+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 2 Toplam 3 Sayfadan BirinciBirinci 1 2 3 SonuncuSonuncu
11 den 20´e kadar. Toplam 22 Sayfa bulundu

Konu: Gönül Sultanları 1

  1. #11
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    Gönül Sultanları

    Cennete kolay girer


    Bir gün, yeni evli bir hanım,
    Evliyânın büyüklerinden, amcası
    Ali Râmîtenî hazretlerinden
    “rahmetullahi aleyh” nasihat
    istemişti.

    Mübarek zat, o hanıma;
    - Kızım, beyinin rızasını almaya bak.
    Onu sakın üzme! buyurdu.

    Ve ekledi:
    - Beyinin hukûkunu gözetmeyen
    bir kadın, Allahü teâlânın hakkını
    gözetmemiş sayılır.

    Yeğeni sordu:
    - Ya rızâsını kazanırsa amcacığım?

    - O zaman istediği kapıdan
    Cennete girer.

    Kızcağız sevindi:
    - Öyle mi, ne güzel!

    - Evet kızım. Peygamber Efendimiz
    “aleyhisselâm” bu konuda ne buyuruyor,
    biliyor musun?

    - Ne buyuruyor amca?

    - İnsanın insana secde etmesi câiz
    olsaydı, hanımların beylerine secde
    etmelerini emrederdim, buyuruyor.


    Sesli menkıbe dinlemek için tıklayınız

    Dünya Üç Gündür

    Abdullatif Uyan



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  2. #12
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    Cehennemde ateş yoktur.
    Büyük Velîlerden Şakîk-i Belhî hazretlerine,
    “rahmetullahi aleyh” bir gün, bir genç gelerek;
    - Efendim, “Cehennemde ateş yoktur”
    deniyor, bu söz doğru mu? diye sordu.
    Büyük Velî cevâben;
    - Evet, doğru. Fakat bu sözü açıklamak
    gerekiyor, buyurdu.
    Delikanlı merak etti:
    - Açıklaması nasıl efendim?
    - Herkes kendi “Ateş”ini dünyâdan
    götürecek evlâdım.
    - Nasıl yâni efendim?
    - Şöyle ki; Dünyâda işlenilen “küfür” ve “günahlar”,
    ateş demektir, azap demektir. Küfrü ve günahları
    seçen, ateşi, azabı seçiyor demektir. Ahirette de
    ona seçtiği verilir elbette.
    - İyi iş ve ibâdetler de böyle mi efendim?
    - Evet. Onlar da “Cennet nîmetleri”dir. Îman edip,
    ibadetlerini severek yapan kişi, Cennet nîmetlerini
    seçiyor demektir. Ona da, ahirette seçtiği verilir.
    Hiçbir kul, ahirette, “Bu iş, niye başıma geldi?”
    diyemeyecektir.
    Şöyle bitirdi:
    - Çünkü dünyada iken onu o seçmişti. Allahü teâlâ,
    kul ne isterse, onu vereceğine dair söz vermiştir.
    Yâni Allah herkese hem dünyada, hem de ahirette
    seçtiğini, istediğini veriyor. Şimdi anladın mı?
    - Anladım efendim.

    Sesli menkıbe dinlemek için tıklayınız



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  3. #13
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    Gönül Sultanları



    Cennette komşum kim?
    Mûsa aleyhisselâm, Hak teâlâya;
    - Yâ Rabbî, Cennette benim komşum kim?
    diye sordu.

    Hak teâlâ hazretleri;
    - Falanca beldede, falanca kasaptır,
    buyurdu.

    Bunu öğrenince, gitti o beldeye.
    Evini öğrenip, çaldı kapıyı. Kasap,
    Güler yüzle karşıladı kendisini.

    - Hoş geldiniz efendim!
    deyip, içeri aldı.

    Baş köşeye oturtup, hâl hatır sordu.
    Sonra, izin isteyip mutfağa geçti. Önceden
    pişirdiği eti lokmalara ayırdı ve tavandaki
    asılı zembili yavaşça aşağı indirdi.

    Zembilin içinde, kemik yığınından ibaret,
    çok ihtiyar, pîr-i fâni bir kadıncağız vardı.
    Temizliğini yaptı, etini yedirip yerine astı.

    Mûsâ Nebî sordu:
    - Zembildeki kimdi?

    - Annemdi efendim.

    - Onu indirip ne yaptın?

    - Temizliğini yaptım, karnını doyurup,
    takrar yerine astım.

    - Merak ettim. Hizmet bitince, bir
    şeyler mırıldandı. Duyamadım,
    sana bir şey mi dedi?

    - Evet efendim, bana duâ etti.

    - Nasıl dua etti?

    - Yâ Rabbî, oğlumu Mûsâ Peygamber’e
    komşu et! dedi. Ben de “âmin!” dedim.

    - Her gün böyle duâ eder mi?

    - Evet efendim.

    Bunun üzerine Mûsâ aleyhisselâm
    kendisini tanıtıp;

    - Kardeşim! Mûsâ benim. Cenâbı Hak, annenin
    duâsını kabul etti ve ikimizi Cennette
    komşu eyledi, buyurdu.

    Ne büyük şeref!...
    Sesli menkıbe dinlemek için tıklayınız



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  4. #14
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart





    Namaza hazırlanmak zikirdir
    Allah adamlarından Muhammed Bekrî
    hazretlerine,bir gün, bâzı sevdikleri;
    - Efendim, nefse en ağır gelen ibâdet
    nedir? diye sordular.
    Cevabında;
    - Namaz kılmaktır. Halbuki namaz kılmak,
    Allahü teâlâyı “zikir”dir, buyurdu.
    Şaşırdılar:
    - Namaz kılmak mı zikirdir efendim?
    - Evet. Hattâ sadece namaz kılmak değil,
    namaza hazırlanmak bile bir nevî
    Allahı zikretmektir.
    Anlıyamadılar:
    - Nasıl yâni efendim?
    - Şöyle ki, “namaz vakti yaklaşıyor”, yâhut
    “ezana az kaldı, kalkıp abdest alayım”
    gibi şeyler söylüyoruz ya, işte bu
    konuşmaların hepsi “zikir”dir.
    - Hikmeti ne efendim? dediler.
    Buyurdu ki:
    - Çünkü bu sözler, Allahü teâlânın emri olan
    “namaz”ı, dolayısıyla da “Allahü teâlâ”
    hâtırlatıyor bize. Zikrin mânâsı da,
    “Allahı hâtırlamak”tır
    zaten.

    Sesli menkıbe dinlemek için tıklayınız
    Cehennem Korkusu



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  5. #15
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart



    İyi müslüman nasıldır?
    Bolu Evliyâsından Bolulu Himmet Efendi’ye,
    “rahmetullahi aleyh” bir gün bazı sevdikleri;
    - Efendim, iyi müslüman nasıl olur?
    diye sordular.
    Cevabında;
    - İyi Müslüman, bazı şeyleri yapmaz,
    buyurdu.
    Merak ettiler:
    - Neleri yapmaz efendim?
    - Meselâ kimseyi gıybet etmez, hiç kimseye
    sû-i zanda bulunmaz. Kimseyi kötü bilmez,
    kimse ile alay etmez.
    - Başka efendim?
    - İyi müslüman, insanlara yük olmaz.
    Bilâkis herkesin yükünü çeker. Kendini
    hiç kimseden üstün görmez.
    Sordular:
    - Ya namaz efendim?
    - Ou söylemeye lüzum yok ki. Müslüman,
    elbette beş vakit namazını kılacaktır. O,
    her işini namaza göre ayarlar,
    buyurdu.
    Ve şöyle özetledi:
    - Velhâsıl iyi müslüman, kimseyi üzmeyen
    ve herkese iyiliği dokunan kimsedir.

    Sesli menkıbe dinlemek için tıklayınız



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  6. #16
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    Gönül Sultanları




    Allahü teâlâyı tanımak
    Allah adamlarından Nizâmüddîn Evliyâ
    hazretleri, bir gün sevdiği bir gence;
    - Evlâdım, cenâb-ı Hak, biz kullara
    sonsuz nîmetler vermiş. Bunca
    nîmetlere karşılık, bizden ne
    istiyor, biliyor musun?
    diye sordu.
    Delikanlı;
    - Bilmiyorum efendim, bizden
    ne istiyor? dedi.
    - Kendisini tanımamızı istiyor
    evlâdım.
    Genç anlayamadı:
    - Allah'ı tanımayan var mı ki efendim?
    Herkes Allahı tanır, kime sorsanız,
    tanıdığını söyler.
    Mübarek gülümsedi:
    - Tanımak o değil evlâdım.
    - Ya nedir hocam?
    -Tanımak için itâat etmek lâzım.
    İtâat etmiyorsa, tanımıyor
    demektir, buyurdu.
    Ve ekledi:
    - Bir kul, Rabbinin emirlerine hem
    itâat etmez, aldırmaz, hem de hiç
    üzülmezse, bu daha tehlikelidir.
    - Ne tehlikesi efendim?
    - Yâni îmânı gider o kişinin.
    - Ya üzülürse efendim?
    - Üzülüyorsa, îmânı gitmez.

    Sesli menkıbe dinlemek için tıklayınız
    Maksadım Ahirettir



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  7. #17
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    Cuma gününüz hayırlı ve mübarek olsun…








    Size garip gelmiyor mu?
    Allah dostlarından Süfyân-ı Sevrî
    hazretleri, bir gün sevdikleriyle
    sohbet ediyordu.
    Bir ara sohbeti kesip;
    - Kardeşlerim, faraza bütün insanlar
    bir meydanda toplansalar.
    Ve bir kimse nida edip;
    - Ey insanlar! İçinizde bu gün akşama
    çıkacağını bilen var mı?
    diye sorsa,
    Bu suâle “Evet” diyen kimse
    çıkar mı? diye sordu.
    Dinleyenler;
    - Herhalde çıkmaz efendim,
    dediler.
    Büyük Velî;
    - Evet çıkmaz, buyurdu.
    Ve sordu yine:
    - Hâl böyle iken, aynı insanlara, bu defa;
    “İçinizde ölüme hazır olan var mı?”
    diye sorulsa, bu suâle “Evet”
    diyen çıkar mı acabâ?
    - Çıkmaz efendim, dediler.
    Büyük Velî;
    - Evet çıkmaz, buyurdu.
    Ve bir “âah!” çekip sordu:
    - Bu hâl, size garip gelmiyor mu?




    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  8. #18
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    Yumuşak huyluydu
    Hazret-i Alî’nin "kerremallahü vecheh”
    Kamber adında bir kölesi vardı ki,
    severek yapardı her hizmetini.
    Bir gün çağırdı onu:
    - Kambeer!
    Cevap gelmedi.
    Sesini daha yükseltti.
    - Kambeeer!
    Yine cevap yoktu.
    Hazret-i Alî merak etti. Zira biraz önce
    kapının önünde görmüştü onu.
    Yedi defâ çağırıp da bir cevap alamayınca,
    dışarı çıktı. Çıkar çıkmaz, donakaldı
    hayretten.
    Zîra Kanber, kapının önünde oturuyordu.
    Hem de gâyet fütursuzca.
    Hazret-i Ali sordu:
    - Kanber, beni duymadın mı?
    - Duyduuum.
    - Peki niçin cevap vermedin?
    - Sizi imtihan ettim.
    - Nasıl yani?
    - Ben cevap vermeyince kızacakmısınız diye
    denedim sizi. Kızmadınız ve kazandınız imtihanı.
    Hazret-i Ali gayet sakindi.
    - Ey Kanber! Dünyâlık şeyler için kolay kolay
    öfkelenmem. Ama seni bu imtihana teşvîk
    edeni kızdırayım da gör!
    buyurdu.
    Ve ardından;
    - Seni âzâd ettim. Artık hürsün!
    dedi.
    Onu, bu imtihâna teşvik eden,
    "Şeytân" idi.
    Onu âzâd ederek şeytânın
    belini kırmış oldu.
    Sesli menkıbe dinlemek için tıklayınız



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  9. #19
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    Cumâ gününüz hayırlı ve mübârek olsun.


    Cenâb-ı Hak, din ve dünyâ saâdeti versin.







    Peygamber Efendimizi


    seviyor musun?



    Evliyâ zâtlardan Ebül Hüseyin Kurafî


    hazretleri, bir gün sevdiği bir gence;



    - Evlâdım, sen Resûlullah Efendimizi


    seviyor musun? diye sordu.



    Delikanlı cevâben;


    - Tabii efendim, hem de çok


    seviyorum, dedi.



    Büyük zât tekrar sordu:


    - Pekii, Onun sünnetine uyuyor musun?



    Genç anlamadı:


    - Nasıl yâni efendim?



    - Yâni Onun getirdiği İslâm dîninin


    emir ve yasaklarına uyuyor


    musun evlâdım?



    Delikanlı boynunu büktü:


    - Tam uyamıyorum efendim.



    - Öyleyse Onu sevmiyorsun demektir.



    - Olur mu efendim, çok seviyorum.


    Peygamberimiz hiç sevilmez mi?



    Buyurdu ki:


    - Seven, sevdiğinin her sözünü dinler.


    Resûlullahın getirdiği dîne uymayanın,


    “Onu seviyorum” sözü doğru olmaz.



    - Uymadan sevilmez mi efendim?



    - Hayır evlâdım. Sevgi itâat ister.


    İtâat etmeyen, sevmiş olamaz.



    Sesli menkıbe dinlemek için tıklayınız


    Kalp Hastalığı



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  10. #20
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Yanık ciğer kokusu



    Yanık ciğer kokusu

    Evliyânın büyüklerinden
    Seyyid Fehîm-i Arvâsî hazretlerinin
    vefatı yaklaşınca uzleti tercîh etti.
    Sohbetlerinde, “ölüm”den bahsediyor,
    “Ölüm, mümin için büyük nîmettir”
    diyordu.
    Bir Cumâ günü ağırlaştı.
    Hüzün ateşi gönülleri yakmış,
    Arvas’ı, bir firâk rüzgârı kaplamıştı.
    Cumâ’yı oturarak kıldı ve;
    - Benden sonra hizmete, oğlum
    Muhammed Emîn devâm etsin! Fakat
    o yufka yüreklidir. Resûlullahın aşkı
    gönlünü yakar. Bu sebeple
    fazla yaşamaz, buyurdu.
    Üç sene geçti aradan.
    Muhammed Emîn Efendi, otuziki yaşında,
    birkaç sevdiği ile birlikte Hacca gitti.
    Haccı îfa ettiksen sonra
    Medîne’ye yöneldi.
    Resûlullah Efendimize karşı kalbinde
    yanan o aşkla Ravda-i mübârekin
    kapısını açıp, içeri girdi.
    Çıktığında, yanık ciğer kokusu
    geliyordu ağzından.
    Yanında, Abdülhakîm-i Arvâsî
    hazretleri vardı.
    - Ciğeri kebâb olmuş, çok yaşamaz!
    buyurdu.
    Gemi ile dönüşe geçtiler.
    Yolda hastalandı.
    Tûri sînâ’ya gelince kavuştu
    Rabbine.
    Sesli menkıbe dinlemek için tıklayınız



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



+ Konu Cevaplama Paneli

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150