cİhânI tenvîr eden en son Nûra
elvedâ’
en derİn sevgİlerle, azîz yâra
elvedâ’!
İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
(Onbeşinci asrı aydınlatan ışık)
HÜSEYN HİLMİ IŞIK efendi
“rahmetullahi teâlâ aleyh”
------------
Allahü teala şefaatine kavuştursun inşallah.
Hiç duymadığım, bilmediğim, merak ettiğim konuları anlatıyordu. Çok hoşuma gitdi. Rabıta-ı Şerife risalesinden Evliyâ kabrlerinin nasıl ziyaret edileceğini anlatıyordu. Hiç duymadığım şeylerdi. Biraz sonra ezân okundu. Hoca efendi, dersimiz bugün burada kalsın deyip kitâbı kapatdı. Pırıl pırıl, çok güzel bir kitâbdı. Hiç arkasına dönmeden, kitâbı arkaya, bana uzatdı. “Bu kitâb, küçük efendiye benim hediyem olsun” dedi. Çok şaşırdım. Hiç arkasına bakmamışdı. Arkasında küçük efendi olduğunu nerden bildi? Sonra, hep beraber namâza kalkıldı. Biraz sonra ben derse gidecekdim. Onun için namâza kalamadım, ayrıldım. Bu zât kimdir, nerde bulunur diye merak etdim, araşdırdım. Cum’a günleri Eyyûb sultan câmi’inde va’z eder dediler. Cum’a gününü, iple çeker oldum, sabırsızlıkla bekledim. Cum’a nemâzına Eyyûb sultana gitdim. Hoca efendiyi görebilmek için caminin en ortasındaki çok büyük avizenin altına oturdum. Fakat göremedim. Biraz daha bekledim gene göremedim. Sabırsızlanıyordum. Yanımdaki, oturan kişiye sordum. Abdülhakîm efendi nerededir dedim. O da; O yan tarafdaki bölmede va’z eder. Orada olur. Buraya gelmez dedi. Bekleyemedim, hemen ayakkabılarımı alıp yan bölmeye geçdim. Orada da aradım, bulamadım. Yanımdakine gene sordum. Abdülhakîm efendi nerededir dedim. O, yukarıda mezarlıkların arasında bir câminin imâmıdır. Orada Cum’a namâzını kıldırdıkdan sonra va’z etmek için buraya gelir dedi. Namâzı bitirince gene göremedim. Dışarda bekliyeyim diye düşündüm. Tabî Eyyûb Câmi’i büyük olduğu için daha geç dağılıyor. Gelmişdir diye, namazın duâsını beklemeye sabr edemeyip hemen dışarı çıktım. Baktımki gelmiş. Karşıda bir kitâbcı vardı. Kitâbcının tezgahının yanında, ayakda, kitâbları tedkik ediyordu. Hemen yanına gitdim. Karlı bir havaydı. Çok kar yağmışdı. Kitâbcının yanında, oturmak için bir bank vardı. Kitâbcı kaba bir şeklde bağırarak, hoca hoca niye ayakda duruyorsun, otursana şuraya dedi. O da, peki deyip oturmak üzereydi. Tam o sırada fırladım. Bir dakika efendim, oturmayın dedim. Hemen üzerimdeki parkayı çıkardım. Bankdaki karları temizledim. Parkayı katlayıp bankın üzerine koydum. Şimdi oturun efendim dedim. Parkanın üzerine oturmayıp, “Al onu oradan” dediler. Benim parkamın üzerine oturmadı diye üzüldüm. Parkayı alınca, bankın üzerine oturdular. “Şimdi üzerime ört” buyurdular. Efendi hazretlerinin üzerine parkayı örtünce, sevindim. Câmi dağılınca, Efendi hazretleriyle beraber caminin yan tarafındaki küçük bölmeye girdik. Ben en önde, Efendi hazretlerinin önünde oturdum. Burun buruna oturduk. Dikkatle dinliyordum, hiç işitmediğim bilgileri, Rahle üzerindeki kitabdan anlatıyordu
-devamı var-
Teshîr edici gözler, neş’e verici sözler,
hepsi hayâl oldular, ayrılık yamân oldu.
Derin derin bakışlar, içli bir hayât gizler.
dertliyim, görmiyeli, bir hayli zemân oldu.
Tâli’ yüzüme gülüp, bana sevdirdi seni,
hasret de, elem gibi, yakdı bitirdi beni.
Ben geleceğim artık, bekleyemem gelmeni,
kalbimi zulmet basdı, gözlerimde kan doldu.
Mecnûn olmuş gezerim, aşkınla bunca yıldır,
yâ bu aşkla öleyim, yâhud yanına aldır.
Ayrılık perdelerin, bir bir gözümden kaldır,
en kıymetli günlerim, ne çâre hicrân oldu.
Seni kalbime koydum, yâd ellere bakmadım,
en mu’allâ dost gibi, dilimden bırakmadım.
Ben bir ma’sûm bir kulum, başka yola sapmadım,
derim ki, candan yakın, bana bu cânan oldu.
Hayâller perde perde, gelir geçer gözümden,
hasretlik çizgileri, okunuyor yüzümden.
Sizi sevdim diyorum, aslâ dönmem sözümden,
ben râzıyım aşkımdan, bana bu, dermân oldu.
Mâziyi eşme sakın, yüreğim kan ağlıyor,
o eski hâtıralar, hep bir bir canlanıyor.
Birçok tanımıyanlar, beni mecnûn sanıyor,
ve diyorlar bu serây, vaktsiz vîrân oldu.
Ayrı kalalı beri, dünyâ bana zındandır,
kalbimde neş’e sürûr, eğer varsa, ondandır.
Benim en azîz dostum, senelerce filândır,
istemiyerek ism, bir kalıp (filân) oldu.
Sevmenin sonu varmı? ben, yok zan ediyorum,
ve benim gibi âşık, cihânda yok diyorum.
Öyle temiz, öyle saf, bir aşkla seviyorum,
kalbim, sessiz, dalgasız, engin bir ummân oldu.
--------------------------------------------------------------------------------
cihânı tenvîr eden en son Nûra elvedâ’
en derin sevgilerle, azîz yâra elvedâ’!
Allahü teala şefaatine kavuştursun inşallah.
huzurpınarı
Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
www.huseyinhilmiisik.com
"Okuyanın ihlası artar, ya sevenin"