+ Konu Cevaplama Paneli
Sayfa 2 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci 1 2 3 4 SonuncuSonuncu
11 den 20´e kadar. Toplam 34 Sayfa bulundu

Konu: Merhabâ yâ şehr-i ramazân

  1. #11
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Merhabâ yâ şehr-i ramazân 11

    Hoşgeldin Huzur Ayı

    Gülbahçesinden...

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki, (Her kim özrü olmadığı halde Ramazanda oruç tutmazsa, bir sene oruç tutsa bile onun sevabına kavuşamaz.)
    [Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Beyheki]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Kâinatın Efendisi

    Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem"

    HİLYE-İ SEADET

    Gece ile gündüzün müsâvî olduğu, Eylülün yirmiüçüncü gününü de burada geçirip, Rebî'ul-evvelin onikinci Cum'a günü Medîneye azîmet [hareket] etdiği ve aynı gün vâsıl olduğu (Beydâvî) tefsîrinde yazılıdır. Ömer-ül-Fârûk halîfe iken, bu seneki Muharrem ayının birinci günü, ya'nî hicretden yetmiş [70] gün evvel, müslimânların (Hicrî kamerî sene) başlangıcı oldu. Bu başlangıç günü, târîhcilere göre, mîlâdın altıyüzyirmiikinci [622] senesinde idi. Temmuz ayının onaltıncı Cum'a gününe rastladığı, Ahmed Ziyâ beğin 1316 [m. 1898] baskılı (İlm-i hey'et) kitâbında yazılıdır. Kubâ köyüne ayak basdığı Eylül ayının yirminci günü, müslümânların (Hicrî şemsî sene) başlangıcıdır. 623. cü mîlâdî sene başı, hicrî şemsî ve kamerî senelerin birinci senelerinde oldu.

    Bir şemsî sene 365, 242 gündür. Ya'nî, 365 gün, 5 sâat, 48 dakîka, 47 sâniyedir. Bir kamerî sene 354, 367 gündür. Ya'nî, 354 gün, 8 sâat, 48,5 dakîkadır.

    Yirmiyedi kerre muhârebe yapmış, dokuzunda er olarak hücûm etmiş, diğerlerinde baş kumandanlık mevkı'inde bulunmuşdur. Gazâlarda iki dürlü bayrak kullanırdı. Râyesi siyâh idi. Livâsı dahâ küçük olup beyâz idi. Osmânlı Sancağının şeklini Timürtaş pâşanın bulduğunu bildirmişdik.

    Medîne-i münevverede, kamerî altmışüç, şemsî sene hesâbı ile altmışbir yaşında iken 11 [m. 632] senesi Rebî'ul-evvel ayının onikinci pazartesi günü, öğleden evvel vefât edip, mubârek gömleği arkasında olarak, üç kerre yıkanıp, üç kat yeni beyâz kefene sarılıp, mubârek rûhu alındığı yere defn olundu.

    Server-i âlemin "sallallahü aleyhi ve sellem" mubârek gözleri uyur, kalb-i şerîfi uyumazdı. Aç yatıp tok kalkardı. Aslâ esnemezdi. Mubârek vücûdü nûrânî olup, gölgesi yere düşmezdi. Elbisesine sinek konmaz, sivrisinek ve diğer böcekler mubârek kanını içmezdi. Allahü teâlâ tarafından Resûlullah olduğu bildirildikden sonra, şeytânlar göklere çıkarak haber alamaz ve kâhinler söyleyemez oldu.

    Bir kimse, Rahmeten-lil-âlemîni "sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem" rü'yâda görse, muhakkak Onu görmüşdür. Çünki, şeytân Onun şekline giremez.

    -devamı var-

    (Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye)

    --------------------------------------------------------------------------------

    Hikmetler...

    ÇOBAN VE ELMA AĞACI

    Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında, tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak; "Hadi bakalım evlâdım, bu ihtiyarın elmasını ver artık!" der ve en güzelinden, en olgunundan, Allahü teâlânın izniyle bir elma düşerdi. Yaşlı adam onu küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kurân-ı kerîmini okumaya koyulurdu. Çoban, bu ağacı 20 yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacı kısa zamanda serpilip, meyve vermeye başlamıştı. O zamanlar genç olduğundan uzandı mı, elmayı şıp diye koparırdı. Fakat aradan geçen bunca yıl içinde, beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınki ise büyüyüp yükselmişti.

    Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yemek yapmak için yine elmasını istedi. Ancak nedense birşey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Bir türlü gelmiyordu. Gözyaşları, beyaz sakalını ıslatırken, yavrusu ilk defa reddediyordu kendisini. Çobanın güçsüz bacakları da, vücudunu taşıyamaz olmuştu artık. Hayvanlarını usulca toplayıp yayla evine doğru yöneldiğinde, gökteki hilâli farketti. Çocuklar gibi sevinerek, geri dönüp ağacın yanına koştu ve ona şefkatle sarılırken, hıçkıra hıçkıra ağlayıp şöyle diyordu: "Yâ Rabbi! Şu unutkan ihtiyarı af et! Bu günün Ramazan'ın ilk günü olduğunu, gafletimden anlayamadım?"

    [Türkiye Takvimi]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Fıkıh Bilgileri...

    ORUÇ KEFFARETİ

    Oruc keffâreti için, bir köle âzâd edilir. Köle âzâd edemiyen, ard arda, altmış gün oruc tutar. Altmış gün sonra, tutmadığı hergün için, birer gün dahâ tutar. Birkaç Ramazânda keffâretleri olan veyâ bir Ramazânda, iki gün keffâreti olan kimse, birinci keffâreti yapmamış ise, ikisi için yalnız bir keffâret yapar. Birinci keffâreti yapmış ise, ikinci keffâreti de, ayrıca yapar. Keffâret orucu, hastalık, yolculuk gibi bir özr ile veyâ bayram günlerine rastlamak sebebi ile bozulursa veyâ Ramazâna rastlarsa, yeniden altmış gün tutmak lâzım olur. Bayram günlerinde bozmazsa, yine yeniden başlaması lâzım olur. Kadın, hayz ve nifâs sebebi ile bozunca, yeniden başlamaz. Temizlenince geri kalan günleri tutarak, altmışı tamâmlar. Fekat, yemîn keffâreti olan üç gün ard arda tutulacak orucu bu sebeble bozan kadının da, üç günü, yeniden tutması lâzım olur. Keffâret orucuna, Ramazâna ve bayramlara rastlamıyacak şeklde başlamalıdır. Recebin birinci günü keffâret orucuna başlayıp, Şa'bânın sonunda, altmış günü tamâm olmasa, üç günlük yola gitmeği niyyet ederek vatanından çıkar. Ramazânın birinci günü, keffâret orucuna niyyet eder [Eşbâh]. Çünki, müsâfire Ramazân orucunun edâsı farz değildir. Kazâ etmesi câizdir.

    [Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Menkıbeler...

    Cüneyd-i Bağdâdî "kuddise sirruh" hazretleri bir gün Câfer Huldî'ye bir dirhem verdi ve bir mikdâr incir almasını söyledi. O da alıp geldi ve önüne koydu. Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri ondan bir tâne alıp orucunu açmak için ağzına götürdü. O sırada ağlamaya başladı, inciri ağzından çıkarıp attı. Su ile de ağzını iyice çalkaladı. Câfer Huldî; "Niçin böyle yaptınız?" dediğinde; "Otuz seneden beri hep incir yemek istedim. O zamandan beri de hiç yemedim. Bugün nefsim ağır bastı ve ondan yemek istedim. Ağzıma aldığım zaman gizliden bir ses bana şöyle dedi: "Allah için yemesini bıraktığın şeyi yemeye utanmıyor musun?" Bunun üzerine onu ağzımdan çıkarıp attım. Onu yemeyi sözde durmamak kabûl ettim. Bu da bir hıyânettir. Hâin olan kimse de, Allah katında sevilen biri olamaz." buyurdu.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Mühim tenbih...

    KÜFRE SEBEB OLAN SÖZLER -1-

    1- Allahü teâlâya layık olmayan şey söylemek. Mesela bir kimse bir işi yaptığı halde, (Allah biliyor ki yapmadım.) demek. Yahut, yapmadığı bir şey için (Allah biliyor ki yaptım) demek. Böyle söylemek Allahü teâlâyı cahillikle suçlamak olur.

    2- Peygamberleri küçültücü şey söylemek, onunla alay etmek. Mesela Âdem aleyhisselâm'ı kastedip (İlk insan vahşi idi.) demek. Veya bir evliyayı peygamberden üstün bilmek. Yahut, peygamberin dediği doğru ise biz kurtulduk demek. Bir kimseye (Öküz aleyhisselâm) demek.

    3- Peygamberimizden sonra başka bir peygamberin geleceğini caiz görmek.

    4- Melekleri küçültücü şey söylemek. Mesela (Senin bakışın bana Azrail gibi geliyor.) demek. Yahut (Cebrail bile söylese inanmam) demek. (Bu ibadetin sevabını yazacak melek yok) demek. (Çocuklarınızı iyi yetiştirmezseniz, zebani olur) demek.

    5- İslâm âlimlerinin sözlerini, fıkıh kitaplarını ve fetvalarını tazim etmesi gerekirken tahkir etmek. Mesela (İmam-ı a'zamın kıyası hak değildir.) demek. Hocayı kötülemek için (Hocayla etme pazar, sonunda fetvâya bozar) demek.

    6- Ahirette olacak şeylerle alay etmek. Mesela (Ben cenneti istemem, cehennemi isterim) demek.

    -devamı var

    -------------------------------------------------------------------

    Not:
    İmsak vakti, oruca başlama zamanıdır. Sabah namazı imsaktan 15 dakika sonra kılınabilir.


    Diğer şehirler ve ülkeler için:
    www.turktakvim.com
    www.namazvakti.com
    Ayakların zinâsı, dinin yasak ettiği yere gitmek; gözlerin zinâsı, dinin yasakladığı haramlara bakmaktır.
    İmâm-ı Rabbânî “Rahmetullahi aleyh”



    Vurulmamak ne mümkün! Nur akan simanıza,
    seçilmişler vâsıldır, hizmete zatınıza.
    Mümkün olamaz karşılık, bizdeki hakkınıza,
    cana minnet biliriz, kulluğu kapınıza.


    Onun hürmetine yâ Rab, bizi Ondan ayırma!
    Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?


    Resûlullahı, gösteren aynadır bizatihi!
    Abdülhakim efendinin göz nurudur kendisi!
    Kurtarır layık olsak, teveccühünüz bizi,
    neler kazanmazdık ah! tanıyabilsek sizi...


    Ey gönüller sultanı, canım dayanmaz daha,
    Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  2. #12
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Merhabâ yâ şehr-i ramazân 12

    Hoşgeldin Huzur Ayı

    Gülbahçesinden...

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki, (En faziletli sadaka, Ramazanda verilendir.)

    [Türkiye Takvimi]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Kâinatın Efendisi

    Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem"

    HİLYE-İ SEADET

    Server-i âlem "sallallahü aleyhi ve sellem", bizim bilmediğimiz bir hayât ile, şimdi hayâtdadır. Cesed-i şerîfi aslâ çürümez. Kabrinde bir melek durup, ümmetinin söyledikleri salevâti kendisine haber verir. Minberi ile kabr-i şerîfi arasına (Ravda-i mutahhera) denir. Burası Cennet bağçelerindendir.

    Kabr-i şerîfini ziyâret etmek, tâ'atların büyüğü ve ibâdetlerin en kıymetlisidir. (Beni ziyâret edene şefâ'atim vâcib olur) buyurmuşdur.

    Server-i âlemin "sallallahü aleyhi ve sellem" üç veyâ dört yâhud beş erkek, dört kız evlâd-ı kirâmı, onbir zevce-i mutahherası, oniki amcası ve altı halası vardı.

    [İslâmiyeti sevmeyenler, gencleri aldatmak için, Peygamber "sallallahü aleyhi ve sellem" kadınlara, kızlara düşkün imiş diyerek ve habîs rûhlarına yakışan, çok çirkin şeyler söyleyerek ve yazarak küstahca iftirâ yapıyorlar. Hâlbuki, Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" ilk olarak, yirmibeş yaşında evlenmiş, Hadîceyi "radıyallahü anhâ" almışdır. Kırk yaşında ve dul idi. Fakat, malı, cemâli, aklı, ilmi, şerefi, nesebi, iffeti ve edebi pek fazla idi. Yirmibeş sene berâber yaşayıp, hicretden üç sene evvel Mekkede, Ramezân-ı şerîf ayında vefât etdi. Bu hayâtda iken, Resûl-i ekrem "sallallahü aleyhi ve sellem" hiç evlenmemişdi.

    Ellibeş yaşında iken, Ebû Bekrin "radıyallahü anh" kızı; Âişe "radıyallahü anhâ" ile evlendi. Bunu, Hadîce-i kübrânın "radıyallahü teâlâ anhâ" vefâtından bir sene sonra, Allahü teâlânın emri ile nikâh eylemişdi. Ölünciye kadar, sekiz sene onunla yaşadı.

    Diğerlerini, hep Âişeden "radıyallahü anhünne" sonra, dînî, siyâsî sebeblerle veyâ merhamet ve ihsân ederek nikâh etdi. Bunların hepsi dul idi. Çoğu yaşlı idi. Meselâ, Mekkedeki kâfirlerin, müslümânlara eziyyet ve zararları dayanılamayacak bir dereceye geldikde, Eshâb-ı kirâmın bir kısmı Habeşistâna hicret etmişdi. Habeş pâdişâhı Necâşî, Îsevî idi. Müslümânlara çeşidli şeyler sorup, aldığı olgun cevâblara hayrân kalarak îmâna geldi. Müslümânlara çok iyilik etdi. Îmânı za'îf olan Ubeydüllah bin Cahş, mal ve mevkı' için nefsine aldanıp, meâzallah, mürted olmuş, dînini dünyâya değişmişdi.

    -devamı var-

    (Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye)

    --------------------------------------------------------------------------------

    Huzur Damlaları...

    Hazret-i Ömer "radıyallahü teâlâ anh" buyurdu ki,
    (Muhakkak Allahü teâlâ hazretleri altı nesneyi altı nesnede gizledi. Rızâ-ı şerîfini ibâdetlerde gizledi. Gadabını günâhlarda gizledi. (İsm-i a'zam)ını Kur'ân-ı kerîmde gizledi. Evliyâsını insanlar arasında gizledi. Ölümü, ömür içinde gizledi. Kadr gecesini Ramazân-ı şerîf içinde gizledi. Salât-ı vustâyı beş vakt içinde gizledi.)

    Alî Râmitenî hazretleri "kuddise sirruh" buyurdu ki, (İnsan oruç tutmak sûretiyle meleklere benzemiş ve nefsini kahretmiş olur. Bununla ilgili hadîs-i kudsîde; "Oruç bana âittir. Orucun ecrini ben veririm. Sevâbı nihâyetsizdir. Muhakkak, sabrederek ölenlerin ecirleri hesapsızdır" buyrulmaktadır. Yine hadîs-i şerîfte; "Oruç, Cehennem'e kalkandır" buyuruldu. Oruç tutarak gönlü huzûra kavuşturmalı ve şeytanın yolunu kapatıp, siper hâsıl etmelidir.)

    [Evliyalar Ansiklopedisi]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Fıkıh Bilgileri...

    İFTAR DUASI

    Güneşin batdığı iyi anlaşılınca, önce E'ûzü ve Besmele okuyup, (Allahümme yâ vâsi'al-magfireh igfirlî ve li-vâlideyye ve li-üstâziyye ve lil-müminîne vel müminât yevme yekûmülhisâb) denir. Bir iki lokma iftârlık yiyip, (Zehebezzama' vebtelletil-urûk ve sebetel-ecr inşâallahü teâlâ) denir ve yemeğe başlanır. Hurma veyâ su, zeytin yâhud tuz ile iftâr edilir. Ya'nî, oruc bozulur. Sonra, câmi'de veyâ evde, cemâ'at ile akşam namâzı kılınır. Bundan sonra, akşam yemeği yenir. Sofrada yemekleri yemek, bilhâssa Ramazânda uzun süreceğinden, akşam namâzının erken kılınması ve yemeğin, acele etmiyerek, râhat yenmesi için, az bir şeyle iftâr edip, yemeği düâdan ve namâzdan sonra yemelidir. Böylece, oruc erken bozulmuş, namâz da erken kılınmış olur.

    [Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Menkıbeler...

    Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin, on sene, canı mahallî bir yemek istedi. Yememesine rağmen bir bayram gecesi nefsi kendisine; "Ne olur, bayram günü olsun bana bu yemeği versen." deyince, Zünnûn-ı Mısrî hazretleri; "Ey Nefs! Şâyet bu gece bana yardım edip de, iki rekat namazda Kur'ân-ı kerîmi hatim edersen, sana bu yemeği veririm." dedi. Ertesi gün bayram namazından sonra nefsinin arzu ettiği yemeği getirdiler. Tabaktan bir lokma almasına rağmen tekrar geri koydu ve namaza durdu. "Niçin böyle yaptın?" deyince; "Tam yiyeceğim sırada nefsim bana en sonunda maksadıma ulaştım, dedi. Ben de, hayır ulaşmadın, diyerek lokmayı geri koydum." cevâbını verdi.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Mühim tenbih...

    KÜFRE SEBEB OLAN SÖZLER -2-

    7- Allahü teâlânın emir ve yasaklarına yani Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde açık bildirilmiş ve islâm âlimlerinin kitapları ile her tarafa yayılmış, inanılması zaruri olan din bilgilerinden birine inanmamak veya önem vermemek. Mesela (Ben cinleri görmediğim için inanmam.) demek.

    8- Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi yiyip içerken Besmele çekmek. Mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele çekmek küfürdür.

    9- Kâfirlerin dini âyinlerini, bayramlarını beğenmek. Mesela zaruretsiz bir Hıristiyanın Noelini tebrik etmek. Nevruz günü yumurta boyamak.

    10- Meşhur bir harama helal, meşhur bir helâle haram demek. Mesela domuz yağı helâl, sirke haram demek..

    11- Âyeti, Besmeleyi, bir melek, bir peygamber ismi bulunan yazıyı, kasten helaya, necasete, [pisliğe] atmak. Müslümanın ağzına sövmek [def-i hâcet lafzı ile].

    12- Hac, namaz, oruç gibi ibadetlerin şeklinde şüphe etmek. Mesela (Acaba namaz böyle mi kılınır) demek.

    13- Bir parça et yemek, ilim öğrenmekten iyidir demek...

    -devamı var-
    -------------------------------------------------------------------

    Not:
    İmsak vakti, oruca başlama zamanıdır. Sabah namazı imsaktan 15 dakika sonra kılınabilir.


    Diğer şehirler ve ülkeler için:
    www.turktakvim.com
    www.namazvakti.com
    Bir kadın, beş vakit namazını kılar, Ramazan ayında oruç tutar, nâmusunu korur ve
    kocasına itaat ederse, dilediği kapıdan Cennete girer.
    Hadîs-i şerîf



    Gözlerimi kapayıp, derin düşünüyorum,
    hayâlimde, rûhumda, bir Işık görüyorum.
    Kalbleri pak eden, bakışlar önündeyim,
    fakat bu, rü’yâ değil, bilmiyorum nerdeyim.


    Sevdamız bu Işığadır, rûhların tek matlûbuna...
    Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?

    Doğrusu bu cihanda, başkaca Işık yoktur,
    Olsa bile sönüktür, ziyasız ve donuktur.
    Sizi bilenler bilir, bilmeyene söz yoktur.
    Bu nadide sofrada, kırıntı bize çoktur.


    Bu Işık kavuşturmuş , âşıkları ma’şûka...
    Yürekler dayanır mı Sizden ayrı kalmağa?



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  3. #13
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Merhabâ yâ şehr-i ramazân 13

    Hoşgeldin Huzur Ayı

    Gülbahçesinden...

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki, (Allahü teâlâ benim ümmetime, Ramazân-ı şerîfde beş şey ihsân eder ki, bunları hiçbir Peygambere vermemişdir:

    1-Ramazânın birinci gecesi, Allahü teâlâ mü'minlere rahmet eder. Rahmet ile bakdığı kuluna hiç azâb etmez.
    2-İftâr zamânında, oruclunun ağzı kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan dahâ güzel gelir.
    3-Melekler, Ramazânın her gece ve gündüzünde, oruc tutanların afv olması için düâ eder.
    4-Allahü teâlâ, oruc tutanlara, âhıretde vermek için, Ramazân-ı şerîfde Cennetde yer ta'yîn eder.
    5-Ramazân-ı şerîfin son günü, oruc tutan mü'minlerin hepsini afv eder)

    [Tam İlmihâl Seadet-i Ebediyye]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Kâinatın Efendisi

    Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem"

    HİLYE-İ SEADET

    Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" halasının oğlu olan bu mel'ûn (Ubeydüllah bin Cahş), karısı Ümm-i Habîbeyi de "radıyallahü anhâ" dinden çıkıp zengin olmağa cebr ve teşvîk etdi ise de, kadın, fakîrliğe ve ölüme râzı olacağını, fakat Muhammed aleyhisselâmın dîninden çıkmıyacağını söyleyince, bunu boşadı. Sürünerek, sefâletden ölmesini bekliyordu. Fakat, az zemânda kendi öldü. Ümm-i Habîbe, Mekkedeki Kureyş kâfirlerinin baş kumandanı Ebû Süfyânın kızı idi. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", o zamânlarda, Kureyş orduları ile, çok çetin muhârebelerle uğraşıyordu ve Ebû Süfyân, islâmiyyeti yok etmek için son gayreti ile çarpışıyordu. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", Ümm-i Habîbenin dîninin kuvvetini ve başına gelen çok acı hâli işitdi. Necâşîye mektûb yazıp, (Oradaki Ümm-i Habîbe ile evleneceğim. Nikâhımı yap! Sonra, kendisini buraya gönder!) şeklinde talebde bulundu. Necâşî dahâ önce müslümân olmuşdu. Mektûba çok hurmet edip, oradaki müslümânları serâyına dâ'vet ederek, ziyâfet verdi. Hicretin yedinci senesinde nikâh yapılıp, hediyye ve ihsânlarda bulundu. Bu sûretle, Ümm-i Habîbe, îmânının mükâfâtına kavuşarak, orada zengin ve râhat oldu. Onun sâyesinde, oradaki müslümânlar da râhat etdi. Cennetde, kadınlar kocalarının yanında bulunacakları için, Cennetin en yüksek derecesi ile de müjdelenmiş oldu ki, dünyânın bütün zevk ve ni'metleri, bu müjde yanında pek küçük kalır. Bu nikâh, Ebû Süfyânın "radıyallahü teâlâ anh" ilerde müslümân olmakla şereflenmesini hâzırlıyan sebeblerden birisi oldu. Görülüyor ki bu nikâh, kâfirlerin iftirâlarının ne kadar yanlış ve çürük olduğunu bildirdiği gibi, Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" aklının, zekâsının, dehâsının, ihsânının ve merhametinin derecesini de göstermekdedir.

    İkinci misâl olarak; hazret-i Ömerin "radıyallahü anh" kızı Hafsa "radıyallahü anhâ" dul kalmışdı. Hicretin üçüncü senesinde, Ömer "radıyallahü anh", Ebû Bekre ve Osmâna "radıyallahü anhümâ" kızımı alır mısın dedikde, düşüneyim, demişlerdi. Birgün, Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", her üçü ve başkaları yanında iken, (Yâ Ömer! Seni üzüntülü görüyorum, sebebi nedir?) diye sordu. Bir şişedeki mürekkebin rengi kolay görüldüğü gibi, Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" de, herkesin düşüncesini, bir bakışda anlardı. Lüzûm görürse sorardı. Ona, hattâ herkese doğru söylememiz farz olduğundan, Ömer de, (Yâ Resûlallah "sallallahü aleyhi ve sellem"! Kızımı Ebû Bekre ve Osmâna "radıyallahü anhüm" teklîf etdim, almadılar) gibi cevâb verdi. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", en çok sevdiği üç Eshâbının üzülmesini hiç istemediğinden, onları sevindirmek için, hemen buyurdu ki, (Yâ Ömer! Kızını, Ebû Bekrden ve Osmândan "radıyallahü anhüm" dahâ iyi birisine versem ister misin?). Ömer şaşırdı. Çünki, Ebû Bekrden ve Osmândan "radıyallahü anhüm" dahâ yüksek ve dahâ iyi kimse olmadığını biliyordu. (Evet, yâ Resûlallah!) dedi. (Yâ Ömer, kızını bana ver!) buyurdu. Bu sûretle, Hafsa "radıyallahü anhâ", Ebû Bekrin ve Osmânın ve bütün mü'minlerin anneleri oldu ve bunlar, ona hizmetçi oldu ve Ebû Bekr ve Ömer ve Osmân "radıyallahü teâlâ anhüm", birbirlerine dahâ yakın ve dahâ sevgili oldular "radıyallahü teâlâ anhüm".

    -devamı var-

    (Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye)

    --------------------------------------------------------------------------------

    Hikmetler...

    Necip Fazıl; bakın der, şimdi Efendi hazretlerine öyle bir sual soracağım ki, size uzun bir sohbet dinleteceğim... Sonra Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî "kuddise sirruh" hazretlerine sorar:
    -Efendim, iyi insan nasıl olur?
    Abdülhakîm Efendi hazretleri bir müddet sükût eder ve sonra iki kelimeyle cevap verirler:
    -Nasip meselesi..!

    Yine firkat nârına yandı cihân,
    Hasretâ gitti mübârek Ramazan.
    Nûruyla bulmuştu âlem yeni cân,
    Firkatâ gitti mübârek Ramazan.
    İndi Kur'ân sende ey nûru güzel,
    Leyle-i Kadrinde ey kadri güzel,
    Gitti ey tehlîl ü tekbîri güzel,
    Elvedâ gitti mübârek Ramazan.
    Gâhî tesbîh ü senâ vü zikr ile,
    Gâhî tahmîd ü duâ ve şükr ile,
    Can bulurdu mürde diller nûr ile,
    Hasretâ gitti mübârek Ramazan.
    Bu ay içre bağlanır dedi Resûl,
    Cin-ü şeytan etmeye asla fuzûl,
    Hep duâlar bunda olurdu kabûl,
    Firkatâ gitti mübârek Ramazan.
    Cem olup Hakka münacât edelim,
    Nûr-ı Kur'ân ile doğru gidelim,
    Bilmedik kadrin Niyazî nidelim,
    Pek yazık gitti mübârek Ramazan.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Fıkıh Bilgileri...

    HASTALIKTA ORUÇ

    Hasta, hastalığı artacak ise, hâmile kadın, süt veren kadın, harb eden asker za'îf olursa, oruc tutmaz. İyi olunca kazâ eder. Ekmek parası kazanmak için çalışırken hasta olacağını bilen işçinin, hasta olmadan önce orucu bozması câiz değildir. Üç günlük yola [104 kilometreye] gitmek için niyet ederek yola çıkan, misâfir olur. Böyle misâfir, orucunu ertesi gün bozabilir ve Ramazândan sonra kazâ eder ise de, zarar etmezse, tutması efdaldir. Yolda ve onbeş günden az kalacağı yerde tutduğu orucu bozarsa, keffâret lâzım olmaz. Misâfirliği bitip evine gelince veyâ gitdiği yerde onbeş gün kalmağı niyet edince, tutmadığı günleri kazâ eder. Hasta olmıyan ve misâfir olmıyanların, işçi, asker, talebe olsalar da, oruc tutmaları lâzımdır. Tutmazlarsa, günâhı büyükdür. Kazâ etmeleri lâzımdır. Niyetli iken bozarlarsa, keffâret de lâzım olur. (Behcet-ül-fetâvâ) kitâbının sâhibi "rahmetullahi teâlâ aleyh" diyor ki, (Ramazân-ı şerîf, yaz aylarından birine geldiği zamân, din adamı şekline giren birisi, müslümânlara (Oruca niyyet etmeyip, oruc tutmaz iseniz ve kışın kısa günlerde kazâ ederseniz, câiz olur. Ramazânda oruca niyet etmeden, yer içerseniz, keffâret lâzım olmaz) diyerek gençlere, talebeye, işçiye oruc tutdurmazsa, bu kimse şiddetle ta'zîr edilir, cezâlandırılır. Böyle söylemesi men' edilir).

    [Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Menkıbeler...

    Seyyidet Nefîse hazretleri evinin önünde, kendisi için bir kabir kazmıştı. Kabre iner, orada namaz kılardı. Bu yerde altı bin hatim okumuştu. Vefâtı yaklaştığı sırada oruçlu idi. Hastalığı ağırlaşınca kendisine, orucunu bozabileceklerini söylediklerinde, onlara; "Siz ne diyorsunuz? Ben otuz senedir oruçlu olarak vefât etmem için duâ ediyorum." buyurdu. En'âm sûresini okumaya başladı. "Düşünen ve hakkı kabûl edenlere, Rableri katında Cennet vardır." (En'âm sûresi:127) meâlindeki âyet-i kerîmeye gelince vefât etti. Cenâzesi çok kalabalık oldu. Şehirli-köylü, büyük-küçük toplanıp ağladılar ve kendi eliyle kazdığı kabrine defnettiler. Derb-üs-Sibâ denilen yerde medfundur. Kabri üzerinde bir nûr ve heybet vardır. Her taraftan ziyâretine gelinir. İmâm-ı Şa'rânî hazretleri, "Ehl-i beyt içinde tasarrufu en fazla olanı, Seyyidet Nefîse'dir" buyurdu.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Mühim tenbih...

    KÜFRE SEBEB OLAN SÖZLER -3-

    14- (Bir süre sonra Hıristiyan olacağım) diye düşünmek. Bir bayan, bir Hıristiyanla evlenmeye karar verdiği andan itibaren kâfir olur.
    15- Ağır bir hastalığa düşüp de, (Allahım benim canımı al da, istersen kâfir olarak al) demek.
    16- (Allahım çocuğumu aldın, başka elinden ne gelirse onu yap) demek.
    17- Tırnağı uzun olana, (Tırnak kesmek sünnettir) dense, o da, (Sünnet olsun, kesmem) dese kâfir olur.
    18- İnşallah, maşallah veya namaz kılmak karın doyurmaz demek.
    19- Bir dostuna, bir arkadaşına, (Sen bana Allah'tan da, peygamberden de sevgilisin) demek.
    20- İlim meclisine gidelim dendiğinde, (Benim orada ne işim var) demek veya İslam âlimlerini lanetlemek.
    21- Küfre rıza küfürdür. Müslüman olmak isteyene elimdeki şu işi bitirip de geleyim diyerek, onun Müslüman olmasını geciktirmek.
    22- Birine kâfir diye hitap edilse, o da kabul eder mahiyette, (Söyle ne var) dese, küfre girer. Kâfire hürmet olsun diye efendim demek, hürmet gayesiyle papazın veya papanın elini öpmek küfre sebep olur. Bir Müslümana kâfir dense, söyleyen kâfir olur.
    23- Avrupa'daki şehirlere imrenip, (Hıristiyanlar Müslümanlardan hayırlıdır, iyidir) demek.
    24- Bir kimse aksırsa, biri de (Allah sana rahmet etsin) dese, bir başkası da (Öyle deme, onun rahmete ihtiyacı yok) dese, son söyleyen küfre girer.
    25- Aişe validemize iffetsiz demek.
    26- Hazret-i Ebu Bekir sahabeden değildi demek.
    27- Eshab-ı kiramdan birine kâfir demek. (Çünkü Kur'an-ı kerimde hepsinin cennetlik olduğu bildirilmiştir. Birine kâfir denilince Kur'ana inanılmamış olur.)
    28- (Mazlum olarak öldürülen Hıristiyan, cennete girer) demek.
    29- Kötülere deyyûsân-i kirâm hazretleri demek.
    30- Aradığı hadisi bulamayınca, hadis kitabını yere atmak veya (Bu Kur'anla amel etmiyorsunuz, ben de onu yere atıyorum) diyerek Mushafı yere fırlatmak.
    31- Haram paradan sevap ummak. Mesela bir bayan fuhuş parası ile kurban kesse, bundan sevap umsa, küfre girer.
    32- Allah'ı mekanlı bilmek, mesela Hıristiyanlar gibi Allah gökte oturuyor demek. Allah'ı kastedip, (Göklerden bir ses geldi) demek. Dünya, gezegenler, gökler ve Arş ezelî değildir, sonradan yaratılmıştır, mahluktur. Yer ve gökler yok iken de Allahü teâlâ var idi. Bir hadis-i şerifte, (Allah hazır ve nazırdır) buyuruluyor. Halbuki Allahü teâlâ, zamanlı ve mekânlı değildir. O halde, Allahü teâlâ, her zamanda ve her yerde hazır ve nâzırdır sözü mecazdır. Zamansız ve mekânsız, yâni hiçbir yerde olmadan, hazırdır [yâni bulunur] ve nâzırdır [yâni görür] demektir. Böyle olmazsa, Allahü teâlâyı zamanlı ve mekânlı bilmek olur ki bu ise küfürdür.
    33- (Namaz kılmam ama, kalbim temiz) demek.
    34- Bir Müslümanı kötülemek gayesiyle (Allahlık) demek.
    35- (Anan baban esmer, sen nasıl sarışın oldun?) diyene, (Ben imalat hatasıyım) demek.
    36- O, cimrilerin Allah'ı demek.
    37- İlahileri müzikle söylemek. (Ebu Cehil, şimdikilerden daha şerefli kâfirdi) demek.
    38- Ecelin hoyrat eli demek. Bunların hepsi küfrü gerektiren sözlerdir.

    [Türkiye Gazetesi]

    -------------------------------------------------------------------

    Not:
    İmsak vakti, oruca başlama zamanıdır. Sabah namazı imsaktan 15 dakika sonra kılınabilir.


    Diğer şehirler ve ülkeler için:
    www.turktakvim.com
    www.namazvakti.com
    Günlerin hayırlısı Cuma, ayların hayırlısı Ramazan, amellerin hayırlısı da vaktinde kılınan namazdır.
    İbni Abbâs "Rahmetullahi Aleyh"
    www.huzurpinari.com



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  4. #14
    Süper Üyemiz okyay is on a distinguished road okyay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.203

    Standart

    Ramazanı Şerifiniz Mübarek olsun Efendim.

    Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 650x901 ve 337KB ) Buraya Tıklayın
    Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 650x902 ve 342KB ) Buraya Tıklayın
    Orjinal Boyutunda Açmak İçin ( 650x902 ve 359KB ) Buraya Tıklayın

  5. #15
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    Sizinde Ramazan ayının Mübarek olsun ağabey
    hoşça kalın
    saygı ve sevgilerimle




    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  6. #16
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Merhabâ yâ şehr-i ramazân 14

    Hoşgeldin Huzur AyıGülbahçesinden...

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki, (Kim Ramazan orucunu tutar ve Şevval ayında da altı gün tutarsa, bütün sene oruç tutmuş gibi olur.) [Tirmizi, Ebu Davud, İbni Mace]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Kâinatın Efendisi

    Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem"

    HİLYE-İ SEADET

    Üçüncü bir misâl olarak kısaca söyliyelim ki, hicretin beş veyâ altıncı senesinde, Benî Mustalak kabîlesinden alınan yüzlerce esîr arasında, Cüveyriyye "radıyallahü anhâ", kabîlenin reîsi Hârisin kızı idi. Bunu satın alıp âzâd ederek, kendilerine nikâh edince, Eshâb-ı kirâmın "aleyhimürrıdvân" hepsi, biz, Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" âilesinin, annemizin akrâbasını câriye olarak, hizmetci olarak kullanmakdan hayâ ederiz dedi. Hepsi, esîrlerini âzâd etdi. Bu nikâh, yüzlerce esîrin âzâd olmasına sebeb oldu. Cüveyriyye "radıyallahü anhâ", bu hâli her zemân söyliyerek öğünürdü. Âişe "radıyallahü anhâ", ben Cüveyriyyeden "radıyallahü teâlâ anhâ" dahâ hayrlı, dahâ bereketli bir kadın görmedim, derdi.

    Dördüncü misâl, Zeyneb-binti Huzeyme "radıyallahü anhâ"dır.

    Aklı, iz'ânı ve insâfı olana, bu üç misâl, hakîkati anlatmağa elbette yetişir. Şunu da söyliyelim ki, her bakımdan, insanların en kuvvetlisi olduğu hâlde, yalnız hayâtda olan dokuz âilesi ile yaşamışdı. O da, birkaç sene idi. O zamânlar, zâten hep harblerle uğraşıyor, evinde kaldığı günler nâdir oluyordu. Papasların yazdığı ve ahlâksızların, kendileri gibi sanarak söyledikleri gibi olsaydı, dahâ gençliğinde, genç kızlarla evlenip, az zamân sonra boşayarak, istediği kadar değişdirebilirdi. Nitekim torunu Hasen "radıyallahü anh" alıp boşamak sûretiyle yüze yakın güzel kız ile evlenmiş ve babası imâm-ı Alî "radıyallahü anh", bir hutbesinde, (Ey müslümânlar! Oğlum Hasene kız vermeyiniz! O, kızları çabuk boşuyor, bırakıyor) buyurduğu, müslümânların da; (Kızlarımız ona fedâ olsun. Onun nikâhı ile şereflenmeleri onlara yetişir. Kızlarımızı ona vereceğiz) dedikleri meşhûrdur. Bedrde, Uhudda, Hendekde, Hayberde, Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" bir işâreti ile üstün düşmana karşı hücûm ederek, Ona canlarını fedâ eden o arslanlar, kızlarını Ona vermezler mi idi? Fakat O, istemedi. Mi'râc gecesi, Cennete girdiği zemân, Cennet hûrîlerine, bir zerre dönüp bakmamışdı. İslâm düşmanlarından Voltairin, Resûlullahın, hazret-i Zeynebi nikâh etmesini tiyatro olarak yazarak, âdî, alçak iftirâlar etdiği ve bu yüzden, düşmanı olan papadan tebrîk mektûbu aldığı, (Kâmûs-ül a'lâm)da Zeyneb isminde yazılıdır. (Mevâhib-i ledünniyye) tercemesi, 459. cu sahîfede diyor ki, (Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem", halasının kızı Zeynebi, oğulluğu Zeyde nikâh etdi. Uzun zamân sonra, Zeyd "radıyallahü teâlâ anh" hâtunundan ayrılmak istediğini söyledi. (Niçin) buyurunca, hiçbir kötülüğünü görmedim. Hep iyilik gördüm. Fakat, nesebinin şerefi ile öğünüyor, başıma kakıyor dedi. Bunlara ehemmiyyet verme. Hâtununu bunun için boşama buyurdu ise de, Allahü teâlâ, Resûlünün buna mâni' olmasını men' eyledi. Zeyd de, Zeynebi boşadı. Allahü teâlâ, Resûlüne Zeynebi nikâh eyledi ve onu istemesini emr buyurdu). Dâvüd aleyhisselâmın yüz nikâhlısı ile üçyüz câriyesi vardı. Süleymân aleyhisselâmın üçyüz zevcesi ile yediyüz câriyesi vardı. Voltaire, bu Peygamberleri ağzına almıyor da, Resûlullahın, emr olunarak bir hâtun almasına saldırıyor.

    -devamı var-

    (Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye)

    --------------------------------------------------------------------------------

    Huzur Damlaları...

    Harputlu İshak Efendi protestanların; "Oruç tutmak gibi ağır bir yükü, insanlara yüklemek yerine, insanın yalnız bozuk, kötü niyetlerden ve bâtıl düşüncelerden kendini uzaklaştırmasını herkese tavsiye ederiz." sözlerine şöyle cevap vermiştir:
    "Allah tarafından gönderilen hak dînin ahkâmını insanlar değiştiremezler. Oruç, yalnız aç ve susuz kalmaktan ibâret değildir. Orucun bâtınî birçok hikmet ve faydaları vardır. İlâhî esaslar üzerine binâ edilmiş olan bir farzı, papazların ve hiçbir kimsenin tahrif etmeye, değiştirmeye selâhiyeti yoktur. Oruç zâhirî ve lüzumsuz amel değildir."

    Şah Veliyyullah-ı Dehlevî hazretleri buyurdu ki, (İnsan, şehvetini oruç tutmak sûretiyle kırar. Oruç insanın kötü isteklerini zayıflatır. Rûhun parlaması, şehvetin ve kötü arzuların kırılmasında oruçtan daha tesirli bir çâre yoktur. Kişi oruç tutmak sûretiyle şehvet ve kötü arzularından ne kadar sıyrılabilmişse, oruç o derece günahlarına keffâret olur. Melekler oruç tutan kimseyi severler. Oruç tutan cemiyetlere şeytan tesir etmez. Çünkü o cemiyette oruç tutulduğu için şeytanlar bağlanmışlardır. Onlar için Cennet'in kapıları açık, Cehennem'in kapıları da kapalıdır...)

    [Evliyalar Ansiklopedisi]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Hikmetler...

    HASTALIKLARIN BAŞI

    Allahü teâlâ, insanı ve bütün varlıkları âciz, muhtaç olarak yaratmıştır. Bedenin çeşitli şeylere ihtiyâcı vardır. Hastalandığı zaman, tedâvi olmaya muhtaçtır. Hastalıkların çeşitli sebepleri mevcuttur. Bunların ekserîsi ise, çok yemekten ileri gelmektedir. Az yiyenin vücûdu sıhhatli olur.

    Orucun insan sağlığına tesiri, sayılamayacak kadar çoktur. Bunların içinden en önemlileri olarak karaciğer ve damarlar üzerindeki etkileri olarak bildirilmiştir.

    Karaciğer, vücûdun, muazzam kompüterlerle çalışan kimya laboratuvarı gibidir. Karaciğer, bir taraftan sindirim için çok büyük mesele olan yağları sindirir, eritir; diğer taraftan da besinleri depo eder, ihtiyaca göre onları çözer. Ayrıca karaciğer, vücûda giren mikroplara karşı, faydalı zehirler üretir. Kemik iliğinde kan yapan hücreler için, temel maddeler hazırlar...

    ORUÇ VE SAĞLIĞIMIZ

    Vitamin ve hormonlar ile kandaki iyot dengesinin bütün faaliyetinden karaciğer sorumludur. Bunun için karaciğer hücreleri, yirmi dört saat durmadan çalışmak mecburiyetindedir. Çok yemek ve içmek, karaciğer hücreleri için çok zararlıdır. Aşırı derecede çalışan karaciğer hücreleri, Ramazan-ı şerîfte, oruç tutmak suretiyle dinlenmektedir. Böylece karaciğer, bir sene müddetle daha kuvvetli çalışma imkânı bulmaktadır.

    Bugün yapılan tıbbî araştırmalarda, gençliğinden itibâren oruç tutan kimselerin karaciğer bozukluğu ile ilgili rahatsızlık çekmediği tespit edilmiştir. Orucun, karaciğer üzerindeki bu etkisinin yanı sıra damarlar üzerindeki etkisi de insanı hayretler içinde bırakmaktadır. Damarların en büyük düşmanı, kandaki aşırı besin maddeleri ve bilhassa bu maddelerin yakılamayan artıklarıdır. Bu artıklar, ihtiyarlığın, yıpranmanın sebebi olarak gösterilmektedir.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Fıkıh Bilgileri...

    ÜÇ TÜRLÜ ORUÇ VARDIR...

    İmâm-ı Gazâlî "rahmetullahi aleyh" (Kimyâ-i se'âdet) kitâbında, oruc bahsinde buyuruyor ki:
    Üç türlü oruc vardır:
    Birincisi avâmın, ya'nî ictihâd makamına yükselmiyenlerin orucudur. Zamânımızdaki bütün hocaların, imâmların, hâfızların, müftîlerin, vâizlerin orucları bu birinci derecededir. Bunların orucları, vücûda bir şey girmekle, ya'nî gıda veyâ devâ sokmakla ve cinsî mübâşeretle bozulur. İğne ile ilâc şırınga edince, hanefîde de, şâfi'îde de bozulur. Câhillerin fetvâlarına aldanmamalıdır.
    İkinci derece, havâsın ya'nî müctehidlerin orucudur. Bunların orucu, herhangi bir a'zânın günâh işlemesiyle bozulur. Meselâ, gıybet, yalan, söz taşımak, nâmahreme bakmak ile bozulur. Ba'zı âlimler, bunların avâm orucunu da bozacağını bildirmiş ise de, Hanefî mezhebinde, bunlar avâm için yalnız mekrûhdur. İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe "rahmetullahi aleyh" [80 senesinde tevellüd ve 150 de vefât etdi. Bağdâddadır.] bunu bildiren hadîs-i şerîfi, (Orucun sevâbını bozar) ma'nâsına almışdır. Ya'nî bunlar, orucun sıhhatini değil, kemâlini giderir.
    Üçüncü derece de, Ehassülhavâs orucudur ki, bunların orucu, Allahü teâlâdan başka bir şeyin kalbe girmesi ile bozulur...

    --------------------------------------------------------------------------------

    Menkıbeler...

    ŞEKER HAZÎNESİ
    Feridüddîn Genc-i Şeker "rahmetullahi aleyh" hazretlerine Şeker Genc denilmesi ile ilgili şöyle nakledilmektedir: "Ferîdüddîn Mes'ûd devamlı oruç tutuyor ve iftar zamânında orucunu açmak için yiyecek bir şey bulamıyordu. Bir gece açlığı had safhaya ulaşınca, ağzına küçük taş parçaları koydu. Bunlar, bir anda şeker parçaları hâline geldi. Bu haber hocasına ulaşınca; "Ferîd bir şeker hazînesidir" buyurdu.

    BİRAZ DAHA AÇ KALMAMIZ İSTENİYOR
    Bir gün Nizâmeddîn Evliyâ "rahmetullahi aleyh" hazretleri, akşam namazından sonra, tam orucunu açacağı sırada bir derviş geldi. Nizâmeddîn Evliyâ'nın önünde serili sofra bezi üzerinde birkaç kuru ekmek parçası vardı. Zîrâ, o gün onlardan başka yiyecek olarak bir şey yoktu. Fakat gelen derviş, Nizâmeddîn Evliyâ'nın orucunu açıp, yemeğini yediğini ve şu anda da gördüğü kuru ekmeklerin kaldığını zannetti. Kötü bir şey düşünmeden, bütün bu ekmek parçalarını toplayıp gitti. Nizâmeddîn Evliyâ, sâdece gülümsedi ve kendi kendine: "Hâlâ Allahü teâlâya bağlılığımızda bâzı ciddî kusûrlarımız var. Bu eksiklerin giderilmesi için bizim biraz daha aç kalmamız isteniyor" buyurdu.

    -------------------------------------------------------------------

    Not:
    İmsak vakti, oruca başlama zamanıdır. Sabah namazı imsaktan 15 dakika sonra kılınabilir.


    Diğer şehirler ve ülkeler için:
    www.turktakvim.com
    www.namazvakti.com
    İftar zamanında, oruçlunun ağız kokusu, Allahü teâlâya, her kokudan daha güzel gelir.
    Hadîs-i şerîf
    www.huzurpinari.com



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  7. #17
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Merhabâ yâ şehr-i ramazân 15

    Hoşgeldin Huzur Ayı

    Gülbahçesinden...

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki, (Kim inanarak ve sevabını Allahtan bekleyerek Ramazanda teravih namazını kılarsa geçmiş günahları magfiret olunur.) [Buhari, Müslim, Riyaz-üs-salihin]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Kâinatın Efendisi

    Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem"

    HİLYE-İ SEADET

    Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" çok evlenmesinin mühim bir sebebi de, ahkâm-ı islâmiyyeyi bildirmek içindi. Hicâb âyeti gelmeden, ya'nî kadınların örtünmeleri emr olunmadan önce, kadınlar da Resûlullaha gelip, bilmediklerini sorar, öğrenirlerdi. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" birinin evine gitse, kadınlar da gelir, oturur, dinler, istifâde ederlerdi. Hicâb âyeti gelip, kadınların yabancı erkeklerle oturmaları, konuşmaları yasak edilince, yabancı kadınları kabûl etmedi. Onların, bilmediklerini, mubârek zevcesi hazret-i Âişeden sorup öğrenmelerini emr eyledi. Gelip soranların çokluğundan, hazret-i Âişe, hepsine cevâb yetişdirmeğe vakt bulamıyordu. Bu mühim hizmeti kolaylaşdırmak ve hazret-i Âişenin yükünü hafîfletmek için, lâzım olduğu kadar hânımı nikâh etdi. Kadınlara âid yüzlerle nâzik bilgileri, müslümân kadınlarına, mubârek zevceleri yolu ile bildirdi. Zevceleri bir olsaydı, bütün kadınların ondan sorması güç ve hattâ imkânsız olurdu.]

    Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" ümmî idi. Ya'nî kitâb okumamış, yazı yazmamış, kimseden bir ders görmemiş idi. Mekkede doğup, büyüyüp, belli kimseler arasında yetişip, seyâhat etmemiş iken, Tevrâtda ve İncîlde ve Yunan ve Roma devrlerinde yazılmış kitâblarda bulunan bilgilerden, hâdiselerden haber verdi. İslâmiyyeti bildirmek için, müslümânlara mektûblar yolladı. Hicretin altıncı senesinde Rum, Îrân ve Habeş hükümdârlarına ve diğer arab pâdişâhlarına mektûblar gönderdi. Îrân şâhı Husrev Pervîz, mektûbu parçaladı. Getiren Sahâbîyi şehîd etdi. Az zamân sonra, oğlu Şîrûye tarafından öldürüldü. Hizmetine altmışdan ziyâde ecnebî sefîr gelmişdir. Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" peygamberliğini işiten herkesin, Ona îmân etmesi vâcibdir. İşitdikden sonra, îmân etmeden vefât eden, Cehenneme girecek ve orada sonsuz olarak azâb çekecekdir.

    Fahr-i âlemin "sallallahü aleyhi ve sellem" ismleri, hâlleri, Tevrâtda ve İncîlde yazılı idi. Yehûdî ve hıristiyanlar, teşrîf etmesini bekliyordu. Fakat, kendi cinslerinden gelmeyip, arabdan geldiği için ba'zıları kıskandı, inkâr etdi. Hâlbuki, birçok âlimleri ve akllıları, insâf edip müslümân oldu. Onun peygamber olduğuna inanmamak, Onun büyüklüğünü, üstünlüğünü anlamamak, Onun kıymetini, şerefini azaltmaz. Allahü teâlâ, (İnşirâh) sûresinde, (Senin zikrini yükseltdim), kendi ismimin yanında olarak, her yerde söylenir buyurdu. Yeryüzünde, bir derece batıya gidildikde, namâz vaktleri dört dakîka sonra başladığı için, dünyânın her yerindeki müslümânlar, her günün her dakîkasında ezân okumakda, Onun mubârek ismi, her yerde her ân, saygı ve sevgi ile söylenmekdedir.

    Bir kimse, her işinde, Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" dînini kabûl etmezse mü'min olmaz. Onu, kendi cânından çok sevmezse, îmânı tamâm olmaz.

    Bütün insanların ve cinnîlerin Peygamberidir. Her asrda yaşıyan her milletin Ona uyması vâcibdir. Her mü'minin, Onun dînine yardım etmesi, Onun ahlâkı ile huylanması, Onun mubârek ismini çok söylemesi, ismini söyledikde ve işitdikde, saygı ile ve sevgi ile salât-ü selâm getirmesi, mubârek cemâlini görmeğe âşık olması, Onun getirdiği Kur'ân-ı kerîmi ve islâmiyyeti sevmesi ve hurmet etmesi lâzımdır. (Mir'ât-i kâinât)da diyor ki, (Câhiller ve tenbeller, "sallallahü aleyhi ve sellem" yerine birkaç harf yazıyor. Bu doğru değildir. Çok sakınmalıdır.)

    İbni Âbidîn, namâz bahsinde diyor ki, (Ömründe bir kerre, salevât getirmek farzdır. Her söyleyince, işitince, okuyunca, yazınca, bir kerre getirmek vâcib, tekrâr edildiklerinde müstehâbdır.)

    Dostlarımın ayrılığından, kalbim kan ağlıyor.
    onları hâtırladıkca, iliklerim yanıyor.

    (Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye)

    --------------------------------------------------------------------------------

    Huzur Damlaları...

    Uyan, gözün aç, âkıl, yalvar güzel Allaha!
    yolundan hiç ayrılma, yalvar güzel Allaha!

    Her gün beş namâzı kıl, Ramezânda oruc tut!
    mâlın çoksa zekât ver, yalvar güzel Allaha!

    Bir gün bu gözün görmez, hem kulağın işitmez,
    Bu fırsat ele girmez, yalvar güzel Allaha!

    Sağlığı ganîmet bil, her sâati ni'met bil,
    emrine itâat kıl, yalvar güzel Allaha!

    Ömrünü boş geçirme, nefsine kuvvet verme,
    Uyan! Gaflet eyleme, yalvar güzel Allaha!

    Günâhın çok olsa da, ondan ümmîdin kesme,
    Afvı, keremi boldur, yalvar güzel Allaha!

    Seher vakti rahmeti, yağar her memlekete,
    Ol vakt pâklenir kalbin, yalvar güzel Allaha!

    Allahın adın yâd et, rûhun ve kalbin şâd et,
    Bülbül gibi feryâd et, yalvar güzel Allaha!

    (Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye)

    --------------------------------------------------------------------------------

    Fıkıh Bilgileri...

    ORUÇLUYA MEKRUH OLANLAR

    Sual: Oruçluya mekruh olan ve olmayan şeyler nelerdir?

    CEVAP
    Mekruh olanlar şunlardır:

    1- Dişleri diş macunuyla fırçalamak mekruhtur, macunsuz mekruh olmaz.
    2- İlaçla gargara mekruhtur. Eğer ağızdaki yara, namazda okumaya mani olursa, ilaçla gargara etmek mekruh olmaz, çünkü özür vardır.
    3- Cünüp olma ihtimali varsa hanımını öpmek mekruh olur.
    4- Ramazan günü, iğne olmak, kendi isteğiyle ağız dolusu kusmak gibi bir sebeple oruç bozulursa, seferdeki yolcu şehrine gelirse, kadının hayzı kesilirse, akşama kadar oruçlu gibi, sakınmaları gerekir, yiyip içmeleri mekruh olur.

    Oruçluya mekruh olmayanlar:

    1- Gece ihtilam olup sahura kalkınca, imsak vaktine az kalmışsa, önce yemek yense, imsak çıktıktan sonra gusledilse, yani oruca cünüpken başlansa sahih olur. Daha sonra gusletmek caizdir.
    2- Bozulursa kefaret olmasın diye, ramazan orucuna imsak vaktinden sonra niyet etmek caizdir.
    3- Ramazanda yatsıdan sonra hanımıyla beraber olunsa daha sonra geç vakitte uyuyup biraz sonra guslederiz dense, uyandıklarında da güneş doğmuş olsa, oruçlarına zarar gelmez; fakat namaz kılmak için ilk fırsatta yıkanmak gerekir.
    4- Orucun aksamaması için hayzı ilaçla geciktirmek caizdir.
    5- Oruçluyken hayzı başlayan kadın, oruçlu gibi durmaz, yiyip içebilir.

    [Türkiye Gazetesi]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Menkıbeler...

    DÜNYAYA KARŞI ORUÇLU OL

    İbn-i Semmâk hazretleri, Dâvûd-i Tâî'ye gelip; "Bana nasîhat et." dedi. O da; "Öyle gayret et ki, Allahü teâlâ seni yasak ettiği yerde görmesin, emrettiği yerden de ayrılmış bulmasın. Allahü teâlâdan hayâ et ki, senin O'na yakın olduğunu ve senin üzerindeki kudretini göz önüne getiresin. Dünyâya karşı oruçlu ol ki, iftarın ölüm olsun..." buyurdu.

    İFTAR VAKTİNDEKİ DUÂ
    Muhammed Nakşibend "rahmetullahi aleyh" hazretleri yazdıkları bir mektuplarında buyuruyorlar ki: "Çocukların da ana-babasına duâları, misâfirin duâsı, oruçlunun iftâr vaktindeki duâsı, müslümanın müslümana gıyâbında, yâni arkasından yaptığı duâ makbûldür. Allahü teâlânın İsm-i âzamı ile yapılan duâ kabûl olunur. Bu şekilde duâ edenin duâsını, Allahü teâlâ ânında kabûl eder. Bu da, enbiyâ sûresi 87. âyet-i kerîmesinin; "Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü min-ez-zâlimîn" kısmıdır. Bu hususta başka diyenler de olmuştur. Ama burada bu kadar yazmak yetişir."

    -------------------------------------------------------------------

    Not:
    İmsak vakti, oruca başlama zamanıdır. Sabah namazı imsaktan 15 dakika sonra kılınabilir.


    Diğer şehirler ve ülkeler için:
    www.turktakvim.com
    www.namazvakti.com
    İnsanı Allahü teâlânın af ve mağfiretine kavuşturacak şeylerden biri de, açları ve yoksulları doyurmaktır.
    İbni Münkedir "Rahmetullahi Aleyh"
    www.huzurpinari.com
    Konu dutkmd tarafından (24-08-2010 Saat 21:41 ) değiştirilmiştir.



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  8. #18
    Süper Üyemiz okyay is on a distinguished road okyay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.203

    Standart

    Rabbimiz Teala c.c. razı olsun İnşaallah.

  9. #19
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Elvedâ yâ şehr-i ramazân 16

    Hoşgeldin Huzur Ayı

    Gülbahçesinden...

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki, (Ey Âdem oğlu! Benim malım, benim malım dersin. O maldan senin olan, yiyerek yok etdiğin, giyerek eskitdiğin ve Allah için vererek, sonsuz yaşatdığındır). [Sahih-i Müslim]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Kâinatın Efendisi

    Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem"

    MUHAMMED ALEYHİSSELÂMIN FAZÎLETLERİ

    Muhammed aleyhisselâmın fazîletlerini bildiren yüzlerce kitap vardır. Fazîlet, üstünlük demektir.

    Üstünlüklerinden seksenaltı adedi aşağıda bildirilmiştir:

    1-Mahlûklar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselâmın ruhu yaratılmıştır.

    2-Allahü teâlâ, Onun ismini Arşa, Cennetlere ve yedi kat göklere yazmıştır.

    3-Hindistânda yetişen bir gülün yapraklarında, (Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) yazılıdır.

    4-Basra şehrine yakın bir nehrde tutulan balığın sağ tarafında Allah, sol tarafında Muhammed (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) yazılı görülmüştür. Bunlara benzeyen vak'alar çoktur. 1975 de Londrada basılmış olan (A History of Fishes) kitabının, ikiyüzüncü sayfasında, kuyruğunda Kur'an-ı kerim harfleri ile (Şânullah) yazılı balığın resmi mevcuttur. Verilen bilgide, kuyruğun diğer tarafında (Lâ ilâhe illallah) yazılı olduğu bildiriliyordu. Bunun misâlleri pek çoktur.

    5-Muhammed aleyhisselâmın ismini söylemekten başka vazîfesi olmıyan melekler vardır.

    6-Meleklerin Âdem aleyhisselâma karşı secde etmeleri emrolunması, alnında Muhammed aleyhisselâmın nûru bulunduğu için idi.

    7-Âdem aleyhisselâm zamanında namaz için okunan ezanda, Muhammed aleyhisselâmın ismi de söylenirdi.

    8-Allahü teâlâ bütün Peygamberlere emretti ki, Muhammed aleyhisselâm sizin zamanınızda Peygamber olursa, ona îman etmelerini ümmetlerinize de emrediniz!

    9-Tevrâtta, İncîlde ve Zebûrda Muhammed aleyhisselâm ve dört halîfesi ve eshâbı ve ümmetinden bazıları, güzel sıfatlarla bildirilmiş ve medh olunmuşlardır. Allahü teâlâ, kendinin Mahmûd isminden Muhammed kelimesini çıkararak Habîbine ism koymuştur. Allahü teâlâ, kendi ismlerinden Raûf ve Rahîm ismlerini Habîbine de vermiştir.

    --devamı var-

    [Herkese Lazım Olan Îmân]

    --------------------------------------------------------------------------------

    Huzur Damlaları...

    İslam âlimleri buyuruyorlar ki: Yemek yemenin yedi mertebesi vardır.
    Birincisi, yaşayacak kadar yemek;
    ikincisi, farz namazı kılacak ve farz olan orucu tutacak kadar yemek. Bu iki mertebe yemek farzdır.
    Üçüncüsü, nâfile olan namazı ve nafile orucu tutabilecek kadar yemek. Bu kadar yemek müstehabdır. İmâm-ı Gazâlî bu konuya dâir; "Akıl sâhiplerinin gâyesi Cennet'te Allahü teâlâya kavuşmaktır. Allahü teâlâya kavuşmak ise, ilim ve amel ile olur. Bunlara bedenin sıhhati ve selâmeti ile devâm edilebilir. Bedenin sıhhat ve selâmeti ise yiyeceklerden alınan gıdâlarla olur. Ancak gıdâlar ihtiyaç mikdârı alınmalıdır. Bu yüzden selef-i sâlihinden bâzı âlimler bedenin ihtiyacı olan gıdâyı almayı din işlerinden saymışlardır" buyurmuştur.
    Dördüncüsü, çalışıp kazanmaya kuvvet sağlamak için yemek. Bu dînin beğendiği tokluktur.
    Beşincisi, midenin üçte birini dolduracak kadar yemek.
    Altıncısı, midenin üçte birinden fazlasına doldurulan yemek olup, mekruhtur. Çok yiyince insanda ağırlık ve uyku meydana gelir. Lokman Hakîm buyurdu ki: "Mîde dolunca insanın düşüncesi, zekâsı uyur, durur. Öyle kimseden hikmet çıkmaz. Âzâları ibâdete karşı tenbel olur. İnsanların ekserisi bu hâl üzeredir.
    Yedincisi, zarar verecek derecede çok yemek aşırı doymak. Resûlullah efendimiz "âleyhisselâm" buyurdu ki: "Her hastalığın aslı çok yemek yemedir." Bu haramdır...

    --------------------------------------------------------------------------------

    Hikmetler...

    RAMAZAN-I ŞERİFE HÜRMET

    İçinde bulunduğumuz mübârek Ramazan ayına hürmet etmek lâzımdır. Hürmet etmek için de, Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmeli, yasaklarından kaçmalıdır. Oruç tutup da, gıybet eden, yalan söyleyen, kalb kıran, haramlardan kaçmayan kimse, Ramazan ayına hürmet etmiş olmaz.

    Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
    "Dikkatli olun! Ramazan ayındaki sevap ve günahlar katlarıyle yazılır. Ramazanda çok namaz kılınız! Çok Kur'ân-ı kerîm okuyunuz! Çünkü Ramazan ayında okunan Kur'ân-ı kerîmin her harfi için, cenâb-ı Hak, Cennet bahçelerinden bir bahçe ihsân eder."

    "Eğer kullar, Ramazan-ı şerîf ayındaki fazîlet ve ihsânları bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını isterlerdi. Çünkü bunda çok sevap vardır."

    [Türkiye Takvimi]

    ***
    İftâr topu aksedince İhsâniye'den,
    Seslendi ezânlarım, Süleymâniye'den,
    Altında ve üstünde yanıp bin kandil,
    Nûr indi civâra, Nûruosmaniye'den.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Fıkıh Bilgileri...

    Oruc kazâsı:

    Arka arkaya olduğu gibi, ayrı ayrı günlerde de, bir gün için, bir gün oruc tutmakdır. Aralıklı tutarken, araya başka Ramazân gelirse, önce Ramazânı tutar. İhtiyâr olup, ölünciye kadar Ramazân orucunu veyâ kazâya kalmış oruclarını tutamıyacak kimse ve iyi olmasından ümîd kesilen hasta, gizli yimelidir. Zengin ise, hergün için bir fıtra, ya'nî beşyüzyirmi dirhem [binyediyüzelli gram] buğday veyâ un veyâ kıymeti kadar altın veyâ gümüş para, bir veyâ birkaç fakîre verir. Ramazânın başında veyâ sonunda toptan hepsi bir fakîre de verilebilir. Fidye verdikden sonra kuvvetlenirse, Ramazân oruclarını ve kazâ oruclarını tutar. Fidye vermeden ölürse, iskât yapılması için vasıyet eder. Fakîr ise, fidye vermez. Düâ eder. Böyle ihtiyâr ve hasta, sıcak veyâ soğuk mevsimde tutamıyorsa, uygun gelen mevsimde kazâ eder. Oruc tutunca, namâzı ayakda kılamıyan kimse, oruc tutar ve namâzı oturarak kılar. Ramazân günü, orucu bozarsa, çocuk bâlig olursa, kâfir müslümân olursa, misâfir şehrine gelirse, kadın temiz olursa, akşama kadar oruclu gibi, sakınmaları lâzımdır. Misâfir [seferî olan] ve kadın, o günü, sonra kazâ eder.

    [Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye]

    -------------------------------------------------------------------

    Not:
    İmsak vakti, oruca başlama zamanıdır. Sabah namazı imsaktan 15 dakika sonra kılınabilir.


    Diğer şehirler ve ülkeler için:
    www.turktakvim.com
    www.namazvakti.com
    Mezardaki ölü, denizde boğulmak üzere olan kimse gibidir. Babasından, anasından, kardeşinden ve arkadaşlarından gelecek bir duâyı hep beklemektedir.
    Hadîs-i şerîf
    www.huzurpinari.com



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  10. #20
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Elvedâ yâ şehr-i ramazân 18

    Hoşgeldin Huzur Ayı

    Gülbahçesinden...



    Hadis-i şerifte buyuruldu ki, (Mallarınızı zekât ile koruyunuz, hastalıklarınızı sadaka ile tedâvî ediniz. Belâ dalgasını duâ ve niyâz ile karşılayınız.)

    [Türkiye Gazetesi Rehber Ansiklopedisi]

    ---------------------------------------------------------------------------­-----

    Kâinatın Efendisi

    Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem"

    MUHAMMED ALEYHİSSELÂMIN FAZÎLETLERİ

    Muhammed aleyhisselâmın fazîletlerini bildiren yüzlerce kitap vardır. Fazîlet, üstünlük demektir.

    Üstünlüklerinden seksenaltı adedi aşağıda bildirilmiştir:

    19-Her Peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mührü vardı. Muhammed aleyhisselâmın ise, sol kürekteki deri üzerinde, kalbi hizâsında idi. Cebrâîl aleyhisselâm kalbini yıkayıp, göğsünü kapadığı zaman, Cennetten getirdiği mühr ile sırtını mührlemişti.

    20-Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü.

    21-Aydınlıkta gördüğü gibi, karanlıkta da görürdü.

    22-Sevr [öküz] burcunun yanında bulunan (Süreyyâ) denilen yıldız kümesindeki yedi yıldızı gözleriyle görüp sayısını bildirmişti. Bu yıldız kümesine Pervin ve Ülker de denilmektedir.

    23-Tükrüğü acı suları tatlı yaptı. Hastalara şifâ verdi. Bebeklere süt gibi gıdâ oldu.

    24-Gözleri uyurken, mübârek kalbi uyanık olurdu. Bütün Peygamberler de böyle idi.

    25-Ömründe hiç esnemedi. Bütün Peygamberler de böyle idi.

    26-Teri gül gibi güzel kokardı. Bir fakir kimse, kızını evlendirirken, kendisinden yardım istemişti. O ânda verecek şeyi yoktu. Küçük bir şişeye terinden koydurup verdi. O kız, yüzüne, başına sürünce, evi misk gibi kokardı. Evi (güzel kokulu ev) adı ile meşhûr oldu.

    27-Orta boylu olduğu hâlde, uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü.

    --devamı var-

    [Herkese Lazım Olan Îmân]

    ---------------------------------------------------------------------------­-----

    Huzur Damlaları...

    İmâm-ı Rabbânî hazretleri (kuddise sirruh) buyurdu ki, (Malı zarardan korumanın ilâcı, zekât vermektir.)

    [Evliyalar Ansiklopedisi]

    Büyükler buyuruyor ki:
    Hadis-i şerifte (Kişi kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedikçe kâmil iman sahibi olamaz) buyuruldu. Din kardeşine her şeyin en iyisini vermelidir, mesela zekat verirken defolu maldan değil, en iyisinden verecek...

    ---------------------------------------------------------------------------­-----

    Fıkıh Bilgileri...

    ZEKAT KİMLERE VERİLİR?

    Zekâtın farzı birdir. Bu da niyet etmektir. Niyet kalb ile olur. Malın zekâtını ayırırken veya müslüman fakire verirken (Allah rızâsı için, zekat vereceğim) diye niyet etmek, kalbden geçirmektir. (Tahtâvî)
    Dört çeşit malın zekatı vardır. Bu mallar altın ve gümüş, ticâret eşyâsı, hayvanlar ve toprak mahsulleridir. (İbni Âbidîn)
    Zekat şu yedi sınıfa verilir: Fakir, miskîn (bir günlük nafakasından fazla bir şeyi olmayan müslüman), âmil (zekât toplayan memur), mükâtep (efendisinden kendisini satın alıp, borcunu ödeyince âzâd olacak köle), münkatı' (hac ve cihâd yolunda olup muhtaç kalanlar), medyûn (borcu olan ve ödeyemeyen müslüman), ibn-üs-sebîl (kendi memleketinde zengin ise de, bulunduğu yerde yanında mal kalmamış olan ve çok alacağı varsa da alamayıp muhtaç kalan). (İbni Hümâm)

    Zekat kimlere verilmez?

    Bir kimse; anasına, babasına, dedelerine, büyük annelerine, evlâtlarına, torunlarına, hanımına ve kâfire zekât veremez. Fakir olmak şartı ile bir kimse; gelinine, dâmadına, kayınvâlidesine, kayınpederine, kayınbirâderine, üvey çocuğuna zekât verebilir. Fakir olan hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya zekât vermek daha çok sevap olur.

    [Türkiye Gazetesi Rehber Ansiklopedisi]

    ---------------------------------------------------------------------------­-----

    Menkıbeler...

    Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri (rahmetullahi aleyh) yedi yaşında iken, mektepten gelince babasının ağladığını görüp, sebebini sordu: "Zekât olarak dayın Sırrî-yi Sekâtî'ye birkaç gümüş göndermiştim, almamış. Kıymetli ömrümü, Allah adamlarının, beğenip almadığı gümüşler için geçirmiş olduğuma ağlıyorum." dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; "Babacığım, parayı ver ben götüreyim." deyip dayısının evine gitti. Kapıyı çaldı. Dayısı, kim olduğunu sorunca; "Ben Cüneyd'im dayıcığım. Kapıyı aç ve babamın zekâtı olan bu gümüşleri al!" dedi. Dayısı; "Almam!" deyince, Cüneyd-i Bağdâdî; "Adl edip babama emreden ve ihsân edip, seni serbest bırakan Allahü teâlâ için al!" dedi. Dayısı; "Allahü teâlâ babana ne emretti ve bana ne ihsân etti?" dedi. Cüneyd-i Bağdâdî; "Babamı zengin yapıp, zekât vermesini emretmekle adâlet eyledi. Seni de fakir yapıp, zekâtı kabûl etmek ve etmemek arasında serbest bırakmakla ihsân eyledi." dedi. Bu söz Sırrî-yi Sekatî'nin çok hoşuna gidip; "Oğlum! Gümüşleri kabûl etmeden önce seni kabûl ettim." dedi ve kapıyı açıp parayı aldı.

    [Evliyalar Ansiklopedisi]

    -------------------------------------------------------------------


    Not:
    İmsak vakti, oruca başlama zamanıdır. Sabah namazı imsaktan 15 dakika sonra kılınabilir.

    Diğer şehirler ve ülkeler için:
    www.turktakvim.com
    www.namazvakti.com
    Zekât niyeti ile bir kuruş vermek, dağlar kadar altını sadaka olarak vermekten kat kat daha sevaptır.
    İmâm-ı Rabbânî "Rahmetullahi aleyh"

    www.huzurpinari.com



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



+ Konu Cevaplama Paneli

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150