ve dört mezhepten birine uymayan, haramdan sakınmayan, meselâ zevcesini, kızını dinimizin emirlerine uygun giydirmeyen ve çocuklarının İslâm bilgisi, Kur’ân-ı kerîm öğrenmeleri için çalışmayan bir kimse, mürşid değil, salih bir Müslüman bile değildir. Mürşidin her sözü, her işi, Ehl-i sünnete ve ilmihâl kitaplarına uygun olur. Resûlullahın hicretinden 1000 sene geçtikten sonra ahir zaman başladı. Kıyâmet alâmetleri çoğaldı. Ahir zamanda, Allahü teâlâ, Kahr ve Celâl sıfatları ile tecellî edecek, fitne, felâket artacaktır. Din bilgileri bozulacak, Ehl-i sünnet âlimleri ve mürşid-i kâmiller azalacaktır.


türkiye takvimi