Bir hâdise üzerine çok ağladığı için
Ona bu isim verilmiştir.
Hadise şöyle:
Bu zâtın bir arkadaşı vardı ki,
çok ibâdet yapardı.
O arkadaşı bir gün;
- Yâ Alî, öyle zannediyorum ki ben şu gün,
şu mahalde öleceğim. Senden bir ricâm var.
Vefâtım ânında yanımda olmanı istiyorum,
dedi.
Ve çok geçmeden ağır hasta
olduğuhaberini aldı.
Acele yanına gittiğinde,
son nefeslerinialıyor gördü.
Ancak, küfre sebep olacak
sözler sarfediyordu.
Çok üzüldü.
Îmanla ölsündiyeçok uğraştı.
Ama o, küfür üzereöldü.
Cenâzesini alıp, kiliseye götürdü.
Ancak orada da bir telâş vardı.
Hıristiyanlar;
- Bu gece, bir ruhbânımız öldü. Ama sizin
kelime-i şehâdeti söyleyip, İslâm dîni
üzere can verdi, dediler.
Onlara cevâben;
- Bu cenâze de küfr üzere can verdi,
dedi.
Cenazeleri değiştiler.
Onların cenâzesini alıp, yıkadı, kefenledi
Ve İslâm mezarlığı’nadefnetti.
Onlar da bunu alıp, kendi mezarlıkları’na
defnettiler.
Bu hâl, Alî Bekâ hazretlerine
çok dokundu.
Ve bunun tesiriyle,
bir ömür boyu ağladı.
Bugünkü sesli menkıbeyi dinlemek için tıklayınız: