-
Süper Üyemiz
Su gibi aziz ol
Gözü Yaşlı Öyküler
Sadık Söztutan
sadik.soztutan@tg.com.tr
Su gibi aziz ol
Bizim Nusret’in hayatı, bir bayram namazında kürsüdeki vaizden duyduğu bir cümle ile değişmiş:
- Günahı bol olan, bol su dağıtsın, demiş hoca.
Yirmi yaşındaki köy çocuğu Nusret, almış eline kovaları, doldurup doldurup köylünün evine su taşımaya başlamış.
Özellikle çeşmeye gitmekte zorlanan yaşlı amca ve teyzelerin, çocuğu olmayan ailelerin evine su servisi yapıp duruyormuş gün boyu...
Bu aşırı su taşıma işi sebebiyle kısa zamanda ailesi “kafayı yediğine” hükmedip, köylüler arasında da adı “deli”ye çıkınca, değil Erbaa, Tokat sınırlarını terk etmeye karar vermiş ve İstanbul’a gelmiş Nusret.
***
Tokatlı bir hemşehrisi sayesinde, köyündeki su dağıtıcılığından, İstanbul’da gazete dağıtıcılığına terfi etmiş.
Günlük bir gazeteyi, her sabah erkenden iki yüz civarında abonesine dağıtıyormuş keyifle...
***
Bu gazete dağıtma işini öyle ciddi ve samimiyetle yürütüyormuş ki, bütün aboneleri onu çok seviyormuş.
Hemen hepsi ile dost olmuş.
Abonelerinden biri olan bir emlâkçı sayesinde bir arsa satın almış.
***
Nusret’in emlâkçı dostu aracılığıyla “hesaplı” bir fiyata satın aldığı arsadan su çıkmış.
Hem de ne su...
Gazetesini götürdüğü tekstil atölyesi sahibi sayesinde, bu suyu ticarete dönüştürmüş.
Açtırdığı su kuyusundan hem o tekstil atölyesine, hem onun aracı olduğu başka fabrikalara tanker tanker su satmaya başlamış Nusret.
***
Geldiği son noktada Nusret, yirmi altı yaşında, o su sayesinde bir başka yerde dört katlı bir apartman dikmenin yanında, yepyeni arabasına da kavuşmuş.
Adeta, samimiyetle dağıttığı kova kova su birikip nehir olmuş, Nusret’in hayatını derelerden sürükleyerek okyanusa kadar taşımış...
ÇEVREMDEKİ ÖLÜMLER...
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu: Birlikte çalıştığımız büyük şair, “Aylardan ağustos, günlerden cuma” şiiri ile şöhret oldu, ağustos ayının cuma günü öldü.
Muzaffer Soysal: Dış politika ve spor yazarımız, “Frene basmak” başlıklı makalesi ile hayatının muhasebesini yaptı, ölümü anlattı, ertesi gün görev başında öldü.
Müfit İmşir: Birlikte İngilizce gazete çıkardığımız İmşir’in gazetedeki köşesinin adı “The Man in The Street” idi, yani “Sokaktaki Adam.” Bir gün sokakta ölmüş olarak bulundu.
Muhsin Yazıcıoğlu: Tanıdığım Reis, “Üşüyorum” isimli bir şiir yazmıştı; ölüm yolculuğunda, dağ başında ve karlara gömülü olarak kırk sekiz saat “üşüyerek uyudu.”
Konu dutkmd tarafından (07-04-2009 Saat 17:17 ) değiştirilmiştir.
Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
"Oğlum sana üç öğüt vereyim!
1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"
-
Süper Üyemiz
emeginize saglık..........teşekkürler.......
-
Super Moderator
Tags for this Thread
Yetkileriniz
- You may not post new threads
- You may not post replies
- You may not post attachments
- You may not edit your posts
Forum Rules