"Şah'ı- zaman"
dostuma
“şahızaman” kardeşim!- inan beni ağlattın,
Tabii’ki taltifinle- beni çok mutlu etti.
Ancak ben buna layık- ne bir kul ne ümmetim,
Dilerim Rabbim beni- acısın da affetsin.
Sana da bu tavrından- Mevlâm mükâfat versin.

Resûlullah’tan sonra- Ümmetin en büyüğü,
Allah ve Resûlü’nün- methettiği, övdüğü,
Malı- canı her şeyi- Din emrine verdiği,
O Peygamber âşığı- muhteşem Ebu-Bekir,
Ayağının altından öpsem- o bana yeter.

O ayak ki; Resûle- zor yolda eşlik etmiş,
Mağara arkadaşı- neyi varsa terk etmiş,
Yılanı deliğinde- mağarada geri tepmiş,
Tek ki arkadaşına- zarar gelmesin diye.
O ayağın altını- öpsem yeter hediye.

Hem Mirac olayını- müşrikler yalanlamış,
Koşturarak soluğu- Ebû-Bekir’de almış.
Demişler “arkadaşın galibaki bunamış,
Mirac’a çıktım diyor- böyle bir şey olur’mu?
Sen akıllı adamsın- düzeltiver durumu.”
Ebû-Bekir cevaben – “eğer O söylediyse;
Doğrudur ve gerçektir- hiç kurmayın desise”

Hemen Zî’Şan-a varıp- hiçbir şeyi sormadan,
“Mîrac’ın kutlu olsun”- demiş; inançla-candan.
Efendimiz öyle bir- memnun kalmış ki ondan,
Sevinçle-hoşnud’lukla- ‘SIDDIK’ ismini vermiş.
O’nu, dostluk-sadâkat, tahtına uygun görmüş.

Tebük Seferinde’yse- Ebû-Bekir en önde,
Savaşa yardım için- ne var- ne yok elinde,
Hepsini bağışlıyor- Resulullah emrine,
Efendimiz soruyor- dönerek Ebû-Bekr’e;
“Yâ Ebâ-Bekr! Geride- ne bıraktın ehline”
O kendine yakışan- cevabını veriyor;
“Allah ve Resulünü- bıraktım kafi” diyor.

Daha dünyada iken- cennetle müjdelenen,
Aşare’i-Mübeşşere- şerefine erişmiş,
İnsanların- Meleğin, görnüllerine girmiş,
O mülayim, O müşfik- O müstesna KUL- insan,
İzine yüz süreydim- eğer olsaydı imkan.

Yâ Rabb!”şahızamanı”asıl ismi ne ise,
O şanlı insanlarla- sokuver cennetine,
Seçkin sevdiklerinle- kavuşsun nimetine.
Beni de komşu eyle- lütfedip himmetinle,
Bütün, mü’min- mü’mine- bulunsunlar bi’cümle.
Şevket OKYAY
.................................................. ..........
"Şah'ı-Zaman" isimli kardeş site üyesi
Dostumun, beni "Ebu Bekir" r.a. ha benzetmesi
üzerine bu şiirle cevap takdim ettim.