cİhânI tenvîr eden en son Nûra
elvedâ’
en derİn sevgİlerle, azîz yâra
elvedâ’!
İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
(Onbeşinci asrı aydınlatan ışık)
HÜSEYN HİLMİ IŞIK efendi
“rahmetullahi teâlâ aleyh”
------------
Allahü teala şefaatine kavuştursun inşallah.
Abdülhakim efendi hazretlerinden ilim öğrenmesi:
(Arabî ve Farisî öğrenmesi):
1993 senesinin ağustos ayının 5 inde, eczaneden dönerlerken, Yenibosnada İhlâs motor'u ziyaret etmişlerdi. Hocamızın çok sevdiği, pekçok kıymetli insanın kalbinde “sakallı dede” olarak taht kurmuş olan babam, (Muammer dede), Mübarek hocamızı karşıladı, binanın çeşitli bölümlerini gezdirip malûmat verdikten sonra, Bahcedeki çiçeklerin arasındaki havuzun kenarındaki sandalyelerde oturdular. İhlas motor çalışanları, bir gülistanda meşruh çiçekleri koklayıp sevince gark olan biçareler gibiydi. Hocamızın mübarek ağzından inci tanesi gibi saçılan sözlerini dinlemekle mesrur oluyorlardı. Hocamız ogün buyurdularki;
“İnde zikrissalihin tenzilürrahme”. Evliyânın ismi anıldığı yere rahmet yağar. Bütün arkadaşlar müsait zemânlarda toplanıp kitâb okusunlar. Kitap okumak şartdır. Öğreneceğiz... İslâmiyyetin en büyük düşmanı cehaletdir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi vesellem ne buyuruyor; “Beşikden mezara kadar ilm öğreniniz”. İlm öğrenmek farzdır. Farzları öğrenmek farz, vacibleri öğrenmek vacib, sünnetleri öğrenmek sünnet, harâmları öğrenmekde farzdır. Öğreneceğiz ki, sakınacağız. “Talebül ilmi farîzatün ala külli müslimen ve müslimetün.” “Müslimânların -erkek olsun, kadın olsun- ilm öğrenmesi farzdır” diyor Peygamber efendimiz. Yedi yaşından beri okuyorum, hâlâ okuyorum, kitâb okumadan duramıyorum, gece gündüz okuyorum.
Bizim kitâblarımız çok kıymetli, niçin çok kıymetli? Çünkü içinde bana ait hiçbir yazı yok. Hepsi, büyük âlimlerin sözleri. Pırlanta yanında cam parçası olur mu? Abdülhakîm efendi hazretleri bize hangi kitâbı tavsiye etdi ise, medh etdi ise, o kitâbı aldım, o kitâbdan tercüme etdim.
Beni Ankaraya tayin etdiklerinde, Mübarek bana mektûb gönderirdi. Bir mektûbunda; “Aziz Hilmi” diye yazıyor. Aziz ne demek; sevimli demek. İçinde diyor ki, “Bir zamân gelecek, din bilgileri Hilmiden sorulacak.” Evde saklıyorum o mektûbu. Şimdi bütün dünyâ bize soruyor.
Öğrendiğim her şeyi Abdülhakim efendi hazretlerinden öğrendim. Maddî manevî, elime geçen her şey, Onun bereketiyle olmuştur.
-devamı var-
Gönlüm nûru, feyz kaynağım, oldu bizden irak,
zulmet-i hicrânda kaldı rûhum pür iftirâk.
Göz yumup dâr-ı fenâdan baş açık, çıplak endâm,
can atıp dâr-ı bekâya eyledi azm-i hirâm.
Etdi ol sabî, genc gibi, zîr-i zemînde durak,
söylerim alevlenince canda nâr-ı iştiyak.
Hasret kaldım, hep karardım, oldum nûrumdan cüdâ,
feyz kaynağım, el-vedâ’, âh el-vedâ’, âh el-vedâ’.
Uğrayıp bâd-i hazân, gitdi bizden ol bî-bedel,
sohbetine mahrûm kaldım, götürdü bir soğuk yel.
Uçdu çün ol rûh-ı ma’sûm, bizlere verdi melel,
kapdı nâ-geh ol kuzuyu sürüden gürk-i ecel.
Gam çölünde vâlüh-ü hayrân kaldım pür kesel,
dâr-ı ukbâda haşr ede onu bizle Lem-yezel.
Nûr haznesi, mahmel-i tâbûta olunca sürûr,
menzil-i aslına azm etdi o rûh-ı pür-nûr.
Kaldı dil, râh-i felâket içinde bî-kes-ü zâr,
âteş-i hasret yakıp etdi vücûdüm hâk-i sâr.
Netdiğim, ne söylediğim bilmezem mecnûn gibi,
gözlerim yaşı akar, selle olur bî-ihtiyâr.
Zilhicce başlamışdı, giydi kefen ihrâmını,
dedi lebbeyk, işitince ecelin peygâmını.
Bakmadı dünyâ-yı denîye, fehm etdi encâmını,
sa’y edip, kurb-i hudâda eyledi bayrâmını.
Dilerim Safâ üzre bula Hakkın in’âmını,
cânını kurban edip, nûş etdi mevtin câmını.
Hâfız-ı Kur’ân olmuşdu oniki yaşındayken,
şâfi’î Zinnûreyn Osmân, yoldaşı gılmân ola,
Hem de o yaşda kavuşdu bir Velî nazarına,
bağ-ı Cennetde makâmı ravda-i Rıdvân ola.
Sohbeti olmadıkca, dünyâ bana zından ola,
kabri içre mûnisi îmân ola, Kur’ân ola.
Kabr-i pâkin her Cum’a varıp ziyâret edelim,
meşhedi tâşına yüz sürüp, kanâ’at edelim.
Kur’ân-ı kerîmi rûh-ı pâkine tilâvet edelim,
rûz-u şeb hayr ile yâd etmeği âdet edelim.
Îş-ü nûşundan fânî dehrin ferâgât edelim,
çünki takdîr-i Hudâdır buna itâ’at edelim.
Şiddetli ecel rüzgârı buldu, o körpe dalı,
kara toprak aldı altına o feyz menba’ını.
Ağla ey Dâ’î kaçırdın kalbinin devâsını,
Resûlullahdan gelen silsilenin halkasını.
Göz yaşların gam değil, yıkarsa dehrin çarkını,
diyelim hasretle her ân, âh ölüm târîhini (1057).
Hasret kaldım, hep karardım, oldum nûrumdan cüdâ,
feyz kaynağım, elvedâ’, âh elvedâ, âh elvedâ’.
--------------------------------------------------------------------------------
cihânı tenvîr eden en son Nûra elvedâ’
en derin sevgilerle, azîz yâra elvedâ’!
Allahü teala şefaatine kavuştursun inşallah.
huzurpınarı
Tam İlmihal Seadeti Ebediyye
www.huseyinhilmiisik.com
"Okuyanın ihlası artar, ya sevenin"