Öğretmenim canım benim

Gazetelerdeki periyodik köşelerin orasına burasına bir çiçek gibi iliştirilen “günün sözü” kutucuklarında yayınlanmış en güzel laflardan biri şudur:
“Öğretmenler kendilerini köprü olarak kullanır; öğrencileri üzerlerinden geçtikten sonra, gururla yıkılır giderler.”
Ünlü düşünce adamı Nikos Kazancakis’in kaleminden çıkan, Zorba’dan sonraki en çarpıcı şey, bu cümledir bence...
***
Bekçi olan babasını kaybettiği yıl liseye başlamıştı çocuk...
İlk kez geldiği kentte, hem kaldığı fakir öğrenci yurduna, hem de kayıt olduğu Endüstri Meslek Lisesi’ne adapte olmaya çalışıyordu.
***
Matematik dersinde hoca “kümeleri” anlatıyordu. Dersin bir yerinde tahtaya bir küme grubu yazdı ve bunun alt kümelerini sıraladı. Birden tebeşiri bırakıp, ellerini birbirine çırparak, öğrencilere döndü:
- Bu kümenin bir alt kümesi daha var, diyerek cebinden not defterini çıkarıp kürsüye bıraktı; bilene 10 vereceğim!
Utangaç köylü çocuğu, cevabı bilmenin verdiği heyecanla kalbi küt küt atarak parmağını olabildiğince yukarı kaldırdı, kendisi de ayağa fırladı.
Otuz iki kişi arasında kalkan tek parmaktı zaten; hoca hemen gördü:
- Söyle!
- Boş küme...
Herkes hocanın yüzündeki ifadeye baktı, doğru mu, yanlış mı diye...
Hocanın suratına yapışık duran donuk ifade değişmedi ama bekçi çocuğunun beklediği cevabı tek kelime ile söyledi:
- Doğru...
Çocuk rahatlamış olarak gururla yerine oturuyordu ki:
- Gel buraya, dedi hoca.
Çocuk kürsüye yaklaşınca Matematikçi elini uzattı:
- Tebrik ederim.
Çocuk da elin uzattı. Ancak elinde annesinin dokuduğu eldiven takılıydı ve hoca kaşlarını çatarak elini geri çekti.
Zil çaldı.
Matematik hocası not defterini cebine koydu, çıkmaya yeltendi; öğrenciler de sıralarından birer ikişer ayağa kalkıp sınıfın ortasına doğru yürüdü.
Hoca geri döndü, sağ eliyle çocuğun boynuna yapıştı, hafiften sıkarak herkesin duyacağı şekilde şöyle dedi:
- Bak, sana bir medeniyet dersi... Eldivenle tokalaşmak saygısızlıktır! Şimdilik 10 almayı hak etmedin!
Çocuk bir şey söyleyemedi hocasına, yutkundu sadece...
Oysa eldiven takması sebepsiz değildi; doktorların inflamatuar dediği, eli, bileklerinden parmak uçlarına kadar, çevresi kırmızı, şiş ve içinde beyaz irin olan sivilcelerle doluydu.

Gözü Yaşlı Öyküler
Sadık Söztutan
sadik.soztutan@tg.com.tr