+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 1 2 3 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 22 Sayfa bulundu

Konu: Gönül Sultanları 1

  1. #1
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.295

    Standart Gönül Sultanları 1

    Ölürken yanımda bulun!


    Alî Bekkâ hazretleri büyük Velîlerdendir.
    Bekkâ kelimesi, çok ağlayan mânâsına geliyor.


    Bir hâdise üzerine çok ağladığı için
    Ona bu isim verilmiştir.

    Hadise şöyle:

    Bu zâtın bir arkadaşı vardı ki,
    çok ibâdet yapardı.

    O arkadaşı bir gün;
    - Yâ Alî, öyle zannediyorum ki ben şu gün,
    şu mahalde öleceğim. Senden bir ricâm var.
    Vefâtım ânında yanımda olmanı istiyorum,
    dedi.

    Ve çok geçmeden ağır hasta
    olduğuhaberini aldı.

    Acele yanına gittiğinde,
    son nefeslerinialıyor gördü.

    Ancak, küfre sebep olacak
    sözler sarfediyordu.

    Çok üzüldü.

    Îmanla ölsündiyeçok uğraştı.
    Ama o, küfür üzereöldü.

    Cenâzesini alıp, kiliseye götürdü.
    Ancak orada da bir telâş vardı.

    Hıristiyanlar;
    - Bu gece, bir ruhbânımız öldü. Ama sizin
    kelime-i şehâdeti söyleyip, İslâm dîni
    üzere can verdi, dediler.

    Onlara cevâben;
    - Bu cenâze de küfr üzere can verdi,
    dedi.

    Cenazeleri değiştiler.

    Onların cenâzesini alıp, yıkadı, kefenledi
    Ve İslâm mezarlığı’nadefnetti.

    Onlar da bunu alıp, kendi mezarlıkları’na
    defnettiler.

    Bu hâl, Alî Bekâ hazretlerine
    çok dokundu.

    Ve bunun tesiriyle,
    bir ömür boyu ağladı.





    Bugünkü sesli menkıbeyi dinlemek için tıklayınız:










    Menkıbeleri aldığımız kaynak siteler:












    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  2. #2
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.295

    Standart Allah dostlarıyla sohbet

    Allan dostlarından Ebül Abbâs-ı Mürsî
    hazretleri anlatıyor:

    Henüz küçük çocuktum.
    Mektebe gidiyordum.

    Bir gün, bir levha üzerine, bâzı şeyler
    yazıyordum ki, bir amca yanıma gelip;

    - Bu temiz levhayı niçin karalıyorsun.
    Bunun vebâli var, dedi.

    Ben de Ona cevâben;
    - Amca, ben bunu karalamıyorum. Üzerine dînî bilgiler
    yazıyorum. Biz asıl amel defterlerimizi karalamayalım.
    Onu karalarsak, asıl vebâl odur, dedim.

    Bu sözümden çok duygulandı.

    Alnımdan öpüp;
    - Bu, bir hikmetli sözdür, bana da öğrettin,
    dedi.

    Bu zât, bir gün sevdiklerine;
    - Cuma günü, duâların kabul olduğu ânı
    yakalarsanız, Rabbimizden ne isterdiniz?
    diye sordu

    Kimi;
    - Bir kızla evlenmeyi isterdim, dedi.

    Kimi zengin olmayı,
    kimi şehit olmayı,

    kimi de;
    - Son nefeste îmanla ölmeyi isterdim,
    dediler.

    Bu arada biri sordu:
    - Hocam siz neyi isterdiniz?

    Büyük Velî cevaben;
    - Ben, Allah dostlarıyla sohbet etmeyi isterdim,
    buyurdu.



    Bugünkü sesli menkıbeyi dinlemek için tıklayınız:

    Fırsatı Değerlendirin



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  3. #3
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.295

    Standart Kim kaldırabilirse…



    Allah dostlarından Mâruf-i Kerhî hazretleri,
    hayâtı müddetince müslim - gayri müslim,
    herkese iyilik ederdi.

    Bunun için vefâtını duyan gayri müslimler,
    Toplanıp, hep birlikte cenâzesine gelerek;
    - Mâruf bizdendi, dediler.

    Ve cenazeyi, kendi kabristanlarına
    götürmek istediler.

    Ancak Müslümanlar râzı olmadı.

    Münakaşa gittikçe sertleşiyordu ki,
    yakınlarından biri araya girip;
    - Çekişmeyi bırakın. Bu hususta
    kendisinin bize bir vasiyeti var,
    dedi.

    Gayri müslimler;
    - Nasıl bir vasiyet? dediler.

    O büyük zat sağlığında;
    - Cenâzemi kim yerden kaldırırsa,
    Mâruf onlardandır, demişti bize.

    Bunu duyan yahûdîler;
    - Pekâlâ, deyip sarıldılar cenazeye.

    Ama kaldıramadılar.
    Bir milim bile oynatamadılar yerinden.

    Hıristiyanlar denedi.
    Onlar da kaldıramadılar.

    Ama Müslümanlar tutunca,
    kuş gibi hafifledi cenaze.

    Kolayca kaldırıp, İslâm mezarlığı’na
    defnettiler.




    Bugünkü sesli menkıbeyi dinlemek için tıklayınız:

    Allah Kuluna Zulm Etmez



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  4. #4
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.295

    Standart Beni dinlersen rahat edersin

    1966 ve 67yıllarında Kadıköy müftüsü büyük

    âlim Ahmet Mekkî Efendi hazretlerinin yanında

    kâtip olarak çalışan bir genç anlatıyor:

    O zamanlar yaşım yirmiydi.
    Üniversite talebesiyim.

    Bir gün, müftü Efendi bana bakıp;
    - Evlâdım, ilerde evlendiğin zaman hanımını çok sev.
    Ve ona karşı öyle ol ki, senin onu çok sevdiğini bilsin.
    Hattâ "Beyim beni anasından, babasından bile çok
    seviyor" bilsin. Öyle inansın, buyurdu.

    Ve ekledi:
    - Bunu yapabilirsen rahat edersin.

    Çok hoşuma gitmişti.

    “İnşallah ben de öyle olurum!”
    diye geçirdim içimden.

    Ve tuttum bu nasîhatını.
    Gerçekten de rahat ettim.

    Büyüklerin sözü, ilâç gibidir.
    Kullanan faydasını görür.

    Bu hâtırayı nakletmekten maksadım,
    genç kardeşlerimbelki ibret alır,
    diyedir.

    Çünkü nasîhat, bir kimseye söylense de,
    aslında herkes içindir.

    Büyüklerimiz; “Kılıç, kullanan içindir”
    buyuruyorlar.



    Bugünkü sesli menkıbeyi dinlemek için tıklayınız:











    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  5. #5
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.295

    Standart Ömreye niçin gidiyorsun?

    Cuma gününüz hayırlı ve mübarek olsun.






    Büyük Velî Bişr-i Hafî hazretlerine,
    bir gün, zengin bir kimse gelip;
    - Efendim, ben ömreye gidiyorum,
    diye arzetti.

    Büyük Velî sordu:
    - Yol harçlığın ne kadar?

    - İki bin dirhem efendim.

    - Ömreye niçin gidiyorsun?

    - Allahın rızâsını kazanmak için.

    Buyurdu ki:
    - Ömreye gitmeden de Allah'ın rızâsını
    kazanmak mümkün. Sana, ondan daha
    sevâb olan bir iş desem yapar mısın?

    - Yaparım efendim.

    - Pekâlâ, bu parayı fakir ve muhtaçlara dağıt.
    Meselâ ödünç almış da ödiyemeyen, bir lokma
    ekmeğe muhtâç olan nice yetim ve öksüz var.
    Paranı bu insanlara verirsen, yine Rabbinin
    rızâsını kazanabilirsin, buyurdu.

    Ve ilâve etti:
    - Bir müslümanın sıkıntısını gidermek, yüz
    nafile Hacca gitmekten daha kıymetlidir.

    Adam, pek memnun olmadı ve;

    - Efendim, izin verirseniz ben
    Hacca gitmek istiyorum, dedi.

    O zaman büyük Velî;
    - Bir servet helâlden değilse, nefis,
    o kimseye kendi arzusunu yaptırır,
    buyurdu.


    Bugünkü sesli menkıbeyi dinlemek için tıklayınız:

    Kötü Arkadaşın Zararı




    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  6. #6
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.295

    Standart Allah seni görüyor!

    Allah adamlarından Bişr-i Hafî hazretleri
    zamanında bir kişi, eline bıçak almış, hırsla
    bir zavallıya saplamak istiyordu.

    Güçlüydü, kimse mâni olamıyordu.

    Öbürü ise, can havliyle çırpınıp
    duruyordu çâresizce.

    Güçlü olan, bıçağı kaldırıp da tam adama
    saplayacaktı ki, Bişr-i Hafî hazretleri
    gördü onu.

    Ve yaklaşıp, gizlice birşey dedi kulağına.

    Adam bunu duyunca indirdi kolunu.
    Bıçak düştü elinden.

    Kendi de bayılıp düştü bir tarafa.

    Zavallı kurtulmuştu.

    İnsanlar, o zâlimin yanına koştular.
    Baktılar ki, zor nefes alıyor.

    - O zât sana ne dedi ki, böyle bayılıp
    yere düştün? diye sordular.

    Zâlim adam, cevaben;
    - O ihtiyâr bana; Allahü teâlâ senin bu
    yaptığını görüyor! dedi. O böyle deyince
    korku geldi kalbime. Başım döndü, düştüm.
    Sonrasını hâtırlamıyorum, dedi.


    Bugünkü sesli menkıbeyi dinlemek için tıklayınız:





    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  7. #7
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.295

    Standart Çocukları olmuyordu



    Mâruf-i Kerhî hazretleri zamanında bir
    hıristiyan, müslüman komşusuna giderek;

    - Komşu, malum çocuğumuz olmuyor. Beni,
    bir din adamınıza götürsen diyorum. Onun
    duâsıyla belki bu arzumuza kavuşuruz,
    diye rica etti.

    O da Mâruf-i Kerhî hazretlerine
    götürdü o kişiyi.

    Hazret-i Mâruf, ellerini açıp;
    - Yâ Rabbî, bu kula hayırlı bir evlât ver ki,
    o çocuk vesîlesiyle, bunlar da îman edip,
    Cehennemde ebedî yanmaktan kurtulsunlar,
    diye duâ etti.

    Duâsı kabul olup, birerkek evlâdı
    oldu hıristiyanın.

    Çocuk büyüyünce, onu bir râhibe götürüp;
    - Bunu, bizim dînimize göre yetiştir,
    diye rica etti.

    Râhip de çocuğa:
    - Söyle bakalım dedi, tanrı üçtür!

    Çocuk, itiraz edip;
    - Hayır üç tanrı olur mu. Allah bir'dir
    ve bütün insanlar Onun kullarıdır, dedi.

    Râhip diretti:
    - Hayır, tanrı üçtür diyeceksin!

    - Diyemem.

    - Neden?

    - Çünkü tanrı üçtür diyenler, Cehennemde
    sonsuz yanacak.

    Bu sözler, rahibe öyle tesîr etti ki,
    kelime-i şehâdet’igetirip müslüman
    oldu.

    Ve doğruca çocuğun evine gittiler.
    O gün râhibin yüzünde İslâmın nûru
    parlıyordu.

    Çocuğun hâlini anlatınca, adam, hazret-i
    Mârufun yıllar önceki duâsını hâtırlayıp;

    - Vallahi bu iş, Mâruf-i Kerhî'nin açık
    bir kerâmetidir, dedi.

    Ve Kelime-i şehâdet yankılandı odada.

    Onu, çocuğun annesi takib etti. Böylece
    hepsi de ebedî Cehennemdenkurtuldular.



    Bugünkü sesli menkıbeyi dinlemek için tıklayınız:





    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  8. #8
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.295

    Standart

    Sonsuz yanmak ne demek!

    Evliyânın
    büyüklerinden Tâcüddîn-i Velî
    hazretleri, bir günkü sohbetinde;

    - Îmanı olmayan kimselerin, sonsuz olarak
    Cehennem ateşinde yanacağını, Peygamber
    Efendimiz haber vermiştir. Buna inanmak,
    Allahü teâlâya inanmak gibi lâzımdır.
    buyurdu.

    Ve ekledi:
    - Sonsuz olarak ateşte yanmak ne demektir?
    Herhangi bir insan, sonsuz olarak yanacağını
    bir an düşünmüşse, korkudan aklını kaçırması
    lâzım gelir ve bu korkunç felâketten kurtulmanın
    çâresini arar, öyle değil mi?

    - Evet efendim,
    dediler.

    Buyurdu ki:
    - Halbuki bunun çâresi çok kolaydır.

    - Nasıl kolay efendim?

    - Şöyle ki, bir kimse; “Allahü teâlânın var ve bir
    olduğuna, Muhammed aleyhisselâmın O’nun son
    Peygamberi olduğuna ve Onun haber verdiği şeylerin
    hepsinin doğru olduğuna inandım” derse, bu sonsuz
    felâketten kurtulur.

    Sevindiler:
    - Bu kadar mı efendim?

    - Evet, bu kadar.



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  9. #9
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.295

    Standart Sen haklısın! deyin!


    Allah dostlarından


    Ebül Abbâs-ı Mürsî
    hazretlerini, bir grup genç, ziyarete
    gittiler bir gün.

    Elini öpüp;
    - Bize nasîhat eder misiniz efendim,
    diye rica ettiler.

    Mübarek zat;
    - İnsanların kaybettiğini bulmaya çalışın!
    buyurdu onlara.

    Gençler sordu:
    - O nedir ki efendim?

    - Sevgi ve samîmiyet. Sertlikle
    bir yere varamazsınız, buyurdu.

    Ve ilave etti:
    - Ayrıca bir konuda ihtilâfa düşerseniz,
    “Sen haklısın” deyin karşı tarafa.

    - Biz haklı olsak da mı efendim?

    - Evet, haklı olsanız da.

    - Hikmeti ne efendim?

    - Böyle yapana, Peygamberimizin
    müjdesi var çünkü.

    - Nasıl müjde efendim?

    Efendimiz aleyhisselâm;
    - Haklı olduğu halde, “Sen haklısın”
    diyene, Cennette büyük bir köşk
    verilecektir. Kefîli de benim,
    buyuruyor.

    Bugünkü sesli menkıbeyi dinlemek için tıklayınız
    Kalb Dönektir



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  10. #10
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.295

    Standart Nasıl yaşarsanız…

    Bir müslüman, Evliyâ zatlardan
    Ahmed bin Harb hazretlerini,
    “rahmetullahi aleyh” bir gün
    evine çağırıp;

    - Efendim, hastamız ölmek üzeredir.
    Kendisine “kelime-i şehâdet”i telkin
    etseniz. Biz bir türlü söyletemedik,
    diye arzetti.

    Mübarek zat gelip yanaştı hastaya:
    - Haydi Allah de!
    …………..

    - Lâ ilâhe illâllah de!
    …………..

    Üçüncüde, hasta gözlerini açıp;
    - Uğraşmayın, dilim dönmüyor, dedi.

    Ve öylece öldü.

    Büyük Velî sordu yakınlarına:

    - Önceki hayatı nasıldı hastanızın?
    - Her gün şarap içerdi efendim.

    - Namaz kılar mıydı?
    - Hayır efendim.

    - Tövbe eder miydi?
    - Mâlesef hocam.

    O zaman mübarek zât;
    - Hepimiz, bu kötü halden ibret almalı,
    tövbe edip, dînimize uygun yaşamalıyız,
    buyurdu.

    Ve ekledi:
    - Peygamberimiz aleyhisselâm;
    “Nasıl yaşarsanız, öyle ölürsünüz!”
    buyuruyor.

    Sesli menkıbe dinlemek için tıklayınız
    Allah İçin Yaşamalı
    Abdullatif Uyan



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



+ Konu Cevaplama Paneli

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199