+ Konu Cevaplama Paneli
1 den 8´e kadar. Toplam 8 Sayfa bulundu

Konu: Hak sözün vesikaları ' ndan

  1. #1
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Hak sözün vesikaları ' ndan

    HAK SÖZÜN VESİKALARI -119

    din, kadere inanmak ve kanaat etmekdir‏


    İlm sâhibi olan, müslimân olur. Câhil olan, din düşmanlarına aldanır.



    (Se’âdet-i Ebediyye) kitâbımızı iyi okuyan, bahtiyâr bir genç, İslâmiyyeti doğru olarak, iyice öğrenir. Hiçbir iftirâya aldanmaz. Bunun içindir ki, Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz, (İlm sâhibi olan, müslimân olur. Câhil olan, din düşmanlarına aldanır) buyurarak, bilgili olmağı tavsiye buyurmakdadır.
    Evet din, kadere inanmak ve kanâ’at etmekdir. Fekat kader, çalışmamak, fazla istememek değildir. Kader, insanların ne yapacağını, Allahü teâlânın önceden bilmesi demekdir. Allahü teâlâ, çalışmağı emr ediyor. Çalışanları övüyor. Nisâ sûresi, doksandördüncü âyetinde meâlen, (Cihâd edenler, çalışanlar, uğraşanlar, oturduğu yerde ibâdet edip cihâd etmiyenlerden dahâ üstündürler, dahâ kıymetlidirler) buyuruldu. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Çalışıp kazananları Allahü teâlâ sever) buyuruyor. (Se’âdet -i Ebediyye) kitâbımızın fihristinde, (Kesb ve ticâret) maddesi bulunup okunursa ve târîh gözden geçirilirse, İslâmiyyetin, çalışmak, kazanmak dîni olduğu iyice anlaşılır.
    Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, (İki gün bir derecede bulunan, ilerlemeyen aldandı) buyurarak, hergün ilerlemeği, yükselmeği emr ediyor. (İşlerinizi yarına bırakmayınız. Sonra yok olursunuz!) ve (Yabancı dil öğrenin. Düşmanın şerrinden böylece kurtulursunuz!) buyuruyor.
    Âhıret ni’metlerini düşünmek çalışmağı önler demek, çok insâfsızlık, çok alçaklıkdır. (Çalışıp kazanan kimse, âhıret günü ayın ondördü gibi parlak olacak) ve (Âlimlerin uykusu ibâdetdir) ve (Halâl kazanın ve hayrlı yerlere harc edin) ve (Din kardeşine ödünç verenin, günâhları afv olur) ve (Herşeye ulaşdıran yol vardır. Cennete kavuşduran yol ilmdir) hadîs-i şerîfleri, çalışıp kazanmağı ve dünyâda iyi yoldan kazanıp, iyi yere verenlerin, âhıreti kazanacağını bildirmekdedir.
    Dünyâlık ele geçirmek için, dinlerini verenlere (Din yobazı) denir. Yobazlar, dâimâ aldanmış, felâkete sürüklenmişlerdir. Yaranmak istedikleri şefleri, her fânî gibi, koltukdan düşmüş, inanmadıkları, kafa tutdukları, yüce Allahın adâleti katına çıkarak, sonsuz azâblara yuvarlanmışlardır.




    sayfa:375
    Konu dutkmd tarafından (16-02-2009 Saat 13:52 ) değiştirilmiştir.



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  2. #2
    Super Moderator ceylannur is on a distinguished road ceylannur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    33.993

    Standart

    sag olun paylasımızın allah cc yolunu acık etsın



    ölümle nişanlıysak neden çeyiz hazırlamıyoruz









  3. #3
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    HAK SÖZÜN VESİKALARI -121


    Kanâ’at demek, bir hırkaya râzı olup tenbel oturmak demek değildir.


    İslâm dîni çalışmağı, ilerlemeği emr etmekde, kazanıp fakîrlere yardım edenlere Cenneti müjdelemekdedir Müslimânlık, çalışıp kazanmağı emr ediyor. Kanâ’at demek, bir hırkaya râzı olup tenbel oturmak demek değildir. Müslimânlar, aslâ böyle değildir. Kanâ’at demek, kendi kazandığına râzı olup, başkasının kazancına göz dikmemek demekdir. Avrupaya medeniyyeti islâmiyyet getirdi. Çünki islâmiyyet, iktisâdî refâhı sağlıyan yolları göstermekdedir. Buna kavuşmak için, çalışmağı istemekdedir. (İnsanların hayrlısı, en üstünü, insanlara dahâ fâideli olanlarıdır), (İyiliklerin en iyisi sadaka vermekdir), (En hayrlınız, insanları çok doyuranınızdır) ve (Sizin en hayrlınız, başkasından beklemeyip, çalışan,kazananınızdır).



    Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-377

    www.huzurpinari.com



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  4. #4
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    Duanız için teşekkürü bir borç bilirim.
    sonsuz güzellikler sizin olsun İnşaallah.
    sağlıcakla kalınız.



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  5. #5
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    HAK SÖZÜN VESİKALARI -122

    Medeniyyet; Ta’mîr-i bilâd ve terfîh-i ibâddır




    İslâm âlimlerinin “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” ta’rîf etdiği ve ulaşılmasını emr etdiği medeniyyet; (Ta’mîr-i bilâd ve terfîh-i ibâd)dır. Ya’nî medeniyyet, binâlar, makinalar, fabrikalar yaparak memleketleri kalkındırmak ve fenni ve her çeşid gelirleri, milletlerin hürriyyetleri, râhat ve huzûr içinde yaşamaları için kullanmak demekdir. Yirminci asrda, medeniyyetin bu iki şartından, yalnız birincisi vardır. Fen, göz kamaşdırarak ilerlemekde ise de, ekonomik ve teknik buluşlar, insanları köle yapmak, zulm ve işkence için kullanılmakdadır. Komünist devletler ve dikta rejimleri bunun misâlidir. Yirminci asr, fen asrıdır. Medeniyyet asrı olmakdan çok uzakdır.
    İslâmiyyet, ahlâksızlığı, nâmûssuzluğu, sömürücülüğü, iki yüzlülüğü, diktatörlüğü, jurnalciliği, kısaca, insanlığı kemiren her kötü davranışı yasak etmekdedir. Kötü rûhlu, bozuk karakterli kimse, elbette iyilik yapılmasını istemez. Bozguncu olan alçaklar, yapıcı olan islâmiyyetden elbette ürker.




    Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-378



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  6. #6
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    HAK SÖZÜN VESİKALARI -123

    Muhammed “aleyhisselâm”, insanları yükseltmek için doğmuşdur.


    Büyük Kostantin zemânında, ilâhî kıymetini büsbütün gayb eden hıristiyanlık, siyâsî bir kazanç vâsıtası olmuşdu. Rûhânîler, hıristiyan olmıyanlara karşı, kanlı savaş açıyorlardı. Herkesi, körü körüne hıristiyan olmak için zorluyorlardı. Luther, bu çılgınca saldırıda pek ileri gitmişdi. Protestan olmıyan her dîne, her millete ateş püskürüyordu. Katoliklerin kurdukları misyoner teşkilâtı da, ayrıca fikrleri karışdırmağa, vicdânları şaşırtmağa uğraşıyor, hergün yeni yeni yazılarla, hıristiyanlık propagandası yapıyordu. Hıristiyânların ilme, fenne uymıyan ve ba’zân kan dökerek, bir yandan da aldatarak yapdıkları saldırılara karşı, Avrupada, onsekizinci asrda hıristiyan düşmanlığı başladı. Papasların, insanları aldatdıkları, hurâfelere inanmak için zorladıkları, herkesi fikr esâretine almak için uğraşdıkları yazıldı. Fekat, bu düşmanlık, hıristiyanlık dînine karşı olmakla kalmadı. Her dîne saldıranlar türedi. Bunlar, papasların fenâlığını, dînin bozulmasında, dînin değişdirilmiş olmasında görmüyor, dinden geldiğini sanıyorlardı. Dinleri incelemeden, hıristiyânların yapdıkları zulmleri, kötülükleri, din olarak ele alıp, dinlere saldırıyorlardı. Din düşmanlığında en ileri gidenlerden biri Volter oldu. O da, Luther gibi islâmiyyete iftirâ ediyor, Resûlullah efendimizi, Lutherin dediği gibi sanarak, (Hâşâ) kötülüyordu. Bunlar da, hıristiyanlar gibi, islâm dînini incelemeden, bütün dinlere çatıyordu. İlk olarak ondokuzuncu asrda, Alman Von Herder, körü körüne hıristiyan olmağa zorlanmak gibi, körü körüne din düşmanlığı yapmanın da, yanlış olduğunu söyledi. Dinleri, öncelikle islâm dînini incelemek lüzûmunu ortaya koydu. Böylece, Avrupada, Muhammed aleyhisselâmın hayâtı ve islâmiyyetin, ferdleri, âile ve cem’iyyeti idâre için gösterdiği ışıklı yolun şaşılacak üstünlükleri görülmeğe, anlaşılmağa başladı. İngiliz fikr adamlarından Carlyle (Karlayl), 1257 [m. 1841] de yazdığı (Kahramanlar) kitâbında, (Peygamber olan bir kahraman) başlığı altında, Muhammed aleyhisselâmın hayâtını, ahlâkını ve başarılarını övmekdedir. Bir yerinde (Oniki asr boyunca, yüzmilyonlarca insanı idâre etmiş, doğuda, batıda medenî devletler kurulmasına sebeb olmuş bir zât, Lutherin ve Volterin yazdığı gibi, bir sahtekâr olamaz. Aşağı bir kimse, hazret-i Muhammedin “aleyhisselâm” başarılarına kavuşamaz. Ancak, îmân ve ahlâk sâhibi, olgun bir kimse, başkalarına fâideli olur. Muhammed “aleyhisselâm”, insanları yükseltmek için doğmuşdur. Böyle olmasaydı, kimse ona uymazdı. Muhammed aleyhisselâmın sözleri doğrudur. Çünki yalancı olan bir kimse, bir din değil, bir ev bile kuramaz) diyor. Karlayl zemânında, Avrupada doğru islâm kitâbları yok gibi idi. Fekat o, uzun senelerin incelemeleri ve keskin görüşü ile, hıristiyanların ve din düşmanlarının yalanlarına aldanmadı. Târîhin hakîkatlerini görebildi. Bugün islâm kitâbları, Avrupa, Amerika dillerine bol bol çevrilmekde, Karlayl zemânında bulunan, yanlış ve noksanlar da aydınlatılmakdadır.
    Lutherin, Kur’ân-ı kerîme karşı yazdığı çirkin yazıları ve Volterin Muhammed “aleyhisselâm” için uydurduğu korkunç fâci’alar olan fikrleri ile Karlaylın (Peygamber olan kahraman) kitâbı yan yana getirilirse, müte’assıb hıristiyanlar ve câhil din düşmanları ile ilm, inceleme adamlarının, islâmiyyeti görüşleri arasındaki fark iyi anlaşılır. Karlayldan sonra, İngiliz ilm adamı Lord Davenport da, Muhammed aleyhisselâmın hayâtının, ahlâkının güzelliğini, Kur’ân-ı kerîmin insanlığı se’âdete kavuşduran bir ilm kaynağı olduğunu uzun uzun anlatmış, Kur’ân-ı kerîme ve Muhammed aleyhisselâma dil uzatanlara, susdurucu cevâblar vermişdir. Görülüyor ki, islâm düşmanları, bugün, yalan ve iftirâ ateşini körükliyebilmek için, üç kaynakdan zehr almakdadır: Hıristiyan misyonerlerinden, Volter gibi körü körüne dinlere saldıranlardan ve her doğruyu, her iyiliği yok edip, insanları bir hayvan ve bir makina adam gibi sömüren komünistlerden zehrlenmekdedirler.



    Hak Sözün Vesikaları, Sayfa-379



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  7. #7
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart

    HAK SÖZÜN VESİKALARI - 125


    Kötü kimselerle arkadaşlıktan sakınmalı

    İblîsin râhat, sevinçli oturduğunu, kimseyi aldatmakla uğraşmadığını gören bir zât, (Niçin insanları aldatmıyorsun, boş oturuyorsun?) dedikde, (Bu zamânın kötü din adamları, benim işimi çok güzel yapıyorlar, insanları aldatmak için bana iş bırakmıyorlar) demişdi.

    Hâfız imâm da, aklını fikrini dînin yayılmasına vermişdir. Zâten her müslümânın böyle olması lâzımdır. Hadîs-i şerîfde, (Kendisine deli denilmiyen kimsenin îmânı temâm olmaz) buyuruldu. Biliyorsunuz ki, bu fakîr, söyliyerek ve yazarak, iyi kimselerle konuşmanın ehemmiyyetini anlatmağa uğraşıyorum. Kötü kimselerle arkadaşlıkdan kaçınmasını tekrâr tekrâr bildirmekden usanmıyorum. Çünki, işin temeli bu ikisidir. Söylemek bizden, kabûl etmek sizden. Dahâ doğrusu, hepsi Allahü teâlâdandır. Allahü teâlânın hayrlı işlerde kullandığı kimselere müjdeler olsun.



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



  8. #8
    Süper Üyemiz dutkmd is an unknown quantity at this point dutkmd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    14.298

    Standart Kalbi temiz olan, ahkâm-ı islâmiyyeye uyar.

    HAK SÖZÜN VESİKALARI - 129

    Kalbi temiz olan, ahkâm-ı islâmiyyeye uyar.

    Muhammed Ma’sûm Fârûkî "kuddise sirruh" hazretleri buyurdular ki;

    (Kalb), göğsümüzün sol tarafındaki et parçası değildir. Buna, yürek denir. Yürek, hayvanlarda da bulunur. Kalb, yürekde bulunan bir kuvvetdir. Görülmez. Ampulde bulunan elektrik ceryânı gibidir. Buna, gönül diyoruz. Gönül, insanlarda bulunur. Hayvanlarda bulunmaz. Bedendeki bütün a’zâ, kalbin emrindedir. His uzvlarımızın duydukları bütün bilgiler kalbde toplanır. İnanmak, sevmek, korkmak, insanın kalbindedir. İ’tikâd eden, ya’nî îmân eden ve kâfir olan, kalbdir. Kalbi temiz olan, ahkâm-ı islâmiyyeye uyar. Kalbi kötü olan, ahkâm-ı islâmiyyeden kaçar. Güzel, iyi ahlâkın ve kötü huyların yeri kalbdir. Allahü teâlâ, dinleri, Peygamberleri, kalbi temizlemek için gönderdi. Kalbi temiz olan, herkese iyilik eder. Devletine, milletine fâideli olur. Dünyâda, râhat, huzûr içinde yaşarlar. Âhiretde de, ebedî, sonsuz se’âdete kavuşurlar. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını okuyup, öğrenip de, öğretmeğe çalışan ana, baba, evlâdı için büyük ni’metdir. Böyle olan mu’allim, talebesi için büyük ni’metdir. Böyle olan kitâblar, mecmû’a ve gazeteler, okuyucuları için büyük ni’metdir. Böyle olan, radyo, televizyon ve internet, bütün millet için büyük ni’metdir. Etiketi, mevkı’i ne olursa olsun, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâblarını okumamış, okusa da anlıyamamış olan bir câhil, ahmak kimsenin, islâmiyyet hakkında, boş kafasından çıkan sözleri, yazıları, hiç kıymetsizdir. Mechûle taş atmak gibidir. İslâmiyyete ve bütün insanlara zararlıdır. Ehl-i sünnet âlimlerinden sonra, ba’zı câhiller, sapıklar, yunan felesoflarının fikrlerini ve kendi zamânlarındaki fen bilgilerini ve kendi sapık ve hâin düşüncelerini karışdırarak, bozuk din kitâbları yazdılar. İslâm dîninde, böylece yetmişiki bozuk (Bid’at) fırkası meydâna geldi.]




    Sayfa : 323
    www.huzurpinari.com



    Dâvud aleyhisselâm, oğluna buyurdu ki:
    "Oğlum sana üç öğüt vereyim!
    1- Elde edemediğin şeye üzülme,(Kısmet böyle imiş.) diyerek Allaha tevekkül et!
    2- Eline geçene râzı ol! (Kısmetim bu imiş.) diyerek Allahü teâlânın taksimine râzı ol!
    3- Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! (Mukadderat böyle imiş.) de!"



+ Konu Cevaplama Paneli

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150